• 25.08.2014 00:00

 Cumhurbaşkanlığı seçimi, bu ülkenin normalleştiğine bir daha işaret etti. Yeni bir dönem başlamıştı, başarılı bir şekilde de devam ediyor. Bu döneme ayak uyduranların önü açıkken, direnenlerin suyun akışına kapılacağı şimdiden malum.

Bakıyorum seçim çevreleri yazar çizerler dönüp dolaşıp iki Reis-i cumhur arasında olup bitenlerle ilgili fikir beyan ediyorlar. Ama kriterleri eski siyasetin ölçütleridir. Artık seviyeli kimseler bu tür ayak oyunlarına tenezzül etmiyor. Vay efendim alınan erken kurultay kararıyla Abdullah Gül’ün siyasete dönüş yolu kapandı diyenler var.Halbuki ben de tam tersini düşünüyorum.Abdullah Bey vekil olmadan bu partinin başına geçseydi beraberinde bir sorun getirirdi, kendisi de yıpranırdı. Hem bir süreliğine esnek bir ara yönetime kalırsa AK parti, ufak tefek çatlak seslerin de çıkabileceği olasıdır, 2015 seçimlerinde bu mızmız kimseler, oyun bozanlar varsa onlar da dışarıda bırakılabilir.Parti daha güçlü bir şekilde yoluna devam eder.

Bana sorarsanız bu süreçte AK Parti gelen başkanlığı ve Başbakanlık Bülent Arınca yakışır, bu partinin bu seviyede ayakta kalmasında en az Erdoğan ve Gül kadar emeği olan bu Beyefendi üç dönem kuralına takılacak ve bu millet onun başbakanlığından mahrum kalacak.

Bilen biliyor, bilmeyen de öğrensin AK Partiyi bu düzeye getiren en önemli çalışmalarından biri bünyesinde oluşturduğu bir anlamda hizmet içi eğitim niteliğini taşıyan siyaset akademileridir.40 saatlik bir ders programıyla gerçekleştirilen ve uzmanlar tarafından sunulan bu akademiler 10 binlerce kaliteli siyasetçilerin siyasi hayatımıza kazandırdığı bizzat ben biliyorum. Keşke diğer partiler de bu verimli çalışmayı örnek alsalardı. Neticede nitelikli insan hangi partide, hayatın neresinde olursa olsun bu memleket için bir artı değerdir.

Gerçi AK Parti de hala siyasetten ne koparabilirim düşüncesinde olan insanları barındırıyor, ama bunlar da abluka altındadırlar, umarım gelecek seçimlerde bu yiyici takım küçüldükçe küçülür ve milletvekili maaşıyla para biriktiren vekiller dönemi başlar. Eğer bir vekil aldığı 17 bin liranın 3 bin lirasını tasarruf edemiyorsa vay halimize, kesin oradan buradan bir şeyler topluyor, bu da hayatta sıkıntıların oluşmasına sebep oluyor.

CHP ve MHP artık bir karar vermeliler, anlamalılar ki ne CHP’nin takıldığı ideolojik devlet anlayışı, ne de MHP’nin savunduğu adı milliyetçilik de olsa bir ırka dayalı yaptığı için ırkçı politikalar üzerinde yapılan siyaset işe yarıyor. Böyle yapsalar gelecek seçimlerde meclisin dışında kalma ihtimalleri bile yüksektir ona göre!

Selahattin Demirtaş’ın Türkiye sorunlarına sahip çıkan seçim kampanyası hemen hemen 81 ilde karşılık buldu ve bir milyon civarında oylarını arttırdı, HDP bundan ibret alarak kendini yenilemeli, BDP usulü lokal siyaset yapmaktan vazgeçmeleri, 81 ilde en az 8-10 şehir yazarları, yerel sanatçıları, aydınlarını ve iş adamlarını yanına almayı becerirse ve bunları vekil adayı yapabilirse geleceğin muhalefet partisidir diye düşünüyorum. Bunu bilmesinde fayda var.

Başarısı bu on aylık performansına/ çalışma temposuna bağlıdır.Bu halk doğruya doğru demesini biliyor, yeter ki sen ona güven ver. Baksanıza Ekmelettin’in “Baba ocağı” dediği Tokat % kaç oranında Erdoğan’a oy verdi ve İhsanoğluna bir Tokat attı.

Niye yol gösteriyorum derseniz çünkü nitelikli bir muhalefet, iktidarı kamçılıyor, daha çok çalışmasına sebep oluyor.

Kısacası kim bu halkın değerleriyle barışık, eğitim-öğretim ve üretimine, güvenlik ve istikrarına hizmet edeceği vaadinde bulunursa ve milleti inandırırsa bu millet ona ruhsat veriyor benden söylemesi.

Daha mutlu yarınlara hep beraber