• 8.12.2014 00:00

 6-7 Ekim olayları çözüm sürecinin yüzkarası olarak tarihin satırlarına canlı ve cansız aktörleriyle yerini almıştır. Çeyrek asır boyunca katiller lanetlenecek, öldürülenler ise dua ile yad edilecektir.

Yasin Börü bu katliamın sembol ismi oldu ise de aslında bu süreçte toplam 51 kişi öldürüldü. Hepsinin ruhu şad olsun, yakınlarına sabır ve selamet diliyorum.

Malum Yasin Börü öldürülenlerin en küçüğü(16), öğrenci(Lise 11.sınıf) ve hayır işleri için sokağa çıkmıştı(Kurban eti dağıtıyordu), bu üç özellik onun katliamın sembol ismi haline getirdi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP adayının insancıl, barışçıl bir dil kullanması iyi niyetli insanlara bir umut verdi ve 81 ilin tamamında oy almayı başardı. Ne yazık ki HDP bunu sarhoş bir hale çevirdi,startını verdiği 6-7 Ekim olayları yüzünden bu seçimde aldığı elde ettiği 3 puan onu 5 puan geriledi.

 Halbuki cumhurbaşkanlığı seçiminde ben HDP’ye dönük bir yazdığım bir yazıda şöyle şöyle çalışmalar yaparsanız geleceğin Ana Muhalefet partisi olabilirsiniz demiştim.

Galiba solun yapısı böyle sadece boş bahanelerle bağırıp çağırmak istiyor. Yoksa yanlışların arkasında durup ayağına kurşun sıkmak niye? 6-7 Ekim olaylarının arkasında durmak neyine, katiller bırakılsın yürüyüşü bu manaya gelmiyor mu?

Bir Kasım Kobani yürüyüşü ile acaba yanlıştan vaz mı geçildi diye bir umut verirken, bu sefer yakalanan katillerin bırakılması için yapılan yürüyüşler dile getirilen sözler bir kırışma daha yaşattı/yaşatıyor.

Yetmiyormuş gibi bir de ileri geri konuşularak bilmem nerelere, kimlere tehditler savruluyor. Aslında bunlar hep suçluluk psikolojisinin bir tezahürü olsa gerek.

Arkadaş kim kimi tehdit ediyor? Kısmi bir rahatlama yaşıyoruz diye bunu kıskananlar mı var. Buyurun güvenlik paketinin çıkmasına 6-7 ekim olayları sebep olmadı mı?

CMUK medeni bir yasa olarak sade vatandaşın rahat yaşamasına elverişliyken çıkarılan paketle özgürlüğümüz bir nevi kısıtlandı.

Bununla ilgili bir hikaye paylaşmak istiyorum.

“Bir duyum alınmış, aslan avına çıkılmış, bunu duyan tilki can havlıyla kaçmaya başlamış, sormuşlar,

 -Yahu sen tilkisin niye kaçıyorsun? Demiş ki,

 -Ben ben tilki olduğunu anlatana kadar canım çıkacak.”

 Yani güvenlik paketi vatandaşlar için bu kadar sıkıntılı hale getirildi. Bu da 6-7 Ekim olaylarının bir belası değil mi?

Şimdi yine devletin dikkatini üzerine çekiyorlar. Çünkü devlet sıkıntı çıkarırsa o zaman birileri layüsel olacak. Bir zamanlar ne dersen “Kürt sorunu var”diye cevap alıyordunuz.

Sevgili dostlar, bir sorunu tartıştığınız zaman birileri hemen Kobaniden, gelen cenazelerden, IŞİD’den konuşmaya başlayarak ortalığı bulandırıyorsa, sen bil ki kaçamak cevap veriyor, aradığınız cevabın altında kalkamadığı için hemen dikkatinizi başka tarafa çeviriyor, bir de militarist meseleleri dillendirerek size dolaylı bir tehdit savuruyor.

Kimse Diyarbakır insanını aldatmasın/aldatamaz bir belediye isterse hizmet de eder, icap ettiği kadar siyaset de yapar.

Hem soruyorum Şengal Muhacirleri olan Êzidi kardeşlerimiz neden devletin imkanlarından yararlandırılmıyor da belediye imkanlarıyla zor şartlarda yaşıyorlar? Bilmenizi isterim ki yerel yönetimlerimiz buna şerh koyuyor, devletin katkılarını engelliyor.

Keşke bu hayatta herkes işine baksa, kimse kimseyi tehdit etmese insanlarımız az daha huzur ve rahat içinde yaşasalar. Herkesten çok Kürtlerin buna hakkı yok mudur acaba?

Sizin vicdanınıza havale ediyorum.