• 12.05.2014 00:00

 Malumunuz AK Parti tüzüğüne göre bir vekil üst üste en çok üç sefer seçilebiliyor. Yakın zamanda gündem oldu, değişir değişmez diye yorumlar yapıldı, fakat olduğu gibi kalmasına karar verildi. Doğrusu bu aşamada sanki kalkmasında fayda var denilse de uzun erimli olarak kalmasında fayda vardır. Bu süreçte başta “Barış süreci” olmak üzere demokrasiye geçiş gibi dikenli bir durum yaşanıyor. Ama gelecekte devlet devlet olmaya karar verirse bu tüzük maddesi gayet yerinde olur.

Malum AK Partinin kurmayları çoğunlukla bu tüzük yüzünden gelecek dönemde vekil adayı olamayacaklar. Kim? Hangi akılla?

-Bu saygın ekibin yeri dolar,

-Önemli değil,

-Kimse kendini alternatifsiz saymasın,

 Dese de ben bu ekibin yeri kolay kolay doldurulamayacağına inanlardanım.

Bir değil beş değil, bunların hepsi de toplum nezdinde saygınlığı olan kimselerdir ve bir anlamda AK Partiyi AK Parti yapanlardır. Meclis başkanımızın dediği gibi ne hikmetse insanımız tecrübe kavramına pek önem vermiyor, halbuki hayatın en pahallı değeridir tecrübedir. Tecrübeye ihtiyacımız yoktur diyenler, kendini beğenmiş ukala kimselerdir ki; bunlar ne devleti, ne kurumu ne de evini idare edebilirler. Bir iki anekdot paylaşmak isterim.

Fi tarihte bir sendikanın genç üyeleri; nedir bu yaşlılardan çektiğimiz? diyerek akil adam niteliğinde olan yöneticileri devre dışı bıraktılar. Kısa zamanda bir menfaat şebekesi olup sendikanın saygınlığını bozdular, yetmiyormuş gibi bir de, “Bize 20 üye kazandıranları şube müdürü yaparız” şeklinde atıp tuttular, yönetiminden şube müdürü olan biri diyor ki; “benim mahiyetimdeki memur benim sendikama üye olmalı”. Bu yaklaşımla şahsiyetlerini iki paralık ettiler. Sanki babalarının çiftliğini yönetiyorlar. Üstelik bunu diyen vekil şube müdürü “üstün başarı” belgesini aldı, gel de çatlama, işte devlet böyle idare ediliyor ey Hükümet.

Bir ara ben lise müdürüydüm, daha stajyerliğini bile doldurmamış bir öğretmenim toplantıda beni pervasızca eleştirdi, baktım ki çok toydur. Kendisine dedim ki, ya mümkünse bunu gelecek yıl konuşsak olmaz mı? olur dedi. Bir sonraki yıl unutmamış olacak ki bir gün müdüriyete geldi ve dedi ki, müdürüm özür dilerim düşünüyorum gerçekten eleştiri tarzım o gün yanlıştı.

Ben üniversite yıllarında ekstra bir çalışmayla İmam-Hatip fark derslerini verip imam oluştum. Bir gün iki mütedeyyin genç, bir çay bahçesinde yanıma geldiler ve dediler ki Seyda duyduk ki kadrolu İmam-Hatip olmuşsunuz, bu devlete memurluk yapılamaz istifa etsen iyi olur. Ben de dedim ki, ben vazifeme devam edeceğim, günün birinde haklı olduğumu siz de anlayacaksınız? Aradan bir yıl geçti, bir gün yine aynı yerde bir araya geldik, ezile büzüle ikisinden biri dedi ki; “Ya hocam kusura bakmayın geçen sene size yaptığımız tekliften dolayı özür dileriz” Ben de dedim ki; özrünüz tamam da peki ben size uyup istifa etseydim halim nice olacaktı, hiç düşündünüz mu? Onlardan biri şu anda imam hatiptir.

Bunlar kıssadan hisse tarzı paylaşımlardı, tıpatıp aynı durum burada da yaşanır demiyorum, elbette ki AK Parti özellikle siyaset akademisiyle on binlerce insan yetiştirmiş, ama sayıları nerdeyse 70’i bulan üçü beşi hariç bu nitelikli insanlar füc’eten partiden koparlarsa,vay bu memleketin haline. Bu münasebetle diyorum ki bu tecrübeli insanlar “AK Partinin Akil Adamlar Heyeti” olsunlar, kuvvetli bir istişare ekibi olarak faal bir katkıları olsun; siyasete, devlete, millete.

Kamu yararına endeksli düşünmeyi prensip haline getiren bir vatandaş olarak benim fikrim bu, eğer yararlı olduğuna düşündüğünüz farklı bir fikriniz varsa lütfen esirgemeyin.

Selam ve saygılarımla