• 19.08.2014 00:00

 Memur, devlet tarafından işine uygun kriterleri taşıyan kimse olup  verilen emirler doğrultusunda mesaisini harcayan kişilere denir.

Bu mesai bazen haftanın beş günü 40 saattir, bazen esnek olup bu günün işini yarın yapmaya elverişliyken, bazen de işi erkene alıp boş vakit bulmaya bile müsaittir. Ancak kimi vazifeler ise her anı önemli ve bir anı diğerine tercih edilemediği gibi, mesaisi de düzensiz, ne zaman nereye gidileceği bile belli değildir. İşte bu mesleğin adı polisliktir.

Polis, içeride emniyeti sağlamakla yükümlü devlet memurlarıdır. Bu vesileyle kimi zaman bir noktada nöbet tutup vatandaşa güven verirken bazen benim senin için koruma görevi, bazen de “sarı çizmeli Mehmet ağa” tarzı kim olduğu bilinmeyen serseri vatandaşlarımızın peşine düşerler.

Kısacası muhatapları genelde sorunlu kimselerdir, hayattan bıkmış, ne zaman ne tepki verecekleri bilinmeyen türden mahluklardır.

Her an bir anlamsız kurşuna hedef olabilirler, sık sık hareket halinde oldukları için trafik kazaları geçirme ihtimali yüksektir. Bazen yol kontrolü yaparken üzerlerine araba sürenler olduğu gibi, yunus motoruyla kaza geçirdiği gibi evvelsi gün birileri korurken bir kazaya kurban da gidebilirler.

Herhalde bir memur için görevini ifa ederken hayatının son bulması kadar şerefli bir durum yok ki ölümlerin en şereflisi olan şahadetle nitelendiriliyorlar.

Tabi İslami literatürdeki şahadet açısından demiyorum, umarım bu tür insanlar ihlasla insanlığa hizmet ettikleri zaman ebedi hayatları hafif bir hesapla düze çıkar diye temenni ediyorum.

Bu elim kazada vefat eden her üç polisimize Allahtan rahmet diliyorum. Mesai arkadaşlarına ve yakınlarına sabr-ı cemil diliyorum. Allah kalanlara sabır, huzur versin, hayata tutunmaları için takat versin. Kolay değil bu musibetlere karşı “ya sabur” diyebilmek ama “innalillahi ve inna ileyhi raciun”(Muhakkak ki biz Allah içiniz ve muhakkak Allah’a döndürüleceğiz) demekten başka bir tercih hakkımız da yoktur. Çünkü biz İslam toplumuyuz ve ahrete inananlardanız elhemdulillah.

Çok değil çeyrek asır önce askerinden tutun polisine kadar gördüğümüzde korku ve endişe ile bize sıkıtı verirken, şimdi elhemdulillah polisimiz güven veriyor. Bu 10 yıllık AK parti döneminde personelini en iyi eğiten, kendini en çok yenileyen istisnasız emniyet oldu. Bu açıdan emniyeti candan tebrik ediyorum. Emniyet genel müdürlüğüne de bu yakışır.

Sevgili dostlar, hayatın her alanında risk var, sıkıntı var. Hele doğu güneydoğuda kimin kimden niye ürktüğü, endişe ettiği bilmiyor ama hak üzerinde bir kabus var. Yoksa Robjbin adında zarif bir sanatçı ne diye devletten koruma istesin. Demek ki birilerinden tehdit almış, bir korku hali yaşıyor. Kimse demiyor ki yahu bu kabul edilir bir durum değil, buna karşı olmamız lazım.

Varsa yoksa taraf, sen şusun sen busun peki arkadaş senin tuttuğun taraf halkı korkutuyor, sen yanlış taraftasın dediğiniz zaman, defolu devletin eski sıkıntılarını dile getirerek seni susturmaya çalışıyorlar.

Ben kimsenin kimseden korkmadığı bir hayat istiyorum. Sadece suçlunun mahkemeden endişe duyduğu bir dünya istiyorum. Bunu için de mücadele etmeye devam edeceğim.

Tekrar Emniyetimizin başı sağ olsun, vefat eden polislerimize rahmet yakınlarına sabır diliyorum.

Allah böyle acıları göstermesin.