• 19.11.2014 00:00

 Sevgili dostlar gelin hep birlikte “militarizme hayır” diyelim. Malum elinde silah olan kimseler daima bir kavga ve kargaşa isterler, çünkü bunları çoğu başka türlü gündeme gelmez, işe yaramazlar.

Marifetleri;yat, kalak, nişan al, ateş… emrine uymaktır, başka bir şeye yaradıkları yoktur.

Öyle ki nizami ordular için bile ne deniliyor?  “mantığın durduğu yer”, solsa, ileri marş, rahat hazır ol ve “öl” emri devamında geliyor. İnsani duyguları kabartan duygusal marş ve klişe solanlarla ayaktadırlar.

Tarihe baktığımız zaman,

Silahlı kimseler Hz. Ömeri/Hz.Osman’ı öldürmediler mi?

Osmanlıda kaç kere Yeniçeri kazan kaldırdı?  

Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi’nin atadığı Genel Kurmay Başkanı Sisi Kendisini devirmedi mi?

PKK bu ülkede sivil vatandaşlarımıza üstelik Kürt’lere sayısız sıkıntılar vermedi mi?

Peki Türkiye’de silahlı kuvvetlerin bir zamanlar perde arkasında ne oyunlar çevirdiğini bilmeyen var mı?

*Hükümetleri tehdit ediyordu,

*Meclise aba altında sopa gösteriyordu,

*Başbakanı, Bakanları mı uyarmıyorlardı? Ve daha neler?

Dile getirmek istediği şu: bu örneklerden de anlaşılacağı gibi silahlı güçler sivil yöneticilerin kontrolde olmadığı zaman belanın ta kendisidir,dolayısıyla ne zaman ne sıkıntı çıkaracağı da bilinemez. Perde arkasında da uluslararası birliktelikleri vardır.

Bakın daha düne kadar ismi duyulmayan bir örgüt şimdi, IŞİD adıyla Suriy’eden türedi, serseri bir mayın gibi nereye gideceğini bilemez bir duruma geldi, derken Irakta bulunan Kürt-Türk şehri Mosul’a saldırdı, Bir de Türkiye Cumhuriyeti Konsolosu ve çalışanlarını rehin aldı, yetmedi Kobani’ye saldırdı ve mücadele hala devam ediyor.

IŞİD’in piyasaya çıkmasına neden olanlardan biri PYD ve PKK’ in Irak Kürdistan’ıyla işbirliğinde olmayışı ve Türkiye Cumhuriyetinin ciddi bir anlaşmayla PKK’ yi safına çekmeyişinden kaynaklanıyor kanaatimce.

Tarafsız bir gözle olayı ele alıyorum; Bence yarından tez yok belli kriterler dışında kalan PKK’liler rehabilite olmak kaydıyla hayata kazandırılmalı geriye kalan ise Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir ordusu olarak Irak, Suriye ve Türkiye üçgeninde meydana gelen boşluğu doldurmalı, aynı zamanda Kürdistan Hükümetiyle barışık olup Rojava’da Suriye Kürtleri için oradaki tüm renklerin işbirliğiyle bölgesel bir yönetim oluşturulacak,

Türkiye Kürtleri zaten tüm Türkiye’nin sahipleridirler dolayısıyla kimse burada öz yönetim, kanton vb. yönetim şekilleriyle zaman öldürmesin. Çünkü bölgesel oluşum Türkiye Kürtlerini tatmin etmez. Üstelik Kürtlerin kahır ekseriyeti Anadolu’nun batı kesiminde yaşıyorken.

Bu bölgede ciddi bir rahatlama isteniyorsa İran, Irak, Suriye ve Türkiye sınırları sanal hale gelecek, ortak bir savunma ordusu oluşturulacak, zaman içinde isteyen komşu ülkelerin askeri, ekonomi ve ticari işbirliğine açık olacak.

En kısa zamanda Türkiye İran yetkilileri bir araya gelerek bu konuda el sıkacaklar. Başka türlü Mezopotamya havzasına huzurun, barışın gelmesi çok zor bence.

Sevgili dostlar BM can çekişiyor, ABD silah zoruyla dünyaya adalet ve barış getireceğini iddia ediyor, AB sanatkardır sıcak soğuk savaşı ayırt edemiyor İngiltere hariç, çünkü İngiltere İsrail’in dostu ve ABD’nin akıl hocası, acımasız bir ülkeye benziyor, Çin ve Rus dünyanın nüfus kalabalığından şikayetçi oldukları için Orta doğunun ölümleri onları hoşnut ediyor galiba, İran ve Türkiye de ittifak etmiyorlar ki Orta doğuya bir huzur gelsin.

Dolayısıyla TSK’ya bağlı olarak Mezopotamya ordusu kurulursa bu konjonktürde çok işe yarayacağına inanıyorum.

Zamanı gelince askeri oluşumların etkisi azalır ve bir çok askeri birlik feshedilir.AB öyle yapmadı mı?

İşi inada bindirmenin zamanı değil, bir an evvel Peşmerge-PKK-TSK arasında bir irtibat sağlanmalıdır. Bu halkın yararına olduğuna inandığım için bu fikri dillendiriyorum. Yetkililere, ilgililere kolay gelsin.

            Saygılarımla