İslam’ın neyini güncelleyelim Reisim?

  • 11.03.2018 00:00

 8 Mart dünya kadınlar günü münasebetiyle cumhurbaşkanımız bir ifade kullandı, ama ne yazık ki bana kapalı gibi geldi, İslam’ın güncellenmesinden neyi kast ettiğini anlayamadım, bekli de kullandığı cümle anlaşılmaya elverişli değildi.

İslam ulemasının Müslümanların sorunlarının çözümü için içtihat kavramı çerçevesinde daima bir araştırma içinde olmaları esastır. Birkaç yüz yıldır burada bir boşluk yaşanıyor. Ama bu eksikliğin ifade tarzı böyle değildir. 14 asır önceki uygulamaları bu gün uygulayamazsınız demek  tehlikeli bir ifadedir. hem İslam kime ne sıkıntı vermiş ki?

İslam;

*Rüşveti yasaklamış birileri devletin imkanını kullanarak malı götürüyor,

*Zinayı yasaklamış yasalarımızda cevaz veriliyor,

*Faizi, tefeciliği yasaklamış yine ikisi de revaçta maalesef, zenginimiz daha zengin, fakirimiz daha da fakirleşiyor,

*Kumarı yasaklamış, kumar kurumunun başında üstelik milli kelimesi var,

*Rakıyı yasaklamış üretimini devlet yapıyor,

*Örtünmek ilahi bir emir olmasına rağmen, milyonlarca genç kızımız, kadınlarımız başları da baldırları da çıplak geziyor,

*”Hazine malı can yakar”  deniliyor, “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı hazinede var” denildiği halde bizde ihalelerde hesap kitaba uyduruluyor,

*Adam öldüren cezaevinde yatıp, kısa zamanda çıkıp elini kolunu sallıyor, bu beşeri hukuk uygulanmasından üstelik kan davaları zinciri de oluşuyor. En caydırıcı ceza olan kısas uygulanmıyor.

İslam’ın hangi emri bize sıkıntı oluşturmuş ki bu defa onları güncellemeye çalışacağız.

İslam’ın ana kaynağı Kur’an ve Sünnettir, dahası akıldır ama bu iki değeri ezmeyeceksin,  es geçmeyeceksin yoksa bu İslam olmaz, başka bir şey olur.

Şeriat güncellenebilir diyebilirsiniz çünkü şeriat kitaplarında o günün şartlarına göre yapılan içtihatlar var, verilen fetvalar var. Yani Şeriat İslam ile eşdeğer bir ifade değildir.

Ulema zamanın ruhunu okumak için, meydana gelen yeni sorunların çözümü için kafa yormakla yükümlüdürler.

Tekrar dillendirmek gerekirse içtihatta bir duraksama var, daha doğrusu bu konuda ehil olan alimlerin yokluğu söz konusu.

Kimileri mistik meselelerle, televizyon programlarıyla hem kendini hem de gariban Müslümanlarını oyalıyor. Yetmiyor bir de milyarları cebellezi yapıyor. Bu tür kimselerden Müçtehit olur mu?

Nihai yorumun şu;

Eğer bu konuşmayı birileri yazmışsa alanen suç işlemiştir,

Eğer spontane gelişen ifadeler ise izah gerektirir,

Eğer bilinçli söylenmişse tövbe istiğfar icap eder,

Bazı kimseler dese ki, “sen ne hakla bunları yazıyorsun? haddini bil!” Ben de diyeceğim ki Külliyenin etrafında dolaşan sizin gibi yetersiz insanlar yüzünden bir türlü gün yüzünü göremedik, Cumhurbaşkanımızın etrafından uzaklaşın, bekli az daha aklı selim ile ülke yönetilir, yağcı herifler!

Peygamberin günde yetmiş kere istiğfar ettiğini hatırlarsak bize kaç defa istiğfar düşer gerisini siz düşünün.

Maalesef buruk bir cümle kullanıldı, zaten 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bizatihi buruk ve belalı bir gündür, bu günün kutlanması da İslam ülkelerine yakışmıyor.

İffetli kadınlara selam olsun derken, huzur ve mutluluğu sokakta arayan kadınlar için de yapılabilecek bir şey olduğunu sanmıyorum.

Benim kanaatim budur.

Not:Tam da yazımı bitirmiş kontrol ediyordum ki Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’dan düzgün, manidar, ikna edici nitelikte bir açıklama hesabıma geldiğini gördüm ve rahat bir nefes aldım.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar