• 1.02.2014 00:00

 İyilikte ve takvada yardımlaşmak, kötülükte ve düşmanlıkta yardımlaşmamak üzerini inşa edilmiş bir kültüre sahibiz ki, bu kültürü bize kazandıran ahir zaman dini İslam’dır bu dinin müstesna kitabı Kur’andır.

Hal böyle olunca bir mümin kardeşimin konumu ve rütbesi ne olursa olsun bir yanlış karşısında onu uyarmak boynumuzun borcudur. Bu münasebetle bir şeyler paylaşmayı bir borç biliyorum.

Başbakanımız Ahmet Davutoğlu Başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz birçok hayırlı söz ve faaliyette bulundu;

Eğitim öğretimizle ilgili eksikleri giderme adına bir çalışmanın gerekliliği üzerinde durdu,

Ekonomik dengelerimizin rüsus(kök salmak) etmesi için vurguda bulundu,

Çözüm süreci konusunda kararlılığını ortaya koydu,

Her geçen gün Anadolu insanının sempatisini kazanmışken

Muhalefetle olan restleşmesine anlam veremedim!

Efendim bu millet kararını vermiş, 12 yıldır AK Parti Hükümetlerine ülkeyi teslim etmiştir. Bunda muhalefetin başarısızlığı da etkili bir unsurdur. Halkın %50 sinin teveccühünü kazanmış %70 sinin selam ve duasını almış bir parti lideri muhalefetle restleşmeye girmesi ne derece doğru acaba?

Ben buraya geldim sen de gel, ben şuraya gittim sen de git; yok yok hem de itici bir ifadeyle “cesaretin varsa git” demenin ne anlamı var?

Vatandaş olarak ben bu tür restleşmelerde bir fayda mülahaza edemiyorum.

Memlekete eğitim lazım, sanat lazım, üretim lazım, edep marifet ve kanaat lazım, malum bu tür çalışmalar lafla olmuyor. Belki bu tür restleşmeler tabanınızda dahi birileri mutlu ediyor ama ne olursa olsun yanlış bir faaliyettir.

Muhalefete atılan bu kurşun karavanadır, abesle iştigaldir.Çünkü sağıma soluma bakıyorum vatandaştan onay almıyor.

Ülke oylarının %15 civarında reyinin alan bir lider ne diye ülkenin altını üstüne getirsin. Bahçeli Tunceli’ye gidince Anadolu insanı bir şeyler mi kazandı? Hakkari’ye gitsene olacak? Son yıllarda dünyanın başına bela olduğu gibi ülkemizin başına da bir kabus gibi çöken milliyetçilik iyi ki Bahçeli tarafından bir derece kontrol altında tutuluyor, müsaade edin de bu haliyle hayırla anılsın, ülkemizin marjinal düşünen insanları da siyasi arenada varlığını göstersinler.

Baksanıza Kürt milliyetçileri siyasi arenaya inme konusunda kararsız gibi duruyorlar keşke Kürt cenahı da ovada siyaset yapmaya başlasaydı da Kara Denize İç Anadolu’nun bazı kentlerine  hiç gitmeselerdi.

Gariban CHP AK Parti karşısında şaşkına dönmüş, gelecek seçimlerde halım nice olacak talaşı içinde çırpınıp duruyor. Bir ezberi var kaybetmek istemiyor, günümüzde de bu tarz siyaset para etmiyor, ya varsın kumsalların partisi olsun ne olacak?

Sevgili Başbakanım bu restleşme hadisesinde benden alkış yok, onun dışında yaptığınız çalışmalar için selam ve dualarım sizinle.

Ahir zaman peygamberi bir yetimdi İnsanlığı medeniyetle tanıştırdı, umarın sen de Anadolu’nun yetim evladı olarak bu milletin bu memleketin önünü açacaksınız.

Melayi Batehi Mevludunda “Kes nızanıt qimeta dürra yetim” (Yetim olmanın ne hikmetler içerdiğini her kes bilemez) diye bir ifade var.Umarım bunda sizin de payınız olur.

Kolay gelsin, yolunuz açık olsu.