• 14.05.2014 00:00

 Bu ülkede ne namuslu insanlar var, bu memleket bu tür insanların yüzü suyu hürmetine ayaktadır. Ekmeğini kazanmak için besmeleyle işine başlayan ve ya Allah deyip balyoz sallayan insanlarımız, bu insanlar bu ülkenin kumu çakılı çimentolarıdır.

Televizyonu açtığımdan beri göz yaşlarımız durmuyor. Ah vah çare değil ama vatandaş olarak bize ne düşüyorsa hazırız bir hesap açılsın hiç olmazsa bir maaşımızla da olsa bari yakınlarına katkı verelim. Ölen ve olan geri gelmiyor ama birbirimizin acılarını paylaşmak durumundayız. Tam bu yazıyı yazarken “ulusal yas” ilan edileceğini duymam beni dahi kısmen memnun etti, elimizden ne  geliyorsa  yapalım. Bu insanların eşleri, çocukları bakmakla yükümlü olduğu yakıları bize emanettir.

Şehit arıyorsanız işte bu ölen vatandaşlarımız şehittirler. Hem de yasa şehidi değil dinen şehittirler. El emeği göz nuruyla yaşayan kimselerdir bunlar, en hayırlı kimse el emeğiyle yaşayan kimsedir diyen bir dinin mensubuyuz.

Ama ne acıdır ki çalışanların haklarını savunma, onları sahiplenme açısından insanlığın gerisindeyiz. Nasıl mı? Buyurun Avrupa Birliği müktesebatı gereği “iş sağlığı ve güvenliği” personelini iş yerlerinde mecburi çalışması gerekirken, biz hala direniyoruz C ve B grubunu çalıştıranlar da asgari ücretle kağıt üzerinde çalıştırıyorlar. Hani adam şöyle düşünüyor; benim çalışanım nasıl beni uyarıyor, hey dünya hey! biz bu anlayışa sahip oldukça bu tür kazaların önünü almak mümkün olmadığı gibi hayatta olan insanlarımıza da huzur getiremeyiz.Ne yazık ki gavur Müslüman’ı adam ediyor, o hallere düşmüşüz. Hz.Ömer, tevekkül konusunda ne diyor; devenizi bağlayın sonra tevekkül edin. Biz öyle mi yapıyoruz?  Devemizi bağlasak bile en zayıf bağla bağlıyoruz, oradan bile çalıp çırpanlar var.

Malum nükleer enerji AB’ye ve ADB’ye lazım olduğu gibi bize de lazımdır. 25 yıldır bunun gerekliliğini dile getiriyorum, ancak bir uyarıyla birlikte; aman ha sakın Türk müteahhitlere vermeyelim, Nükleer santralin inşaatını, neyseki Hükümet japonlarla işbirliği içinde bu alanda adım atınca bir az rahatladım.

Ey sevgili dostlar bilin ki Diyarbakır’da yas var, evimde yas var. Ancak elden bir şey gelmiyor. Allah ölenlere rahmet kalanlara sabır versin. Ancak yakınlarının yaralarını sarmak boynumuzun borcudur. Bunu unutmamamız lazım.

Ey Şerefli Emektarlar, Ruhunuz Şad Olsun

Allah böyle acıları vermesin derken patronları  “iş güvenliği ve sağlığı” konusunda daha hassas olmaya davet ediyorum.

 

Selam ve saygıyla