• 19.04.2014 00:00

 İnsanlığın anası, ilk öğretmeni, şefkat duygularıyla donatılmış, mübarek insan anadır, eştir.

Bir insan düşünün eşi hasta, bir çocuk düşünün annesi hasta….. Bu eksikliğinin yerini hangi dünyevi varlığı doldurur ki? Öyleyse kadın sağlığı aynı zamanda aile sağlığıyla eş değerdir. Bu münasebetle anne sağlığı için ne gerekiyorsa yapmalı, anne sağlığına sıkıntı veren ne varsa ortadan kaldırılmalı. Yani sorun oluşup kriz çözümüyle uğraşmadan, risk analızi yapıp sorunun oluşmasına engel olmak esastır.

Mutlu huzurlu ve sağlıklı aileler istiyorsak;

1-Çocuk gelinlere müsaade etmeyeceğiz,

2-Eşlerimizi ikinci sınıf vatandaşmış gibi düşünüp, kendilerine sıkıntı vermeyeceğiz.

3-Evilik öncesi eşlerin karşılıklı haklarını ve katlanması gereken hallerin fedakarlıklarını kendilerine öğreteceğiz.

Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı(TAPV) bu konuda 17 Nisan günü Diyarbakır Dedeman otelde bir günlük bir çalıştay yaptı. Çalıştaya İl Sağlık müdürlükleri çalışanları, Kadın dernekleri, Yerel yönetim çalışanları ve Akademisyenler katıldı. Ben de TkMM adına katıldım. Çok önemli mevzular dile geldi, yararlı çözümler sunuldu. Ancak referanslar olarak genelde batı değerlerine gönderme yapılıyordu. Ne yapsınlar okullarımızda, akademilerimizde bu referanslar var. Bir ara Norveç, İsveçte’ten örnekler verildi. İyi ki Norveç’e on günlük bir gözlemim olmuştu, olayın dezavantajı hakkında yakinen bilgi sahibiydim. Söz hakkı aldım ve şu katkıda bulundum.

“Efendim yeni Cumhuriyeri kurduk Osmanlının üzerine bir çarpı işareti attık. Ne oldu, ne bitti iyi kötü yanı neydi? değerlendirme fırsatını bulamadık. Kadın sorununu tartışıyoruz, ama İslami değerlerden bir alıntımız yok, Batının değerleriyle konuşuyoruz, halbuki batının bir çok değeri de işimize yaramıyor. Örneğin 18 yaşına gelen bir çocuk, annesine artık sen sana ben bana diyemediği gibi bir enne baba da, evladım sen 18 yaşına geldin artık başının çaresine bak demiyor, diyemiyor.

İslam dinine göre bir kadının esteiğinin bozulmasında bile risk varsa aile planlamasına gidilebilir derken,  bilgisiz/bilinçsiz din adamları aile planlamasını Allah’a karşı isyan olarak dillendirdiler. Şu dinin zeraferine bakın, şu bilgisiz din adamlarının fetvalarına bakın.

Devlet seküler bir dille aile planlamasını halka dayattı ama başarılı olamadı. Aile hekimliği ifadesi beni memnun etti yani bütün mesele aileyi korumaktır, eğer aileyi kaybedersek meydana gelebilecek tahribatı telafi etmek çok zor olacak. Aslında bütün mesele şu, biz özgürlük derken erkek ve bayanları cinsi münasebetlerini serbest mi bırakacağız veya bir akde mi yani nikaha mı? bağlı olarak kabulleneceğiz? Bunu iyi düşünmemiz lazım.” Şeklinde bir katkıda bulundum.

Daha sonra Dr. Seyfettin Sarıbaş ve Prof.Dr.Nuray Özgülnar’ın nitelikli sunumlarıyla meselenin aslı üzerinde duruldu. Bilimsel istatistikler ve sorunların kaynağının elealındığı sunumlar ve çözüm önerileri, katılımcıların katkılarıyla çalıştayı zenginleştirildi.Umarım bu tür çalışmalar deniz dalgası gibi yayılır ve bu konuda insanımız bilgilendirilir. Kadın sorunlarımız da gittikçe azalır ve daha sağlıklı bir toplum oluşur.

İlk sefer öğrendiklerim, duyduklarım:

1-Bir ülkede kadın başına düşen çocuk sayısı 2,1’in altına düşünce nüfuş gittikçe yaşlanıyor, çünkü kendini yenileyemiyor.(Meğerse Başbakanın endişesi bundanmış)

2-Türkiye’nin gayrisfi milli hasilası fert başına ortalama yaklaşık 9,300 Dolar iken, Diyarbakırda 3,700 düzeyindedir.(yani fakir bir iliz)

3-Kaçak dahil elektriği kullanma açısından 81 il arasında 73. sıradayız.Çünkü sanayimiz yok.(Dolayısıyla istihdam az)

4-Hastahanedeki yatak sayısı Türkiye ortalamasının üstündedir.

5-Bebeklerin ölüm oranı Türkiye ortalamın altına düşmüş durumda,

6-Nüfus yoğunluğu açısında 12. şehir durumundayız.

7-15 yaş altı evlilikleri suç teşkil ediyor.

8-19 yaşından küçük kadınlar için doğumlar, 40 yaşından büyükler için doğumlar, 2 yıldan az arayla doğumlar ve 4’ten fazla doğumlar kadın için risktir ve kadın sağlığını bozduğu gibi ölümle de sonuçlanabilir.

Bu tür sorunların giderilebilmesi için,

1 Yasal düzenlemenin yapılması,

2-Nitelikli bir temel eğitimin çocuklarımıza verilesi,

3-Vatandaşlık okullarıyla halkımızın bilgilendirilmesi,

4-Refah düzeyinin yükselmesi için çalışmaların yapılması,

5-Siyasilerimizin soyut siyasetten vazgeçip, eğitim, üretime ve ekonomiye ağırlık vermeleri,

6-Sivil toplum kuruluşlarının daha aktif duruma gelmeleri,

7-Manevi değerlerimizden destek alınarak din adamlarının nüfuzundan yararlanılmalıdır. Kanaati uyandı.

Bu tür çalışmaların daha da çoğalmaması ve halkın aydınlatarak sağlıklı bir toplumun oluşması dileğiyle.

Dünya kadının etrafında dönüyor diyor ve herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.