• 20.12.2014 00:00

 Doğrusu sürecin hareketliliği açısından hükümeti gevşek görmemek elde değil. En azında biz vatandaş için öyle gözüküyor.Bir yandan görünür çalışmalar devam ederken diğer yandan şurayı burayı; kendini PKK’nin şehir yapılanması diye adlandıran birilerinin nüfuzuna terk etme gibi bir hava esiyor/estiriliyor.

Sürecin ruhuna ters düşen bu vaziyetten birinci derecede Hükümet sorumlu olsa gerek. Her türlü eleştiri ve siyasi saldırıya rağmen Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu halk %52 düzeyinde barışa devam ruhsatını verdi. Bu halktan daha ne isteniliyor? Süreci başarıyla götürmek istiyorsanız elinizi çabuk tutacaksınız, siyasi mülahazalarla gevşemeye fırsat vermeyeceksiniz.

V.Din Şurasına katışmıştım, Meclis Başkanımız konuşma yaparken manidar cümlelerinden biri de şuydu “Namazda secdeyi sehiv var ama siyasette yapılan hataların secdeyi sehvi yoktur” dolayısıyla sürecin yanlışları pahallı bir fatura gerektirebilir.

Türkler açısından düşünüldüğünde Şırnak, Hakkari, Diyarbakır elden gidiyor; yarın öbür gün ülke bölündü/bölünecek korkusu hakim oluyor, Kürtler açısından hadiseye bakıldığından kendilerine huzur yüzü verilmediği gibi acaba yarın öbür gün yeni bir militarist güç mü başımıza dikilecek korkusu her geçen gün artıyor.

Peki bin bir sıkıntıyla bu seviyeye gelmiş sürecin hali bu mu olmalıydı?

Bir an evvel Kürt haklarıyla ilgili düzenlemenin yapılması ve aynı paralelde bu defakto olarak ortaya çıkan  bu silahlı gençlerle de yasal çerçevede mücadele edilmesi lazım.

Bir ilin her kesimden yeterince akil adamları bir araya getirip meselenin vahametini anlatacaksınız, daha sonra gereğinden fazla mobil emniyet güçlerini sorunlu yerlere yönlendirerek halkın huzurunu kaçıran bu kontrolsüz gençlikten kurtaracaksınız, bunu yaparken aynı zamandan halktan da alkış almanız lazım ki barışa katkısı olsun.

Gözümüzün önünde gençlerimiz ölüyor, ne diyeceğimizi şaşırdık kaldık, bu süreçte öldürülen Kürt gençlerini “şehit” diyerek anne babalarını teselli etseniz inandırıcı gelmiyor, pisi pisine gitti desen insani bir dile uymuyor. Bir insanın ölümü bu kadar ucuz olmamalıdır diye düşünüyorum.

Ama ne yazık ki birileri bu gençleri böyle bir maceraya sürüklemeye ikna ediyor. işin içinde ölüm olmazsa, kamuya verilen sıkıntı olmazsa sorun değil diyeceğim ama bu iki sıkıntının da ihtimali yüksektir.

Neyse ki PKK Asker çatışmaları çıkmıyor, yoksa hepten kahrolacaktık.

Sevgili dostlar siyasi mensubiyetiniz ne olursa olsun tarafınızı, partinizi barışa katkı vermeye zorlayın. Bu ülke insanı bu süreçten kurtulmadığı sürece diğer sorunlarını çözmeye sıra gelmiyor. Hep soyut siyaset havasında tambur çalıyorlar, karşı çıktığınız zaman da vatan haini oluyorsunuz.

Her ne kadar “taraf olmayan bertaraf olur” denilse de taraflar arasında eşit yakınlıkta olan kimselerin olması da gereklidir. Bizimki o mesele onun için geçende “Taraf tutmayın, taraflarla elele tutun” başlıklı bir yazı yazmıştım. Ülkemizde buna çok ihtiyaç var. İnsanımız acımasız olmuş bir tarafı toptan gözden çıkarıyor.Tabi bu işin kolay yanı.

Dolayısıyla diyorum ki Devlet ile Kürtler arasında barış halkası olmak için bazı sıkıntıları sineye çekerek uzlaşmacı bir tutum sergilemek lazımdır.

Bizim eğitim öğretime, ekonomiye, teknolojiye zaman ayırmamız lazım. Dünya ve ahreti mamur olabilecek bireyler yetiştirmemiz lazım. Bu baş belası yarı içeriden yarı dışarıdan kaynaklı kavgayı ortadan kaldırmak boynumuzun borcudur.

Bu memlekette; barış, huzur ve zenginlik içinde özgür bir havada yaşamımızı sürdürmek dileğiyle.

Ülkemin insanına selam duruyorum. Bu karşılıklı hukukumuzun bir gereğidir.