• 6.10.2014 00:00

 7-8 yıldır ülkeye nasıl bir yol yöntemle huzur getirebilirim arayışında olan birçok şerefli siyasetçilerimiz var. Bu hayırlı arayışın öncülüğünü AK Parti yapsa da başta HDP kanadı olmakla birlikte, MHP ve CHP siyasetinde de ciddi ciddi bu çalışmanın arkasında olan siyasetçi olduğuna inanıyorum. Teke tek görüşmelerde bu fark ediliyor.

Habur hadisesini hatırlayın 36 gerilla hükümetin ruhsatı ve devlet gözetiminde dağdan indiler, Kürt siyaseti gereğinden fazla hadiseyi abartınca maalesef plan hüsrana uğradı. Bu gereksiz şaşaadan çok olumsuz etkilendim, öyle ki 3.gün “Tilinin bu kadarına pes”başlığıyla bir yazı yazmak durumunda kaldım. Bana sıkıntı gelebilir düşüncesiyle haber editörü ikinci gün köşemi yayından kaldırdı, çünkü tehdit içeren beklenmedik yorumlar gelmişti. Ne yazık ki kamuoyu bu tezahürattan olumsuz etkilendi ve süreç akamete uğradı.

Maalesef korkulan başımıza geldi ve süreç durduruldu tam tersine işledi, bir çok adi saldırılar, karakol baskınları, karşılıklı ölümler vs. gel zaman git zaman barış süreci bir daha gündemimize geldi. Altyapısı hazırlardı iki yıldır tıkır tıkır işliyor, son birkaç ayda hem Meclis bu süreci bir yasal semine oturttu hem de sürecin işlemesi için kurullar ve komisyonlar kuruldu.

Memlekete huzur, millete mutluluk kazandırmak için barış sürecini yürütmekten başka bir tercihimiz yoktur. Kimin elinde ne geliyorsa sürece katkı vermelidir diye düşünüyorum.

Dikkat çeken bir durum var ki bunu tüm paydaşların dikkatine de sunmak istiyorum. Direk PKK’in direktifi olmadığına kanaatim olmakla birlikte, yol kesmeler, Molotoflu saldırılar, kepenk kapatmalar vb. sıkıntılar bölge halkına yaşatılıyor.

Bunun açıklığa kavuşması lazım, devlet buna göz yumuyor mu? Halk bu sıkıntılarla baş başa mı kalacak bunu bilmek lazım. Bu belirsizlik insanımızı kahrediyor.

Ayrıca Kürt kanadından silahlı kimselerin ileri geri beyanat vermeleri yersiz olduğu kadar başta bölge insanı olmakla birlikte sürece sıkıntı veriyor.

Barış sürecini ya devam ettireceğiz, ya devam ettireceğiz

Kolay mı elbette ki değil. Boşuna dememişler, “en iyi barış tarafların masadan mutlu kalkmadıkları barıştır”.Bu kadar yaşanan sıkıntının acısı insanın içinden çıkar mı elbette ki değil, ama barış böyle bir şey işte.

Anadolu insanının mutluluğunu istiyorsak, huzurlu bir vatandaş olmayı düşünüyorsak, zengin ve hür yaşamayı istiyorsak “ya barış, ya barış” diyeceğiz. Hem bu kavga ne kadar sürse bile bir gün barışla sonuçlanmayacak mı?

Öyleyse,

Kimine görüşülüyorsa görüşülsün,

Kim nerede yaşıyorsa yaşasın,

Toplumsal huzura sıkıntı vermedikten sonra hangi yasalar gerekiyorsa çıkarılsın. Yeter ki barış gelsin.

Ben derdimi içme gömmeye razıyım, şimdiye kadar çektiğim cefayı bir kenara atarak barış ile teselli bulmaya çalışacağım. Kanun tamam sıra kabiliyette diyorum. En iyi kanunları beceriksiz insanların eline verirseniz size sorun getirir. Demek ki süreci kabiliyetli insanlar eşliğinde ilerletmek/yönetmek gerekir.

Bu süreçte boşa geçen bir süreç olduğunu kimse söyleyemez. Dost düşmanlarımızı fark ettik, ileride karşımıza çıkan Kürt sorunun ortaya çıkması da yararlı bir durumdur. Böyle devam etseydi eninde sonunda bir gün kendini gösterecekti zaten, eski isyanlarda olduğu gibi, ama sakın Şeyh Said’in kıyamını isyandan saymayın. O sürecin sorumluları Şeyh Said ve arkadaşları değildi, 1924 anayasasıyla İslam ve Kürt kelimesini görmezlikten gelen karanlık güç her kimse asıl müsebbibi odur.

Bir vatandaş olarak barış sürecine katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyorum, tarih sizi hayırla yad edecektir diyor başarılar dilerim.

Selam ve saygılarımla.