• 22.05.2014 00:00

 Ne günlere kaldık dostlar, bazen Cahit Sıtkı Tarancı müzesine gidiyorum, çok değil beni 50 yıl öncesine götürüyor. Bir de ne göreyim evin büyükleri baş köşede oturmuş sohbet ederken evin kızı kapıya yakın toparlanmış vaziyette oturmuş büyükleri can kulağıyla dinlerken “bana bir emir verirler mi” düşüncesinin heyecanı yüzüne yansıyor.

Peki günümüzün kızları nasıl? Hele bir etrafımızı yoklayalım güya İslam toplumunda yaşıyoruz, güya Şehri kadim Diyarbakır’dayız. Malaméné çarşı pazarda gereksiz gelişi güzel dolaşan kızlar.

Dar elbiseler,

Fanatik makyajlar,

Uzun tırnaklar,

Kültür evlerinde lakayt, mahrem sohbetler,

Sihirli sözcük “özgürlük” oyunu dillerde dolaşıyor.

Kimin peşinde? Ne arıyor şehrimin kızı, insan idrak etmekte zorlanıyor. Bu kadar mı değişti bu diyarın insanı yazık!..

Bir hanım efendi avret yerini; yani el ve yüzü hariç inancı gereği örtündüğü için daima sevap kazanırken, açık saçık olup, yarı çıplak, dar elbiselerle , makyajla çarşı Pazar dolaşan bir mümine hep günah kazanıyor, ama az ama çok.

Peki birinci haliyle yaşayan cennete, ikinci haliyle yaşayan insan cehenneme mi gider diye sorsanız kimse onun cevabını veremez.

İnancını, kültürünü kaybetmiş bir gençlikten ne çıkar? Tabi ki olsa olsa başkasına maskara olur.

18-40 yaşları arasında bir gül gibi onlarca kişiye kendini koklatan bu şehrin evladı kızımız cazibesini kaybetmiş, ortada kalmış, sokak serserileri artık ona ilgi göstermiyor, temiz tarafı kalmamış ki bir nezih el ona uzatılsın. Dolayısıyla artık parayla arkadaş arar hale gelmiş, Ama parayla da arkadaş bulamıyor. Artık geri dönüp baktıkça kahroluyor, ama iş işten geçti artık elden çıkan fırsat geri gelmiyor. Anne babasına bakacak yüzü yok, ölümü ara ara hatırlıyor ya kıyamet varsa ben Yüce Allah’a ne cevap veririm diye hayıflanırken bazen de anlık unutkanlıklarla sözüm ona eğlenerek unutuveriyor ahreti.

Peki bütün bunlara ne gerek var ki? Hani senin anne baban vardı, bir dinin, inancın kültürün vardı? Sen evin kızı bir değerdin. Keyif için harama tenezzül etmeye ne gerek vardı. Ne diyor üstadımız “helal daire keyfe kafidir” helalından evlenip aile kursan, eşinle çocuklarınla yakın akrabanla geçirdiğin her an senin için sevapken, neden insi ve cini şeytanların oyununa geldin ki!..

Yüce Allah başkasına meyil eden ve ya başkasının dikkatini üzerine çeken kimseleri uyarırken,

Peygamberimiz buyuruyor ki,”giyindiği halde çıplak olanlara lanet olsun”

Ayıca “Bir kavme benzeyen o da onlardandır” manidar ifadeleri hiç mi dikkatinizi çekmiyor/çekmedi

Hem seni sersem sokak züppesi sen ne diye aklı izanı kıt olan bu kızlarla gönül eğlendiriyorsun. Bir an karşında kız kardeşin, annen, yakının olduğunu düşün bakayım sana nasıl gelir? Hiç mi gayretin yok yoksa sen domuz dölü müsün? Ki vatanın namusunu kirletiyorsun. Sen Soma Şehitlerinden de utanmıyor musun?

Bazı edepsiz izansız, ne dediğini bilmeyen kimseler gibi erkeği bu yanlış ilişkilerden masum çıkaracağımı hiç sanma!.. Asıl edepsizler iki paydaştan biri olan erkektir bunu da herkes bilmeli.

Şimdi tüm derdimle soruyorum “sen kimin kızısın?” diye. Gel ey memleket evladı birilerinin oyununa gelme daha yol yakınken kendine gel, ailene dön, al bir tövbe guslünü  Rabbının huzurunda tüm hücrelerinle tövbe istiğfar et e mi?

Ayrıca bu cıvık hayata rağmen edep ve marifetini, iffetini koruyan gençlerimizi de candan tebrik ediyorum. Sadece nefsine mukayyet oldukları için cennete müstahak olduklarını söylesem inanın.

Allah kimseyi namusla terbiye etmesin.

Amin demeniz dileğiyle. Amin, Amin, Amin