• 17.04.2018 00:00

 Şimdiye kadar defalarca devlet nizamına müdahale ederek, Hükümetleri kah korkutan, kah deviren, halka üstten bakan, bu memleketi fakirleştirerek sıkıntıya sürükleyen omuzu kalabalık, karanlık adamlar güya mahkeme önünde hesap verdiler.

Neymiş cezaları müebbet park, bahçe gezisi ama sadece Türkiye’de.  Peki bu sürecin mağduru “Yusufiler” niye 18-20 yıldır mahpusta çürüyorlar? Birileri bunu da sorgulaması gerekmiyor mu?

Dillendire, dillendire dilimizde tüy biti,  nerdeyse bir daha yazmaya mecalimiz kalmadı.

Bu kadarı da olmaz ki, FETÖ kumpasının kurbanı olan bu mağdur “Yusufiler” beraatlarını da istemiyorlar, sadece dosyalarının yeniden açılmasını istiyorlar. Belki de o dosyalar açılırsa bir çok zalim heriflerin maskesi dahi düşecek, o da ayrı bir mevzu tabi.

Ayrıca 28 Şubat zulmünün  bu memlekete verdiği sıkıntıya, tahribata mukabil gelecek bir caza var mı ki hesap verdiler. Bin sefer idam edilip canlansalar tekrar idam edilirlerse yine bu halka verdikleri eza-cefaya denk gelmez kanaatimce.

28 Şubat müdahalesi ile;

Türkiye Cumhuriyetinin meşru hükümetini cebren ve hile ile görevden aldılar,

Yüz binlerce vatandaşlarımıza zulüm edildi, görevlerinden oldular, bir o kadarı da fişlendi,

Bu halkın dinine diyanetine zulüm edildi, öyle ki çocuğu lojmanda kalan bir askerin yaşlı annesi dahi baş örtüsüyle çocuğunun evine gidemedi,

Aramalarda Kur’anı Kerim sakıncalı kitap olarak tanıtıldı,

İslam’ı andıran bir isimi dahi bir çok kimse kolay kolay çocuğuna veremiyordu,

Meslek okulları kapatılarak mesleksiz, mesnetsiz bir nesil yetişti,

Yahu bu kadar suç işleyen bir insana dünyada verilebilecek bir ceza var mı?

Çevik Bir’in dediği gibi suçlu sadece bunlar mıydı? Elbette ki hayır, bunların arkasında kimi iş adamları, medya patronları, sendika ağaları, sivil toplum kuruluşları vardı, bunların da cezalandırılması gerekiyor tabi.

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, birinci Meclis Anadolu insanıyla barışık Çanakkale ruhunu taşıyorken, ikinci Meclis birinci Meclisin, 23 maddelik anayasasını ortadan kaldırarak çıkardığı yeni anayasa ile Anadolu insanına sıkıntı verdi ve yeni oluşumun muhafazası silahlı küvetlere verildi.

O gün bu gündür defalarca ülke nizamına müdahale edildi. Devlet millet arasında bir kırmızı çizgi çektiler, askeriyenin yedi oyunu varsa altısı vatandaş üzerineydi.  

Bu yaklaşım öz vatanımızda bizi garip bıraktı, düşmanın cephede bizden alamadığı değerlerimiz içeriden bir bir hırpalanıyor, törpüleniyordu.

Şeyh Sait hareketi bu zulme karşı bir başkaldırıydı, Anadolu’da İskip’li Atif Hoca gibi binlerce zat bu haksızlığa kaşı oldukları için idam edildiler. Şimdi soruyorum Allah aşkına Şapkanın bu halka zerre kadar ne faydası oldu? Harf devrimi bizi tarihimizden, Kitabımızdan koparmaktan başka işe yarar yanı var mı? 

Mustafa Kemal bu ülkeyi 15 yıl Başkanlık sistemiyle yönetti, o süre içinde seçimlerle ilgili dünyanın aklını çeldirecek bir yöntem mecliste uygulandı, yasama oylamalarında  “açık oy, gizli tasnif” dünyada benzeri olmayan bir tarz,  sadece bunu insan düşününce ne zulümler yaşandığını idrak etmek için yeter de artar.

Daha dün 15 Temmuz’da bile neler olduğunu hep birlikte şahit olduk. Peki ne istiyorum derseniz? Hükümetin emrinde olan bürokrasi ve ordu isterim o kadar.

Çünkü hükümet seçimle gelir, seçimle gider vatandaş ondan sandıkta ona hesap sorabiliyor. İyi kötü meclise gönderilen vekili vatandaş gönderiyor. Kimse durumdan vazife çıkarasın, o kadar.

İnşallah ülkemiz daha huzurlu mutlu günler görür, amin demeniz dileğiyle.