HADİNİ BİL!

  • 19.06.2015 00:00

Merhaba sevgili dostlar, okuyucu kitlem olarak şahitsiniz ki şimdiye kadar sınırımı aşacak bir tarzda bir ifadeyi kaleme almadım . Bir çok kere sizden takdir aldım, fakat tenkit etmediniz.

Sizinle de paylaşayım 4 Haziran’da okuluma emeklilik dilekçemi verdim. Sebebine gelince Diyarbakır Milli Eğitiminin sahaya bir heyecan vermeyişi, eğitim kalitemiz üzerinde bir inovasyon uygulamaması, ikicisi ise öğretmenlerin elbirliği iş birliği içinde okullara sahip çıkmayışı bu iki neden beni emekliliğe sevk etti.

Mevcut hükümet eğitim öğretime kayda değer bir bütçe ayırıp talim terbiyeyi ciddi anlamda dert etmiyor. Ayrıca öğretmen yetiştirme tarzımız da yanlış, 60-70 ortalamayla mezun olan eğitim fakültesi mezunları öğretmenlikten kopuk KPSS sınavıyla öğretmen kadrosuna atanıyorlar, arkalarında 657 sayılı devlet memurları kanunu ve genellikle okula git-gel yaparak maaşına bakıyorlar. Eğitim öğretimi dert edinmedikleri için de öğretmenler odasında eğitim öğretim dışında her şey konuşuluyor.

Bir gün bir öğretmen arkadaş, Hocam aktif ve başarılı bir öğretmensiniz neden emekli oluyorsunuz? Sorusuna cevaben %50 öğretmenler odasının yüzünden demiştim. Arkadaşlardan bir, bunu tarihi bir ifade olarak yanına not edeceğini söylemişti. Bu öğretmen arkadaş gerçekten öğretmen ruhlu ve başarılı bir meslektaşımdı.

Öğretmenler odasına dönelim müsaadenizle,

Sabahleyin Cumhurbaşkanından tutun aşağıya doğru eleştiriler başlıyor, müdür odası son duraktır, çünkü ondan sonrası sıra öğretmene gelecek.

Aylarca Cumhurbaşkanlığı Külliyesi eski adıyla AK Saray iki ay boyunca öğretmenler odasında eleştiri konusu oldu.

Piyasa bilgileriyle HDP-Rojava-PYD/YPG-IŞİD kavramları öğretmenler odasında dilden düşmüyor.

Şu Din Kültürü ve Ahlak bilgisi okullarda zorunlu olmaktan çıkmalıdır, ders saati fazladır.

17-25 Aralık iddialarını, aylardır eklemeler de yaparak günlük olayların da katkılarıyla Hükümetin aleyhinde kullandıkça kullandılar.     (AK Pati şu dört bakanı yüce divana gönderseydi dünyanın sonu mu olacaktı ama yapmadı o da ayrı bir dert)

Milli Eğitim Bakanlığının sistemi yanlış arkadaş kendisi nasıl düzelecek(Yuvarlak ve muamma bir ifade)

Derken oruç ayı geldi, hoş gele safa gele, bir müminin dört gözle gelişini beklediği bir ay Ramazan ayı.

Ancak öğretmenler odası için yeni bir malzeme çıktı,

Ben oruç tutmam,

Adam isterse açıktan da yer, kime ne?

Oruçluların nazı çekilmiyor,

Dünyanın bazı bölgelerinde 22 saat oruç tutuluyormuş bu haksızlıktır.

Başkası yanımda bir şeyler yese de umurumda değil…vs.

Ben de bir kenarda oturmuş tabletten sessizce Cüzümü(Kur’anı) okuyordum.

Baktım ki İslami bir değer “Bana göre” yaklaşımı içinde düzeysiz bir tarzda ele alınıyor, Fıkhi açıdan hükmünü paylaşmak istedim, bir iki söz almak istedimse de o kadar ateşli bir konuşma var ki söz sırası bana gelmedi. Derken biraz da sesimi yükselterek, “ya arkadaşlar boş boş konuşuyorsunuz, bunun fıkhi hükmü şudur” der demez, bir hanım efendi, “Ben seni dinlemek istemiyorum Haddini bil!” Diyerek öğretmenler odasından çıktı, arkasında 5-6 kişi daha çıktı. Bu saygısızlığı yapanın bayan olması, ayrıca kendisini küçük düşürücü bir saygısızlık olması münasebetiyle muhatap almadım.  

Ömrümde ilk sefer duyduğum bir ifadeydi, ‘Haddini bil!’, Kimse demedi ki yahu hanım efendi, ne oluyor gerçekten de biz boş boş konuşuyoruz. Bu konuda aramızda bu işin uzmanı yok, bir de hocamızdan dinleyelim bakalım. 

Aslında ben bu öğretmen arkadaşımın neden bu kadar rahatsız olduğunu da anlayamamıştım. Ancak bana verdiği cevap ömür boyu unutulmayacak kadar kaba bir ifadeydi. Allah aşkına soruyorum, birçok kişi zaman zaman boş boş konuşuyorsun dediği halde kaç kişi biri diğerine haddini bil diyor? Belki bir hizmetli müdürüne öyle bir uyarıda bulunsa ya da Öğrenci öğretmene dese belki kullanılabilir. Hatta o durumda bile kullanılabilecek farklı ifade olmalıdır diye düşünüyorum. Üstelik, öğretmenler odasında o kadar düzeysiz ifadeler konuşuluyor ki bu ifadem yanında vız gelir.

Kısacası bir kesim insanların okullarda sesi yüksek çıkıyor, bunlar ne derece samimi bilmiyorum ama hakim olan siyasi nüfuzun bayraktarlığını yapıyorlar. Okullarımız bu derce kirli politikanın etkisinde kalmışsa gerisini siz düşünün. Ben buna ancak Vax ki ne vax diyebilirim.

Kısacası bu topluma eğitim kurumları üzerinden vuruyorlar, bunun da önünü açan devlettir, yerel yönetimlerin de umurunda değildir.

Olan halka oluyor, niteliksiz yetişen nesle oluyor, yetersiz yetişen gençlik işini bilmediği gibi mutluluğu da yakalayamıyor, başkasının emellerine  de daha rahat hizmet edebiliyor.

Eğitim/Öğretmen, Eğitim/Öğretmen, benden söyle

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar