• 23.09.2014 00:00

 Ya Rabbi sana karşı saygısızlık yapan ne kadar geveze kulların var? Bazı Arap, Fars ve Türk kulların Kürt kullarının varlığına tahammül etmiyorlar, bu geveze kullarını sana şikayet ediyor, emrinizin gereği onları uyarıyorum.

Sadece dünya değil kainatın sahibi yüce Allah’tır. Dünya adı verilen bu küçücük gezegenin üzerinde de insanoğluna yaşamayı ferman etmiştir. “Baş göz üstüne” diyor ve kaderine razı oluyoruz. Ne hikmetse Kürtlerin vatanlarını hile-hurda ile kendine bağlayan kimi halklar yeryüzünde Kürt olarak yaşama hakkımıza göz dikmiş vaziyetteler. Biri diyor ki bizdensiniz, Diğeri diyor ki bizden…

Irak’ta öyle oldu, Türkiye’de öyle oldu, Suriye’de ayrı bir dert, bir İran’da hasbel kadar rahat yaşıyorlardı. Bu yazıma Suriye’deki Kürtlerin derdini dile getirmeye ayırmak istiyorum, ancak diğer diyarlara da bir dokunalım.

İran Kürtleri kendilerine ait Kürdistan adıyla anılan otonom bölgeleri vardı, radyo ve televizyonları vardı, Kürtçe eğitim veren okulları vardı, eyaletlerini temsilen Kürtleri vekilleri vardı.Yani Kürtler en çok İran’da rahat yaşıyorlardı.Ama içine kapanık bir toplum olarak kaldılar.

Irak’ta Saddam’ın zulmü o kadar ses getirdi ki “Halepçe Katliamı”yla mazlumların avazı arşı alaya dayandı“dinsize, imansız lazım”  deyimi bir daha tecelli etti, hoşumuza gitmese de ABD öncülüğünde oluşturulan uluslar arası koalisyon 36 paralelin üstüne  uçuş yasağı getirince  Kürtlere az da olsa yaşama imkanı buldular. Tarihin akışından ders alan Berzani ile Talabani el sıkıştılar ve şimdi asıl vatanlarında yönetimini olgunlaştırıyor, devletlerini kurmaya çalışıyorlar. Yüce Allah dilerse facir kullarını da hayra vesile edebilir.

Türkiye’de 8-10 yıldır AK Parti hükümeti bir uğraş veriyordu, şu ateşe bir su dökmek lazım diye, ancak yaklaşık iki yıldan beridir devam eden ateşkes süreciyle memlekete bir nefes aldırdı. Şimdi top Kürtlerde ya birbirine barış eli uzatacaklar, Irak Kürdistan’ını örnek alıp huzur bulacaklar ya da ben sen kavgasını verecekler.

Suriye’ye gelince daha düne kadar bu mazlum Kürt halkına kimlik bile verilmiyordu. Ne bir şey alıp satabiliyorlardı ne de insan olarak varlıkları kabul ediliyordu. Ellerinde korsan bir belge ama sadece kendini tanıtıyor o kadar, pasaport alıp ülke dışına gidip gelme gibi bir imkanları bile yoktu.

Sene 2008 Suriye’ye 3 günlük bir tur gezisine katıldım, Halep civarında bir sahra lokantasında kahvaltı yapmak için mola verdik, ben de Arapça bir şeyler istiyorum. Bir az kulak misafiri oldum bir de ne göreyim aralarında  Kürtçe konuşuyorlar. Ben yüksek bir sesle “keko ca vırda mézeke”  (Kardeş hele buraya bak) dedim adam sevinç ve heyecanla geldi, sen Kürt müsün? Dedi, Ben, evet Amed’en geliyoruz deyince müthiş bir ilgi gösterdiler, onlarda biri masamdan ayrılmıyor, Beşar Esad yönetiminin zulmünü bizimle paylaşıyordu.

Yine yakın tarihte Batman ilimize gelen Suriyeli bir kafileden, biri soruyor bu binalar kimin? Vatandaşlar diyorlar ki bizimdir kimin olacak, Suriyeli Kürt diyor ki, siz daha Allahtan ne istiyorsunuz? Yani Suriye Kürtleri bu kadar mahrum, bu kadar mazlum, haktan yoksun yaşıyorlardı. Ta ki Özgür Suriye Ordusu adıyla halk baş kaldırdı. Beşar baktı ki Kürtler bölgelerini zapt edecekler, erkeklik bana kalsın nevinden hem onlara kimlik verdi hem de bölgelerini kendilerine teslim etti.

Suriye Kürtlerinin çoğunluğu Türkiye sınırın paralelinde olmakla birlikte Irak sınırına kadar uzaman ve Afrin, Azez, Kobani, Tıl Ebyad, Haseke,  Serı  kaniya,  amudi, kamışlo olmak üzere sekiz kasabadan oluşan bir bölgede yaşamaktadırlar. Kobani derken bu alanın tamamı kast ediliyor. Ben de diyorum ki “Kobani Kürtleridir” ama PYD’nin sözüm ona şimdiden elini çabuk tutarak Kobani’yi ulusalcı devlet mantığıyla baskı altında tutarsa Kürtler kendi evinde bu sefer mazlum konuma düşecekler. Halbuki Suriye’nin otonom Kürt bölgesinde irili ufaklı 16 eğilim var, siz bu eğilimlere özgürlük, yaşam hakkı tanımazsanız, Kobani Kürtlerin olsa ne yazar?

Unutmayalım IŞİD tarzı defakto oluşumlar nereden gelmişse bir gün oraya dönerler, Yunan da bir zamanlar Ankara’ya kadar gelmişti, geri çekilmek durumunda kaldı değil mi?

PYD’ye sesleniyorum, PKK’nin Türkiye’deki militarist tarzı sizi aldatmasın, bu yaklaşımını PKK değiştirmezse Kürtlerden nasıl bir tepki alacağı daha bilinmiyor. Eminin PKK de bir arayış içinde ve Kürt halkıyla barışık yaşayabilmek için kendine çeki düzen vermeye gayret ediyor, halkın bu konuda talepkar olması lazım. PKK’yi elinin tersiyle iteceğine kazanma yollarını araması lazımdır diye düşünüyorum.

PYD, Berzani yönetimini model almalı, hoş görü ve şefkat gözüyle bir bütün olarak Kobani halkını kucaklamalıdır. Kürtler son yüzyılda çok çektiler, huzurlu bir hayatı hak ediyorlar.Suriye Kürtleri de Elhemdulillah Müslüman’dır, müsaade edin de Müslüman olarak yaşasın e mi?

Sadece Kürtler değil; Türk, Arap, Acem kimin elinde ne geliyorsa Kobani halkına destek vermeli, özgürlüğüne kavuşmaları için katkıda bulunmalıdır. Hükümetimizin son göç dalgasıyla 70 bini aşkın Kobani halkına kapısını açması insani açıdan önemliydi, bir Kürt vatandaş olarak şükranlarımı sunuyorum.Bu karar iç barışımıza da katkı verir.

Bir düşünce insanı olarak fikrim budur, katkı verecek bir diyeceğiniz varsa esirgemeyin.