• 24.07.2014 00:00

 Malum peygamberimiz zamanında Ka’b bin Malik adında bir sahabe, Merare ve Hilal adında iki sahabeyle birlikte Tebuk seferine katılmamıştı Hz. Peygamber ilahi bir ruhsat gelmeyene kadar onunla konuşmayı yasaklamıştı, 50 gün Allah’a yalvardı tövbe istiğfar etti ve gönderilen ayetle af edilmesine ruhsat verildi.

Ben hadisenin İsrail’in zulmüyle yakından ilgisi var diye düşünüyorum, hani bizler Müslüman olarak hep dünyayı suçluyoruz ya; AB, ABD, BM neden bu işe  müdahil olmuyor diye bağırıp çağırıyoruz. Acaba biz ne yapıyoruz, biz derken İslam dünyasını kast ediyorum. Hani Ekmeleddin beyin başında olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı(İİT) diye bir kuruluşumuz var ya, böyle bir günde bir araya gelip İslam dünyasına bir çare çözüm, bir istişareye ön ayak olamıyorsa ne zaman ne işe yarar?

Sevgili dostlar, bir an evvel İİT İslam ülkelerinin Dışişleri Bakanlarını bir araya getirerek alacağı bir kararla 57 ülkenin büyük elçilerini geri çekecek, İsrail’in büyük elçilerini Telaviv’e gönderecek ve İsrail’e sadece bir hafta  mühlet verilecek,

Şayet İsrail insani bir düzeye gelmezse İİT, 57 ülkenin Başbakanlarını bir araya getirerek İsrail ile ilgili ihracat ithalat faaliyetlerini durduracak, yine bir hafta mühlet verecek, yine de olmazsa

İslam dünyasının cumhurbaşkanları bir araya gelerek karada, havada ve denizde sınırlarını İsrail’e kapatacaklar.

Mesele bu kadar basit kimse korkmasın İsraill’e alışveriş yapmadığı için açlıktan ölmezsiniz. Temel gıda maddesi su ve hububat ürünleridir, İsrail malını kullanmazsanız hayatınızda bir sorun oluşmaz tam tersine rahat edeceksiniz.

İslam dini sade bir dindir. Bir Müslüman da ancak bu kadar sade ve anlaşılır bir strateji ortaya koyabilir.Bakın İsrail sorunu sadece Filistin sorunundan ibaret değil, orta doğunun ve hatta insanlığın başına bela olacak kadar kaba hayalleri var. Bu devlete bir sınır çizmek gerekir. Bu milletin diğer insanlardan farklı olmadıklarına iman etmeleri lazım. Yahudilerin öğrenilmiş yanlışları var, özellikle üstün ırk inancı ve adrz-ı mahut hayalleri. Böyle bir şey yok!

Bu, işe yarar bir eylem planı değildir diyen ya yetersiz bir kimsedir korkaklık, umutsuzluk başına vurmuş, ya da hain bir kimsedir iki kere yüzüne tükürmek lazımdır diye düşüyorum.

Yeminle söyleyebilirim ki İsrail’i ancak böyle bir kararlılık firenler. Birileri dünya ve ahret konusunda Yahudileri oyuna getirmiş, getirmeye de devam ediyor. Üstün ırk kavramı ve Ard-ı mahut meselesi başlarına bela olacak onları bu hayallerden vazgeçmeleri gerektiğine inandırmak lazım.Ayrıca azınlık hali onlara korku ve endişe veriyor, bundan da vazgeçirmek lazım, herkesin yeryüzünde özgürce yaşamaya hakkı vardır.

Yukarıda dillendirdiğimiz çalışmalar yapılırsa en azında İslam dünyasında hangi devlet adamı ADB ve İsrail uşağıdır,  bu vesileyle bunu da test etme imkanımız olur.

İşte görüyorsunuz çare bizde gerisi gereksiz bağırıp çağrışmalardır. Müslümanların bir anlık deşarj olmaları dışında bir işe yaramaz, hiç bir müeyyidesi de yoktur. Onun için diyorum ki şimdi kalbi ve fiili dua zamanıdır.

Çağrım İhsanoğlu’na haydi bakayım İKÖ’nün bir emektarı olarak bu işe ön ayak ol belki bu vesileyle Cumhurbaşkanlığı için alabileceğin oy oranında bile artış olabilir.Bir icraatınızı görelim. Ben bu halimle 10 yıl İİT’nin başında kalsaydım İslam dünyasının en az %51’ni etkiler duruma gelebilirdim. Ama nerde…

Kolay gelsin dostlar bence kimse Küfür dünyasında merhamet beklemesin,hele Yahudi devleti İsrail, çünkü onlar Müslümanları öldürerek cennete gideceğine inanıyorlar.

Barış ve huzurun gelmesi dileğiyle, tekrar söylüyorum zaman kalbi ve fiili dua zamanıdır unutmayalım.Çok söylendik ama galiba boğazdan yukarı kalıyor.