• 23.06.2014 00:00

 Ülkemizde cumhurbaşkanı, denge unsuru olmakla yükümlüdür. Dolayısıyla ülkenin dinamiklerini iyi bilmeli, Türkiye’nin etnik ve dini yapısını, coğrafi yapısı; dere tepeleriyle bilmeli ki cumhura reis olabilsin dolayısıyla bu açıdan Ekmeleddin Beyi değerlendirirsek Türkiye’ye bir az yabancı kalıyor.

Ben, nitelikli bir vatandaş olarak İslam İşbirliği teşkilatını yakından takip eden bir kardeşinizim. 2010’da İstanbul Cevahir Kongre merkezinde, 2011 Topkapı Eresin otelde gerçekleşen toplantılarına gözlemci olarak katıldım. O zamanın adıyla İslam Konferansı Örgütü(İKÖ) Başkanı İhsanoğlu açılış konuşmalarından kısa bir zaman sonra hemen kayıplara karışıyordu. İki günlük nitelikli bir çalışmanın başka bir karesinde kendisini görmedim/göremedim. On yıllık yönetiminde  İKO’nun sadece adı değişti İşlevi değişmedi yine de “Ting teng” düzeyinde kaldı, Bu çeyrek asırda dünyada baş döndürücü bir tarzda gelişmeler olurken, İslam İşbirliği Teşkilatı(İİT) olarak manidar bir isim alan bu teşkilat, yapısı ve işlevi açısından bir inovasyon kazanmadı.  Bu on yılda aslında dünyada varlığını hissetmeliydi. Mesela İslam dünyası irili ufaklı 57 ülke olup nüfus itibariyle dünyanın beşte biriyken Birleşmiş Milletlerde veto hakkını alabilirdi.Veya en azında İslam devletlerini bağlayıcı kararlar alabilecek bir işlevi üstlenecek kadar olgunlaşabilmeliydi. Üstelik İİT’yi son beş yılda aktif hale getiren de TASAM’dır.TASAM aracılığıyla 2014 Bağdat kongresine katıldım ve İİT’nin “ting teng” düzeyinden artık çıkması gerektiğini ısrarla vurgulamıştım. Tam adı Türk Asya Stratejik Araştırma merkezi olan TASAM’ın başında Doç.Dr. Süleyman Şensoy bulunmakta olup, İİT’nin çalışmalarına katalizörü olduğu gibi her hafta ayrı bir etkinlik yaparak ulusal ve uluslar arası çalışmalara imza atıyor.

Ekmeleddin İhsanoğlu iyi bir insan, iyi bir akademisyen olabilir ama Türkiye cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ona bol geliyor. Bu ülkenin emniyeti, siyaseti, ticareti ve özellikle de perde arkasındaki satranç  hamlelerine yabancı olup devletin yularını elinde tutmakta zorlanır.Türkiye bir İsveç Norveç değil ki Cumhurbaşkanı ruhani bir lider olsun sembolik bir şekilde Çankaya’da istirahat etsin. Ülkemizin bin bir türlü çetrefilli sorunları var unutmayalım.

Son on yıllık siyasi arenasında kendini Anadolu İnsanına kabul ettiren Başbakan gibi bir emektar varken, bu halk bu riyaseti kolay kolay başkasına vermez. Ayrıca reisi cumhurda AK Partinin başına dönmekle yükümlüdür. Asıl istikrar ve huzur, zenginlik ve mutluluk katsayımız o zaman artar. Ayrıca AK Parti de adayımız kim olursa olsun kazanır diyerek hava cıva atmasın. Şanlıurfa’da da öyle dediler milletin moralini bozdular.

Bu münasebetle geçen hafta daha çatı aday belli olmamıştı AK Partiye hitaben “iki dayınızı da belirleyin” başlığıyla manidar bir yazı kaleme almıştım.

Memleketimizin geleceğiyle ilgilenmek boynumuzun borcudur. Ben de bu manada zaman zaman acizane fikrimi kamuoyuyla paylaşıyorum. Sessiz kalma gibi bir lüksümüz yok. Bu konuda konuşmak kamu vicdanına tercüman olmaktır. Dolayısıyla bu paylaşımdan dolayı mutluyum. Keşke insanlarımızı yazmaya alıştırabilsek. Ne yazık ki, çok konuşan, az okuyan, çok az yazan bir milletiz. Bu sıralamayı tersine çevirmek için çaba sarf edenlerdenim.