• 5.08.2014 00:00

 Malum dünyada “beşeri sermaye” diye bir kavram gelişiyor. Artık hangi ülkenin nesi var nesi yok, sorusunun cevabını aramaktansa; hangi ülkenin insan niteliği nedir? Sorusunun cevabı aranıyor.Çünkü hayata değer katan nitelikli insandır.

Bilinen o ki gelişmiş ülkelerde ekonominin %80’i insan niteliğine bilgi ve yeteneğe bağlıyken %20’i yerel kaynaklara bağlıdır.Ülkemizde ise bu oran %35-%65 şeklindedir. Bu da insan niteliğimizin dünya ölçülerinde olmadığına açık bir delildir.

Hayatın farklı karelerinden misal verirsek;

*Bir Mercedes marka otomobilin ham maddesinin para değeri yaklaşık 3 bin iken; işin içine bilgi, yetenek  ve emek katılınca 103 bil kadar bir edere ulaşıyor.

*Vatandaş tarımsal ürünün kilosunu 50 kuruşa satarken, tezgaha ulaşana kadar 2500 kuruşa satılıyor peki kim kazandı tabi ki ürünü tezgahta müşteriyle buluşturan,  demek ki siz dünya üzerinde Pazar ekonomisine yön verebilirseniz ekonominiz güçlü olur.

*Kimi dünya görmemiş herifler, mirasyediler babadan kalma 10 bin dönümlük bir köyü bir kaç yılda bitirirken, kimi nitelikli insan 100 dönüm arazıyla insanca yaşamasını becerebiliyor.

Hayatın farklı alanlarından bir kaç farklı örnek verdim bunların olumlu ve olumsuz yanları insan niteliğine bağlıdır.

Ülkemizin yeraltı yer üstü imkanları dünya ölçülerinin üzerinde olduğunu biliyoruz, ancak insan niteliğimiz ülkenin imkanlarını değerlendirmemize el verişli olmadığı ortadadır, ayrıca kanaatten yoksun kimi vatandaşımız “Rabbana hepsi bana” mantığıyla gereksiz yere para toplama peşinde ve bu uğurda insani vasfını yitirecek kadar küçük düşüyor, hayatta kaos oluşturuyor.

Peki bütün bunlar neden oluyor derseniz, bence, okul adam yetiştirmeye yeterli olmadığı içindir. Okul ve okul dışındaki hayatın birbirine destek vermesi gerekirken, okul hayatı 100 üzerine 50 başarıyla öğretime endeksli  gidiyor, okul dışı hayat ise öğrenciyi yetiştiremediği gibi insani vasfını kirletmeye elverişli bir cazibe durumunda.

Kız erkek ilişkilerini teşvik edici bir niteliğe sahip, kadın erkeklerin geçici beraberliği ise kişiyi pasifize ediyor, beraberinde insani vasıfları darbe alıyor.

Hani hadisi şerifte “ 7 yaşına kadar çocukları sevin, 7-14 arası eğitin 14 yaşından sonra onlarla danışın” bütün samimiyetimle soruyorum hele bir etrafınıza bakın kaç tane bu nitelikte yetişen çocuk vardır. Yada kaç tane ehli iman bu manidar hadisi biliyor acaba? Bundan dolayıdır ki tercihli de olsa Kur’anı Kerim ve Siyerünnebi’nin ilk, orta ve lise müfredatın girmesi büyük bir boşluğu doldurdu.

Peki ne yapalım,

1-Velilerimizi sürekli eğitim vasıtasıyla eğitelim, uyaralım, hem kendine mukayyet olmasını becerebileceği gibi öğrencisinin de adam gibi yetişmesine katkıda bulunacak bundan daha rantabl bir çalışma var mı? Bu çalışmayı da özellikle genç çiftlerden başlamak lazım tabi.

2-Orta öğretimden şahsiyeti oturmuş çocuklarımıza uygulanan programın verin kat sayısı artar. Ancak böyle bir çalışma geleceğe yatırımdır, fakat şu anda üniversite öğrencisi durumunda olan genlerimiz bu fırsatı kaçırdılar. Dolayısıyla bunlara asıl etki alanları olan, mesleğinin temelini oluşturan üniversite tahsilinin yanı sıra okul dışında da gençlerimize sosyal, sportif, manevi programlar uygulamamız lazım.

3-Okuldan ayrılan öğrencilerin ev yada yurt programlarına; mecburi sportif faaliyetlerinin yanı sıra haftalık seminer, panel ve sempozyumlarla; genel kültürü engin, dünyayı bilen geleceğinden emin olan gençleri yetiştirmemiz lazımdır diye düşünüyorum. Mesai mantığıyla yurt müdürlüğünü yapmak yurtları yararsız birer rehavet yuvası haline getirir.  Tam tersine 08-17 saatleri dışında yöneticilerin daha faal olmaları ve yurdunda barınan geçleri yetiştirmek için bir çaba içinde olmalıdır diye düşünüyorum.

4-Yurtta kalan her öğrencinin yeteneklerini geliştirmek için muhakkak bir kursa gitmesi de elzemdir. İnanın Japonya’dan, Çin’den tutun Avrupa ülkelerine kadar hiçbir ülkede bizde olduğu kadar öğrenciler vaktini malayani şeylerle heba etmiyorlar.

5-Her yıl kişisel gelişim kitaplarından muhakkak bir kaçı okunmalı özellikle gençlere hitap eden ve insanın değer katsayısını kabartan risaleyi nurdan, Gençlik risalesi, Uhuvvet risalesi, Haşir risalesi, Vb kitapları muhakkak okumaları lazım.

İşte okul  ev  yada okul ve yurt böyle bir dayanışma içinde memleket evladını yetiştirirse memleketimizin geleceği parlak olur, toplum huzur ve başarıyı yakalar diye düşünüyorum.

Sevgili dostlar bunu bir hayal sanmayın, eğer ülke olarak bu nezih fikri, iyi niyetli yaklaşımı insan yetiştirme programına almazsak, ladini dünya değerleriyle daha çok benliğinden kopan bir nesil yetişecek bize de “ah, vah” kalacak.

Selam ve dua ile kalın