Vax Malaméné Vax

  • 8.06.2014 00:00

 Galiba bu barış süreci kimilerine göre Kürtlere reva görülmüyor ki; darbe alsın, sarsılsın, sekteye uğrasın diye bin bir türlü oyunlara baş vuruluyor, bunun için akla hayale gelmeyen yollar deniyor.

Nasıl mı?

1-Siyasi partilere saldırılar yapıldı, yapılıyor,

2-Vatandaşı tehdit ve hayatı zorlaştırma faaliyetleri devam ediyor,

3-Karakol ve kalekol yapımları bahane edilerek eylemler yapılıyor.

Doğrusu ya bizim bu barıştan farklı bir beklenti içindeyiz ya da birileri bu barışın baş aktörü olmak için çırpınıyor. Bunu daha tam anlamış değilim.

Bir yandan “yürekli anneler” evlatlarını istiyor, diğer yandan kimi bahanelerle dağa bağa çocuklar çıkarılıyor, başka bir musibet de dağdan inen çocuklar cezalandırılıyor, çocuğa 45 yıl ceza vermişler. Sanki sakın gelmeyin dercesine. Hele şu ilginç çelişkiye bakın.

AK Parti seçim bürolarına bir çok kere saldırı düzenlendi, Hüda-Par yüzlerce kere saldırıya uğradı, yetmiyormuş gibi seçim sonrasından da taraftarları kaçırılıyor, tehdit ediliyor.

Diyarbakır’da sözüm ona çözüm yolları aranıyor hep yuvarlak ifadeler yok yüreklerde aynı ses var, yasal düzenleme yapılabilir. Vesaire vesair.

Ya arkadaş bir şeyler yapıyorsunuz hoş güzel de, şu Kürdistan dağlarını kime bırakıyorsunuz onu anlayamadık. Doğrusu beklentimiz bu bölgenin hürriyete kavuşmasıyken bakıyoruz başka bir militarist bir güce terk ediliyor. Militarist güçler bu dünyanın başına beladır, bir yerlerin yönetimi silahın gölgesine terk edilmiş ise artık orada huzur ve mutluluk arama, zenginlik arama, çünkü orada akıl işe yaramıyor, düşünce işe yaramıyor,  akil insanların hayat hakkı sınırlanıyor, manevra alanı daralıyor.

Bu sene İslam İşbirliği Teşkilatına konuşmacı olarak Bağdat’a gitmiştim Bağdat hava alanından şehrin merkezindeki El-Mansur oteline kadar bekli yüz yerde asker bizi korumak için nokta kontrolü oluşturmuştu desem siz 101 deyin. Epey hayıflandık. Hani bir ara “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”  deniliyordu, bir de bu günkü haline bakın neden acaba? Aramızda bir değerlendirme yaptık şu kanaat hasıl oldu, Saddam sonrası düşünce insanı hayatta kalmadı kimisi öldürüldü, kimsi ülkesini terk etti, kimisi ceza evinde, kimisinin de konuşma yazma imkanı elinden alındı, toplumda hayata emek vermiş insanlar, akil adamlar, kanaat önderleri kalmayınca da işte Bağdat bu hale geldi, yetersiz ve yeteneksiz insan eline silah almaktan başka ne işe yarar.

Ne hikmetse şimdi benzer bir hadise de Bölgemizde, özellikle Diyarbakır üzerinde oynanıyor. Diyarbakır’ın dünyaca ünlü şahsiyeti silahların gölgesine terk ediliyor gibi, öyle ki yarın öbür gün bu günkü Bağdat’tan daha beter olabilir.

Bakın oraya buraya saldırılar düzenlendi, 15- 20 gündür yollar kapanıyor insanlar kaçırılıyor, derken iki can daha bizden gitti nice yaralı var “vah lémén vah”, şimdi sen bak bakayım bu can üzerine ne tantanalar üretilecek, kepenkler mi indirilir, yeni saldırılar mı yapılır, yollar mı kapanır…

Benim taraflı vatandaşlarım, Kürt kardeşlerin hurra devlete hücum; birileri demiyor ki yahu bu gençlerin derdi nedir? ne niye bu belayı söndürmek varken alevlendiriyorlar? Hele bunların kanadına bir bakalım gerçekten bir haklılık payı var mı? Kalekol istemiyorsun ama fırsat eline geçince yol kapatmış millete sıkıntı oluşturuyorsun, Dağa bağa çocuk kaldırıyorsun, değişik bahanelerle gençleri dağa çekiyorsun.

Öyle bir sıkıntı oluştu ki geçen de 60 yaşındaki bir Kürt vatandaş şöyle demişti, artık illellah ettik kardeşim 100 kişilik bir güçle bu dağları temizlemenin zamanı geldi demişti, Ben sabretmek lazım, barış geldi gelecek diye kendisine teselli vermiştim. Allah göstermesin böyle bir sıkıntı da var toplumda yani ya birileri ya artık Kürtlere sıkıntı vermekten vazgeçecek ya da Allah korusun bölgede beklenmedin bir Kürt savaşı çıkabilir bunu da  iyi düşünmek lazım.

Defolu devlet yönetimi başımıza bir bela getirdi, buna benzer bir oluşumla bir daha ne terbiye edilmeye müsaade edecek bir takatimiz var, ne de bizi tedip etmeye fırsat vereceğimiz militarist bir güç istiyoruz. Artık yeter Kürdistan’ı rahat bırakın bu insanların üzerinize olan bedduası dünyada da ahrette de size azap olarak yeter.

Kimlere sesleniyorum, barış sürecini akamete uğratmak için hile hurdaya baş vuranlara, bunlar kimlerdir vallahi ben bilmiyorum PKK’nin motor/mobil  güçleri olacaklarına da inanmıyorum, ama kendisine dua ile beddua ile yalvardığım Yüce Rabbim %100 biliyor.

Allah bu memlekete barış ve huzur ihsan etsin, zalim, zorba ve xunxar kimselere de fırsat vermesin.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar