• 12.09.2014 00:00

 Yeni Başbakanımız Sayın Davudoğlu, o beliğ hitabetiyle 9 başlık altında tarihi bir konuşma yaptı. Ancak bunlardan biri vardı ki yıllardır özlemini duyduğum, hasretiyle yaşadığım; acaba bir gün olur mu diye dua ettiğim bir mevzuuydu. O da insan kalitesine yaptığı vurguydu. Eğer bu konuda müstesna bir çalışma yapıp bir adım öne çıkabilsek milletin huzur, mutluluk ve zenginliği açısından fevkalade bir iş yapmış olacağız.

Yıllar önce “Vatandaş yetiştir, rahat et” başlıklı bir yazı yazmıştım, 150 yazarın katıldığı yarışmada bu yazımla birinciliği almıştım, Hatta 2011 yılı İslam İşbirliği Teşkilatı İstanbul Topkapı Eresin otelde yapılan iki günlük konferansta İslam dünyasına örnek olsun diye yazımdan alıntı yapar nitelikli insan gücünün değerine vurgu yapmıştım. Yıllar sonra Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı bir manifesto düzeyinde özet konuşmasının içine nitelikli insan gücünü alıp, üzerinde durması 62. Hükümetin hedefleri arasına alması beni ziyadesiyle memnun etti. 

Bunu yapabilmek için top yekun bir çalışmanın içine girmek gerekiyor. Bu çalışma aslında Diyanetle başlar, imamların eli üzerinde cemaate yönelik çalışmalardır. Milli eğitim bakanlığı vasıtasıyla Halk Eğitim üzerinde yetişkinlerin yetişmesi üzerinde durmalı. En önemlisi de öğretmenlik mesleğini revize ederek kaliteli bir nesil yetiştirilebilir. Bunu için öğretmenlik mesleğini sözleşmeli hale getirmek gerekir diye düşünüyorum. Kimi öğretmen mutsuz ve umutsuz, bilgi ve beceriden yoksun, yetersiz insan yetiştirmektedir ki telafisi zor sorunların oluşmasına davetiye çıkarmaktadır.

Nitelikli, meslek erbabı insan yetiştirirsek;

Kanaatkar olurlar,

İktisat sahibi olurlar,

Dayanışma içinde olurlar,

Paylaşmacı olurlar,

Akraba ve komşu ilişkileri güçlü olur,

Anne babasına sahip çıkarlar,

Onurlu ve cesaretli olurlar,

Sanat ve zanaat vasıflarıyla üretmek olurlar,

Para zengini değil, yatırım zengini olmayı tercih ederler,

Bu çalışmayı hangi imkanlara yapabiliriz derseniz? Çok kolay derim, bedeli askerlikten gelen paraların yarısını bu alana verin göreceksiniz nasıl da işler kolaylaşır. Ayrıca yetiştirdiğiniz insan profili her yıl on milyar tasarruf etmeye alışır buna tüm benliğimle inanıyorum.

Okuyan bir nesil olarak düşüncelerini geliştirirler, dolayısıyla gereksiz konuşmaya ve dedikodu yapmaya zaman ayırmazlar. Bundan daha büyük bir zenginlik ne olabilir. Bu nitelikte insan yetiştirirseniz,

Toplumda kavga gürültü azalır,

Hırsız arsız kimseler azalır,

Mutsuz moralsiz kimseler azalır, daha saymaya gerek var mı?

Bir etrafımızı yoklayalım hayatın dengesini bozan kimseler hangi özelliğe sahip kimselerdir, müsrif, uçkuruna düşkün, zalim kimseler ön plana çıkıyor değil mi?

Yani kısacası bu dünyanın geçiciliğine inanan, rızkıyla kanaat getiren başka kimselere selem ve dua gönderen,”ben” kavramından öte “biz” kavramına önem veren bir insan profili bize lazım. Bu nitelikte insan yetiştirmek için bütün öğretim kurumlarımızla sivil toplum örgütlerimizle dünya ve ahret dengesini mizan tutarak bıkmadan, usanmadan çalışmamız lazım.

 Bu toplum böyle bir insan profiline susamız vaziyettedir.”Bir yıl sonrasını düşünüyorsan hububat ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç ek, yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir” ata söze Japonlara ait olduğu söyleniyor her kime ait olursa olsun yerine bir ifade şöyle bir düşünelim İslam düşüncesi nasıl da Sahabelerin eli üzerinde dünyanın dört bir yanına yayıldı değil mi? Hatta “Hizmet Hareketi” bile bu yolu takip etti daha sonra ne olduysa bilemem ama birilerinin oyununa geldiler. Hem mali hem beşeri kaynağını Anadolu’dan aldıkları halde başka başka kimselerin emellerine hizmet eder hale geldiler maalesef!..

Ben dedikoduyla gündemi değerlendirmediğim için yazılarım akıcı olmayabilir. Ama ülkenin sorunlarına çözüm sunduğum için mutluyum.

Selam ve dua ile sunarım.