• 20.09.2014 00:00

 Sevgili dostlar, 28 Avrupa Ülkesi kendileriyle barışık yaşarken Türkiye olarak; devlet vatandaşıyla, vatandaş devletiyle barışık halk kendi arasında selamlaşarak yaşarsa kıyamet mi kopar? Bunu hazmedemeyenleri kınıyorum, ister içeriden, ister dışarıdan olsunlar, sizi de buna karşı duruş sergilemeye davet ediyorum. Vatandaş olarak böyle onurlu bir duruş boynumuzun borcudur.

Öyle yada böyle ülkemizde bir kavga, bir kargaşa yaşandı, asıl sebebi Kürt Türk halkına öğretilen kirli bilgiler ve dış dünyanın ülkemizdeki “azı dişleri”  nin sinsi oyunları olduğunu biliyoruz, bedeli ağır da olsa bu badireyi atlatmak üzere olduğumuz bu süreçte, huzura kavuşup insanca yaşayacağız diye kuduranlar var.

Anadil meselesi en çok bahane edilen bir mevzu;

Uygulaması kolay değildir,

Kamuoyu bu uygulamaya bir türlü hazır olamadı,

Devletin anadil eğitimine yeterince tedarikli olmadığı için başlatılamıyordu.

Ama artık zamanı geldi diye düşünüyorum.

Kanaatim o ki, “Ruhu Kürt, Dili Türk” olan Kürtlerin oranı orijinal Kürt olarak kalan Kürtlere oranla kat kat fazladır, ancak Kürt sorunun çözümünü isteyen, bu amaca hizmet edenler de genellikle asimile olmuş Kürtlerdir. Çünkü bunların ruhu özgür değil, manevi bir yara almışlar, mutlu olamıyorlar, başkası bu depresyonu, tramvayı yaşamasın diye bu sorunun kökten çözülmesi için çaba sarf ediyorlar.

Doğunun bir kaç ilinde ana dille eğitim veren birkaç pilot okullar açılsaydı ve bu okulları tercih eden vatandaşlarımız çocuklarını bu okullara gönderebilselerdi, şimdi birileri orada burada defacto bir tarzda “Kürtçe eğitim öğretim veriyoruz, alternatif okulunuz var” diyerek karşımıza çıkmazlardı. İlginçtir bir çok açılımın startını PKK sempatizanlarıyla başlatıldıktan sonra hayata kazandırılıyor.

Ben, “Mürekkep yalamış” bir Kürt olarak 1993’te zamanın Başbakanına on sayfalık bir rapor göndermiş ve bu tür Kürtçe eğitim veren pilot okulların açılması gerektiğini tam 21 yıl önce talep etmiştim.Bu gün namlunun ucuyla konuşanlar o gün daha dünyaya gelmemişlerdi. Bu sorunun çözümünü bu kadar geciktirmeye, bu duruma getirmeye ne gerek vardı? Ama olacağı vardı ki yaşandı, ancak Barış Sürecini böyle pasif bir tarzla ilerletirsek, her atılan adımda PKK kendine bir pay biçecek, bunun üzerinde de bir tasarruf hakkı talebinde bulunacak.

Ayrıca lütfen bu tür defacto sorunları etkisiz hale getirmek için askeri kuvvetleri kimse kullanmasın. Asker silahlı kuvvettir, ancak savaşta varlığı işe yarar. Halbuki biz Barış Sürecini yaşıyoruz. Ayrıca silahlı kuvvetlerin müdahalesinde ölüm getirme riski yüksektir, o da telafisi zor neticelere sebep olabiliyor, birilerine malzeme çıkıyor. Yapılacak en doğru şey “Buyurun okullarınızı yasal zemine kavuşturun” toplum rahat etsin. Buna yanaşmadıkları zaman halk nezdinde onlar puan kaybeder. Varsın “Tevhidi tedrisat”  kanunu orada kırılsın, yeter ki huzur kazansın, barış kazansın. 

Kürdistan bölgesinde güya üç yerde Kürtçe eğitim veren okullar açılacakmış, ey yetkililer madem binden fazla Kürtçe ders verebilecek öğretmen yetiştirdiniz o zaman bu öğretmenleri neden doğru dürüst görevlendirmiyorsunuz?  Bu süreç boşluğu kaldıramaz, gecikmesi aleyhimizedir, muhatabınızdan daha hızlı olmalısınız ki yaptığınız iş, attığınız adım gölgede kalmasın değil mi?

Bir de bu açılan okullara çocuklarını gönderip göndermede Kürt vatandaşlarımıza tercih hakkı da verilmiyor. Mahalle baskısı uygulandığı gibi, çocuklarını göndermeyenlerin hayatına mobing de uygulanır.  Yetmiyor birileri “Bu diyarın horozu benim” görüntüsünü veriyor. Biz de diyoruz ki artık Kürt halkını rahat bırakın, biz mezbelemizde horoz istemiyoruz,  mezbelemizden doğal gaz üretecek mühendis bize lazım, bilmem anlatabildim mi? Müsaade edin de gelişmiş dünya insanları gibi biz de hür ve huzur içinde yaşayalım ne dersiniz?

Kürt sorunun daha yüksek bir ivmeyle hızlanarak çözünme kavuşması ve hür, huzurlu ve mutlu bir hayat yaşam dileğimizdir. Kimin elinde ne geliyorsa katkı vermeye davet ediyorum.

Selam ve saygılarımla