Medrese Tahsili ve ilgili kavramlar

  • 8.11.2014 00:00

 Malumunuz Cumhuriyet öncesi eğitim-öğretim medrese usulü ile yapılıyordu. Sahnı Seman, Sahnı Süleymaniye gibi gelişmiş medreselerin yanısıra, Anadolu'nun bir çok yöresinde ve özellikle Doğu-Güneydoğu bölgesinde medrese eğitimi yaygındı. Bu ilim, edep ve marifet mektepleri herhangi bir yasal izne gerek duymaksızın uygun şartlarda açılıp, bulunduğu bölgenin yerel diliyle eğitim öğretim yaparlardı. Her ne kadar Cumhuriyet döneminde yasal olarak kapanmış ise de gayri resmi Doğu ve Güneydoğu'da varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Müsaadenizle biraz tanıtmaya çalışacağım.

Açılışı:Ders verme kabiliyetinde Molla(Seyda), Talebelerin kalabileceği yer (Hücre) adı verilen barınma yeri, Talebelerin üç öğün yiyeceğini (tayin) karşılayan köylü vatandaş olduktan sonra birkaç aylık süre içinde talebelerin bulunmasıyla da eğitim öğretime başlanırdı.

Talebeler özellikle Kur'an-ı Kerim ve Mevlidi Şerif'i okuduktan sonra medreseye kabul edilirdi. Fakih bu dersi kendi köyünün imamından aldıktan sonra ilim tahsil etmek için medreseye devam ediyordu.

Müfredat:İlahiyat ve sosyal ilimlerden oluşan zengin bir müfredata sahiptir. Kabaca Sarf-Nahiv-Mantık ve Mânâ ilimleri olarak sınıflandırabiliriz. Ancak müfredatı on iki ilim olarak bilinen; Kıraat, Sarf, Nahiv, Mantık, Kelam, Akaid, Usul-ül Fıkıh, Hadis, Tefsir, Fıkıh, Siyer gibi ilimlerden oluşmaktadır.

Öğretim Metodu: İnteraktif diye ifade edilen birebir ders verilmekte olup, Metin ezberleme, Müzakere etme ve Mütalaadan ibaret bir öğrenme metodu uygulanır.

Metin:Kitabın özetini ezberlemek; kitap hangi kitabenin şerhiyse kitabe ezberlenir. Örneğin Şerh-ül moğni okunurken moğni ezberlenir, Siyuti okunurken elfiyesi ezberlenir, Molla cami kitabı okunurken Kafiye ezberlenir.

Müzakere: Bir talebe aldığı dersi, sıra kitapları kendisinden yüksek olan arkadaşlarıyla dersini müzakere ettiği gibi, ders düzeyi kendisinden düşük olan tüm arkadaşlarının da derslerini onlarla müzakere eder. Bu vesileyle hem öğrendiğini tekrar eder, hem dili açılır, hem de bir şeyler anlatma kabiliyeti gelişir.

Mütalaa:Bütün talebeleri bir sessizlik içinde o günkü dersi ve yarın alacağı dersi gözden geçirmesidir.

Okunan Kitaplar: Emsile-Bina-İzzi-Zuruf-Terkip-Avamil-Sadullah Seğir-Şerh-ül moğni-Sadini-Sadullah Kebir-Siyuti-Molla Cami.

Bu arada bazen alternatif kitaplar da okunur. Örneğin Netaic, Şarh'ül Kıtır vb. Molla Cami'den önce okunabilen kitaplardır. Netaic, imtihan kitabı olup bu kitaptan sınavı kazanan askerliğe gitmezmiş Osmanlı yönetiminde.

Camiden sonra, Semkati-Muğnitullap-Abdulğafur-Kavlahmet-Muhtasar-Şerh-ül Akaid ve Cem'ul Cemavi(usulül fıkıh) okunarak icazetname alınırdı/alınır. Bu sıra kitaplarına okuna bilecek alternatif kitaplar da vardır.

Öğrenim Süresi:Fakih'in çalışkanlığı ve zekâ düzeyine göre 8-12 yıl arasındadır.

İcazetname: Sıra kitaplarını başarıyla bitirmiş, ilim, edep ve marifet ehli kimselere verilen diplomadır. İcazetname bölge alimlerinin huzurunda, yüzlerce talebelerin katılımıyla verilir ve icazetnameyi veren Seyda bir hutbe irad ederek, ilgili mezuna icazet verdiğini ilan eder.

İcazetnameyi alan bir medrese mezunu MOLLA unvanını alır. MOLLA, 'Dolu' demektir, ilim ile dolu anlamında mecaz bir isimdir. Ancak halk arasında tahfif edilerek bölgesel bir terim olarak MELE olarak kullanılır. Molla eğer ders verme kabiliyetine sahip ve öğrenci yetiştiriyorsa SEYDA unvanını alır.

İşte bu nitelikte birçok ilim erbabı kimseler Doğu ve Güneydoğu bölgemizde vardı/vardır. 28 Şubatın makus marifetiyle sayıları azalsa da hâlâ toplumda yaşlı genç bir çok ilim adamı MELE mevcuttur. Bunların ilminden, yeteneklerinden toplum üzerindeki ağırlığından yararlanmak lazım. Bu vesileyle Diyanetin MELE açılımını kayda değer buluyorum.. Bu gelişme beni memnun etti. İnşallah Medreseler de en kısa zamanda eski halini yeni gelişmelere uyarlayarak varlığını sürdürürler, sürdürüyorlar.

Efendim Medrese-Molla-Seyda kavramları bir yazıyla anlatılamaz. Ben sadece özet halinde bildiklerimi sizinle paylaştım. İşin aslını anlamaya yeterli bilgi paylaşımında bulunduğuma inanıyorum. Doğu ve Güneydoğu'nun huzur ve sükûneti, sağduyusu ve siyaseti bu alimlerin reyinde cereyan ediyor. Bu böyle biline. Bunları tanımak, onları asimile etmek, tarafına çekmek amacını da taşımamalıdır.

Başarı, huzur ve mutluluklar dilerim. Zalim ve edepsizler hariç herkesi selamlıyorum.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar