• 9.05.2014 00:00

 Sevgili dostlar bir oyun kuralına göre oynanır, bir yönetim tarzı  argümanlarıyla revaçtaysa yaşama şansı vardır. Futbol oynarken Basketbolun  kurallarını ölçü alabilir misiniz elbette ki hayır.

İyi yada kötü demokratik düzenle idare edildiğimizi savunuyoruz. Doğru yapan da yanlış yapan da demokrasi havarisi kesiliyor. Ama ne hikmetse istenilen düzeyde bir başarı elde edemiyoruz. Bunun sebebini iyice düşündük mü acaba? Biz devlet yönetimini siyasetçi ve bürokrata bırakmışız kendimiz de habire şikayet ediyor, dert yanıp, kahroluyoruz. Halbuki bizim de bu düzenin bir parçası olmamız lazım, ama biz vatandaş olarak bu gövemimizi ve katkımızı gönüllü yapmalıyız. Bunun da adı Sivil Toplum Kuruluşlarıdır.

Sivil toplum kuruluşları da toplumda ne anlama geliyor daha tam anlamış değiliz. Açık tanımıyla Dernekler, Vakıflar ve Girişimler tam sivilken Sendikalar yarı sivil ve odalar da bir derece…Niye diyeceksiniz odalara üye olmak ilgili meslek erbabı için mecburidir, halbuki STÖ’ler gönüllü kuruluşlardır.

Anlaşılan o ki bu alanda da bir bulanıklık yaşıyoruz. Ama eninde sonunda taşlar yerine oturacak ve Demokrasinin kılcal damarı konumunda olan STK’ların asıl işlevini yerine getirdiği günler de gelecek. Baksanıza 2008 yılında 5 ille başlayan Türkiye küçük Millet Meclisleri(TkMM)  şu anda 6.yılında ve 22 ilde aktif çalışıyor, 41 ille irtibatı var. Hızlı bir şekilde 60-70 ile ulaşmamasının asıl sebebi de gerçekten sivil olduğundandır.Talimatlarla kurulmamış/kurulamıyor.

Ne mi yapıyor? Kısaca izah edeyim.

Bir ilin parti farkını gözetmeksizin vekillerini, belediye başkanını, STÖ’leri, Odaları, Sendikaları düşünce farkını gözetmeksizin her ayın ilk hafta sonu toplantıya davet ediyor. Biri ulusal diğeri yerel olmak üzere “özel konuk” adı verdiği bir moderatörün başkanlığında değerlendiriyor. STÖ temsilcilerine 5’er dakikalık konuşma imkanı veriliyor, konuşmasından özet alınıp daha sonra ilin raporu hazırlanıyor. Milletvekilleri de konuyla ilgili 5 dakika konuşma hakları var, ancak kendilerine soru sorulursa soru sorma süresi 20 saniye vekile cevap verme süresi 2 dakikadır.

3 saatlik süreyle yapılan bu toplantının raporu  İstanbul TkMM ‘leri mutfağına gönderiliyor.Orada incelenen raporlar birleştirilerek TkMM  ortak paydası olarak TBMM’ye gönderiliyor. Meclisteki koordinatörlerimiz  her seferinde bir vekil eşliğinde Mecliste basınla paylaştırılıyor ve Mecliste grubu buluna partilerin Grup Başkanlarına veriliyor. TkMM lerin faal olduğu 22 ilin 20’si büyük şehir olduğuna göre neredeyse Anadolu’nun %50’inin fikri meclise yansıyor. Bu vesileyle bir yandan meclis bilgilendiriliyor, bir yandan da yönlendiriliyor.

Dolayısıyla bundan böyle artık Mardin’in sesi de her ay meclise yansıyacak. Bu konuda medeni cesaretini toplayıp bu manidar çalışmayı üstlenmeye karar veren MkMM Koordinatörü Mehmet Şerif Öter’i de candan tebrik ederim.

Umarım Mardin’imizin barış ve huzuruna da bir katkı yapar.TkMM’leri anlatmakla bitmez.Türkiye’ye özgü bir zeka ürünü olan bu STK çalışması Abdurrahman Dilipak ile Şanar Yurdatapan’ın rehberliğinde gelişmiş, 13 özelliğe sahip bu meclislerin hiçbir vasfı diğerine feda edilemez, ancak en çok ön plana çıkan vasfı “önyargılar giremez” prensibidir.

Diyoruz ki,

“Af buyurun üzerinizde ön yargı varsa bırakıp öyle girin, çıkarken isterseniz  alabilirsiniz”

Mardin’imize hayırlı olsun.11 mayıs Pazar günü saat 14:00’da Kızıltepe’de buluşmak üzere.

Eyüphan Kaya

DkMM Koordinatörü