• 4.05.2014 00:00

 Cumhuriyet tarihinde basın genelde güçlünün yanında yer aldı, Yargı konjoktürel hareket etti, Hükümet ve Meclise de gerektiğinde aba altında sopa gösterildi.

Demokratik düzenlerin ana unsuru olan STÖ’lere ise hiç imkan verilmedi mücadeleleriyle STK oluşturan kimselere de iyi gözle bakılmadı, hatta oraya buraya kayıtlıdır diye insanlara fişlendi. Ta ki AK parti iktidarı başa gelene kadar.

Bu eksikliğin farkına varan hükümet AB uyum çalışmaları paralelinde Sivil toplum kuruluşlarının gelişmesi için kolaylaştırıcı yasa ve yönetmelikler çıkardılar. Bunların başında gelen iyileştirmelerden biri Emniyetteki dernek masasını  kapatıp, iç işleri bakanlığına bağlı il dernekler müdürlüğünü oluşturmasıdır. Artık derneklerin sağından solundan silahlı devlet adamı yok,  bu sürecin yüzlerce iyileştirmelerinden bir tanesidir. Ya Sivil Toplum Güçlendirme merkezi(STGM)’ye ne demeli? O da gerektiğinde Derneklere destek veriyor, projelerine katkı sağlıyor.

Peki sorun ne?

Sorun şu sevgili kardeşim arkadaşım STK olarak kurulan örgütler, siyaseti taklit ettikleri gibi, canları istediği gibi dernekleri idare ediyorlar. Bu çok acınacak bir durum yani STK’ların da cephesi var, yani nerdeyse şehrin siyasi renkleri kadar STK türleri var.Peki böyle olur mu ? diye sorsanız cevabım; olmaz olacak? Kağıt üzerinde kendimizi aldatıyoruz. Hal böyle olunca da ben şöyle yaptım, sen şöyle yaptın derken kimse demiyor ki biz ne yaptık acaba? Ben Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı(TÜSEV)’in uluslararası STK-Kamu işbirliği iki günlük çalıştayına  katıldım. İstanbul Gayrettepe Point otelde iki günlük çalışmaya kendi imkanlarımla gitmiştim.Diyarbakır STK’larından da bazıları davetliydi ama gelen yoktu maalesef.

Bu nezih çalışmaya bir çok açıdan katkı yaptım, hatta Dernekler dairesi sayfasında bir makalem hala yayındadır.İsterseniz http://www.dernekler.gov.tr adresinde e-bülten sayfasına bakabilirsiniz.

Dermekler dairesi başkanının hayran kaldığı tekliflerimden biri şuydu: Efendin dernek yönetiminde yer almak isteyenlerin STGM’den bir sertifika almaları lazım, en az iki ya da gerektiği kadar bir bilgilendirme ve başarı kazananlara verilen bu belgeye sahip olanlar dernekleri daha iyi idare edecekler. Başka türlü, adam ben başkanım diye bir yandan hava atıyor, diğer yandan derneği canı istediği gibi yönetiyor, kendisini eleştiren üyelerine karşı cephe tutuyor.Yönetimden sadece kendini sorumlu tutuyor, diğer yönetim kurulu üyelerini pasifize ediyor.Yani hayatın sorunlarını çözmek için kurulan dernek, bizatihi sorun oluyor, gel de buna sessiz kal.

Ben şunu yaptım, o bunu yaptı, sen ötekini yaptın diyenler var, ama biz ne yaptık sorusunun cevabını verenler çok az, halbuki önemli olan müşterek sorunları çözüp hayatı kolaylaştırmaktır. Ben acizane kardeşiniz olarak üç yıldır Diyarbakır küçük Millet Meclisi(DkMM)’i sorunluluğunu üstlenmiş durumdayım.    3 Mayıs günü 24. Oturumumuzu gerçekleştirdik geriye dönüp bakıyorum şimdiye kadar bu Meclise katkı veren STK sayısı 50’yi geçmez. Eğer bir sorurun aranıyorsa en son sıra bana gelir, çünkü ben mümkün olduğu kadar DkMM oturumlarında taraf tutmamaya çalışıyorum. Ancak bir kesim katılımcılar diğer kesimin katılımcılarına tahammül edemediği için dışarıda duruyorlar.Şimdi soruyorum sevgili arkadaşlar bir kesim dernekler bu toplantıya gelmezse onları yoklar mı? Onlar gibi düşünen kimseler bu toplumun içinde yaşamıyorlar mı? Kendiniz çalıp kendiniz oynayınca şehir sizin mi oluyor? Yarın öbür gün bu memleketin demokrasisi gelişse yerel yönetim ve benzeri imtiyazlar illere verilirse bu halkın farklı renkleri aynı mecliste yer almayacak mı? Eğer sizin not defteriniz de başka bir şey varsa onu bilemem ama barış ve huzurdan yana iseniz DkMM’ne gelmelisiniz, bu meclis Diyarbakır’ın, bu meclis hepimizin, bu meclis Eyüphan Kaya’nın değil.

Tabi ki her derneğin kendine göre bir çalışma sahası olacak, ayrıca cami ve okul dermeklerini de bu platforma davet etme gibi bir imkanımız yok, ama insan halkları dermekleri, toplumsal sorunlarla ilgilenen dernekler, etnik ve dini meselelere katkı vermek için kurulan dernekler, vakıflar odalar ve sendikaları çağırmakla yükümlüyüz. Onlarda üyelerinin sesini bu platforma yansıtmakla yükümlüdürler ama eğer kuruluşunu canı istediği gibi idare ederlerse o başka.

Hem bunların derdi anlatmakla bitmez ki!...hangi birini anlatayım. Bilmenizi isterim ki yılın 9 ayı DkMM raporları TBMM’ye yansıyor. Bir kesim STK’larımız da bu rapora katkı vermiyorlar eğer üye olduğunuz bir derneğiniz varsa yönetiminizi sorgulayın bakayım acaba sesinizi Meclise ulaştırıyor mu?

İnsanlar sivil düşündükçe topluma huzur gelir.

Şimdi sivil düşünme zamanı diyor, saygılarımı sunuyorum.