• 27.07.2014 00:00

 Yakın akraba olarak; ne anne baba, ne evlat ne, de arkadaş hayatın içinde hiç biri eş kadar insana yakın değildir. Dolayısıyla en çok eşler arasında zaman zaman tartışmalar oluşur. Nitelikli eşler bir vesileyle bunu tolere ederken kimi eşler de bu aile kriziyle beraber yaşarlar ve hayatı kendine zehir ederler. Sebebi de o kadar basit ki -ben haklıyım, sen haklısın meselesi. Halbuki önemli olan haklı olup olmamak değil, önemli olan aile huzuru, eşlerin birbirini sevip sayması ve hayatı sıkıntı oluşturmadan yaşanır hale gelmesidir.

İki eş, iki farklı insan; nikah adı verilen manevi bir akitle Allah’ın emri Peygamberin kavliyle hayatını birleştirmişler eğer hassasiyetlerine dikkat etseler, özür dilemesini becerseler, birbirine güzel bir tebessümle bakabilseler, dışarıdan gelene içerdeki hoş geldin diye bilse hayatın rengi değişecek dünya ve ahret saadeti o evde neşv-u nema bulacak.

Bu sıradan bir yaşam profili ancak bazen eşler arasında sıra dışı sorunlarda oluşabilir işte o zaman aileye bir mahkeme değil, bir hakem lazım onu da herkesten daha iyi bilen Yüce Allah belirtmiş eşlere hitaben şöyle ferman ediyor. Eğer eşler arasında bir niza oluşursa her iki taraftan birer kişi olmak üzere iki kişilik bir hakem heyet oluşsun eşler ifade versinler, haklı haksız kimdir tespit edilsin ve o karara riayet edilsin. Buna rağmen “ben haklıyım” deyip itiraz etmek bir nevi hastalıktır hayatı yaşanmaz hale getirir.

Eşlere tavsiyem

Yer yüzünde ikinci bir helalınız yok, birbirinize olan bakışlarımız, el ele tutuşlarınız dahi sevap bu nimetin kıymetini bilin,

Bir birinizden sevgi bakışlarını eksik etmeyin,

Birbirinize güzel söz söylemeye gayret edin,

Bir hatanız olursa af dilemesini ya da af etmesini bilin.

        Unutmayın bu hoş diyalogunuz çocuklarınıza da yansır ve hayattan daha da lezzet alırlar.

Sakın ola şu lafı kullanmayın “ben buyum kabul etsen de etmesen de” biliyorsunuz bir başkası bunu size söylerse bir daha onunla bir araya gelmemek için dikkatli olursunuz ama eşler bir arada yaşamak durumundadırlar. Mümkünse tam tersine şöyle deyin “ bak senin için şu özelliğimi değiştiriyorum” hem bundan daha güzel ne olabilir ki?

Kısacası eşler bilmeli ki biri diğerinin mutluluğu için niyet taşıyor gücü yettiği kadar da bunu pratiğine yansıtıyor. Ailenin huzuru bu ince niyette saklıdır bunu unutmayalım.

Çok basit, ama 7 yıl bir ailede sıkıntıya neden olan bir anekdotu paylaşayım.

Bir gün bir hamın efendi dayısının oğluyla küçük harflerle konuşup gülüşüyorlar, bunu duyan koca da “ne konuştunuz” deyince eşi “bir şey konuşmadık” diyor 7 yıl aralarında tartışmaya zamanan zaman neden oluyor, onların ruhen birbirinden uzaklaşmasına neden oluyor. Halbuki bir aile hakemine gidilseydi, haklı haksız kimdir belli olurdu ve bu sıkıntı 7 gün bile sürmezdi değil mi?

Halbuki eğer hanım efendi şunu konuştuk deseydi hem eşi katında değer kazanırdı hem de bunca süre sıkıntı yaşanmasına sebep olmazdı şimdi soruyorum kim haklı? Bu inkar neye yaradı? Sadece nefsin bir oyunu ve eşler arsında bir sıkıntı oluşturdu. Bu sırrı saklayanın da nefisinin oyununa gelmekten başka bir şey kazanmadı.

O zaman eşlerinin karşılıklı anlayış içinde olmaları ve bir birinin mutluluğunu esas alan bir çaba içinde olmaları, birbiri af etmek için gayret sarf etmeleri lazımdır diye düşünüyorum.

Sizin başka faydalı bir tavsiyeniz varsa esirgemeyin e mi?