• 29.03.2017 00:00

 Üstat Bediüzzaman’ın, sorunları tanı ve tedavi konusunda bir benzetmesi var. Diyor ki,  bir bölge düşünün, orada bir hastalık var, doktor o bölgeye yakın bir yerde çadır kurmuş, gelen gidene sorarak hastalığı teşhis ediyor ve ona göre reçete yazıyorsa sizce yazdığı reçete oradaki hastalara bir şifa verebilir mi? Elbette ki hayır, o hastalarla birebir bir araya gelip onlardan aldığı bilgileri değerlendirmesi lazım.

İyi olan şu ki, devlet var olan sorunu artık Anakara’da masa üstünde senaryo üretenlerden değil ilgililerle, sorunun bir parçası olanlarla bir araya geliyor, onları dinliyor, ona göre strateji ve siyaset geliştiriyor.

Diyarbakır valiliğinin ev sahipliğinde İçişleri Bakan yardımcısı Sabahattin Öztürk’ün moderatörlüğünde vekilimiz Galip Ensarioğlu ve Büyükşehir Belediye başkanımız Cumali Atilla’nın katılımıyla Sivil Toplum Temsilcileri, Muhtarlar ve Kanaat önderleriyle Lizuz otelde buluşma gerçekleşti.

Birçok sorunun dile gelip çözümünün paylaşıldığı toplantıda özellikle İdris’i heyeti gibi bir heyete ihtiyaç duyulduğu ortak kanaate varıldığı toplantıda, dile gelenleri bir yazıda değerlendirmek mümkün olmadığı halde üç dakikalık konuşmamı ve sizinle paylaşmak isterim.

Sayın Bakan yardımcım, Protokolün muhterem zevatı,  kıymetli hazirun.

Ben Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti il temsilcisiyim. benim uluslar arası faaliyetlerim de var mesela İslam İşbirliği Teşkilatı(İİT) daimi gözlemcisiyim.

Geçen sene İran’da gerçekleşen Dünya İslam Formuna katılmıştım, Ruhani’nin selamlarıyla konuşmasına başlayan bir Ayetüllah dedi ki “İran devleti Kürt vatandaşlarına minnettardır, beraber kalkındık, birlikte kalkınacağız”  devlet büyüklerimizden böyle onurlandırıcı ifadeler bekliyoruz.

Ayrıca İnkılap tarihi ders kitabımızın içeriği revize edilmelidir, çünkü inkılap tarihi zorunlu ders kitabında doğru yanlış karışımı bir bilgi içeriyor ve bütün gençlerimize bu kitap okutuluyor.

Bir ara Ortadoğu Kongresine söz sırası bana geldi dedim ki “ben kimyacıyım, insan vücudunda bir çok madde var, birinin yokluğu bedenimizi hasta düşürüyor, dolayısıyla insanlık alemini bir bedene benzetirsek Kürtlerin rahatsızlığı hepimizi hasta düşürür, onun için beraber yaşanın yollarını aramalıyız.”

Hem benim değerlendirmemi, hem de diğer katılımcıların yorum ve değerlendirmelerini not edip kavli leyin ile analiz eden Sabahattin Bey, o nezaketiyle salonu mutlu etti diyebilirim.

Son günlerde bu ve benzeri toplantılara şahit olunca “Devlet böyle idare edilir”  demek içimden geldi.

Sorunlarımızla ilk elden yüzleşeceğiz, çözüm bulacağız, var olan bir sorunu görmezden gelmek tozu halının altına gizlemek gibidir, o toz bir anlık görülmeyebilir ama vardır, biz göremiyoruz diye yok olmuyor.

Umut ediyorum ki yerli ve milli dinamiklerimizle bir araya gelerek, modern heyetlerle, günümüzün perspektifiyle başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunlarımızın üstesinde gelebiliriz.

Umut, dua ve muhabbet ile.