• 1.06.2014 00:00

 Hem hemen her canlı grubunda öncüler, yol göstericiler, kendi grubunun, familesinin sorunlarıyla ilgilenen kimseler vardır. Karınca dünyasından aslanların sürüsüne kadar. Ancak en zor rehberlik, öncülük insan topluluğunda olsa gerek. Arkanızda olan kimseler akıllı, herkes kendinden memnun, kendini beğenmiş kimselerden oluşuyor. Dolayısıyla birçok açıdan iki adım önde olmayan bir kimsenin insan topluluklarına liderlik yapması çok zordur.

Lider olan kişi, neyi ne zaman söyleyecek, neyi ne zaman yapacak; bu söz ve davranışında kimlerin olumlu olumsuz nasıl etkileneceğini de tahmin edebilmelidir. Bir doğru hali hayata katkı yapabildiği gibi, yanlış tutum ve davranışı hayatı zindana çevirebiliyor. Eski halini değerlendirmek bana düşmez fakat bu barış sürecinde Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği nameler her seferinde sürece bir adım kazandırdı/kazandırıyor.Tutsak bir örgüt lideri olmasına rağmen üstüne düşeni yapıyor.

Malumunuz bu sürecin asıl bağrı yanık kimseleri gözü yaşlı annelerdir. Anneler bu süreçte, barış süreciyle dağdaki gençler anne ocağına dönecekler diye umutlanırken çocuk yaşta kimselerin dağa tırmanmaları onları harekete geçirdi. Medeni cesaretini toplayarak oturma eylemi başlattılar. Bu gözü yaşlı annelere Ülkenin Başbakanı ilgisiz kalamazdı ve kalmadı da. Annelere selam göndermenin yanı sıra BDP ve HDP yetkililerine de harekete geçmeleri ve çocukların dağda inmesi için katkı vermelerini istedi, tatlı sert bir duruşla. Bu sene onlarca ufak tefek sıkıntıya karşı sabreden Başbakan sert bir çıkış yapmak durumunda kaldı ve bu böyle gitmez, eğer bu zorbalıklar devam ederse A planı, B planı, C planımız yedekte duruyor demek durumunda kaldı.

Tabi ki barışın paydaşlarından biri olan kimseler bu sese kulak tıkamazlardı. BDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır’a gelerek bu kıymetli anneleri ziyaret etmesi, kuru bir teselli vermekten çok ellerinden ne geliyorsa yapacakları taahhüdünde bulunması işte lider bu dedirtecek cinsten bir davranıştı. Bu sürecin sorunu hepimizi ilgilendiriyor. Elbette ki siyasilerimiz bu sürece bigane kalamazlar. Eğer bu toplum bu liderler ile bu süreci selametle sonlandırmazlarsa çok yazık bu toplum kendilerine verdikleri değerin, varsa bir hakkı helal etmeyecekler.

Sürece ciddi bir katalizör işlevini göreceğine inandığımız bu ailelerin oturma eylemi Allahın bir lütfüdür, buna herkesin sahip çıkması, destek vermesi gerekiyor,  belki bu vesileyle sayıları binleri bulan çocuklarımı dağdan inmiş olacak. Bu sonraki adımlara da bir örnek olur. Ayrıca Lice yolunda neler oluyor? buna da el atmak lazım.Birileri bir sorun çıkarıyorsa bir dertleri var demektir. Ancak nedeni bilinmeyen bu sıkıntılar toplumda bir tedirginliğe neden oluyor.

Oturma eylemiyle çocuklarının dağdan gelmesini isteyen annelerin BDP binasında fiziki saldırıya maruz kalmaları ise kabul edilir cinsten değil. Saldırgan BDP’nin karnesine bir eksi puan bırakmıştır.Bu işe karışan kimseler partili iseler muhakkak disiplin cezaları almaları ve bu cezalandırmanın kamu oyula paylaşması gerektiği kanaatindeyim. Vatandaş olarak toplumdan her türlü şiddetin kalkmasını bekliyoruz, Başta siyasilerimizin buna öncülük yapması gerekir.

Sivil bir vatandaş olarak kamuoyunun sesini duymak istiyorsanız  tercüman olalım diye bir düşünce adamı olarak kalem alıyorum; beklenti bu, gerisi sizlere kalmış. Bu sürece ilgisiz kalmayan Başbakanımıza ve Selahattin Demirtaş’a teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Ana muhalefet liderinin bu konudaki yaklaşımını herhalde duyamayan kalmadı. Onun için barış sürecinin devamı için AK Parti iktidarı şart diyoruz.

Liderlik böyle günlerde belli olur derken ilgili paydaşların sürece katkılarının devamını bekliyorum.

Selam ve saygılarımla