• 21.04.2021 06:44
  • (72)

Acaba Ruhsar Pekcan bakanlıktan alınacağını ne zaman ve nerede öğrenmiştir?

“Hükümet değişecek, değişecek” deniliyordu, AK Parti’nin itibar ettiği gazetelerin muteber yazarları neredeyse her ay bir kez bu yolda yazılarla okur karşısına çıkıyorlardı, sonunda dedikleri oldu.

Daha doğrusu dedikleri tam olmadı, hükümetten yalnızca iki bakanın yerine üç yeni isim getirildi. Ruhsar Pekcan giden bakanlardan biri.

‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ sonrasında kurulan ilk hükümette ticaret bakanlığına kendisinin atandığını öğrenme biçimi eşsizdi Ruhsar Hanım’ın… 

Eşiyle birlikte kurdukları şirkette ticaret yapar, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nda komisyon üyeliği görevini yürütürken Külliye’de yapılan bir büyük davete katılmış, kutlamada bulunmuş, kimse kendisine aynı gün açıklanacak hükümette bakan olacağını söylememişti. Ankara’da, AK Parti çevrelerinde tanındığını bile bilmiyordu. Evinin bulunduğu İstanbul’a dönmek üzere havalimanına geldiğinde telefonla arandı ve bakan olarak atandığını öyle öğrendi.

Eskiden bakan olanlar “Devlet kuşu başına kondu, hayırlı olsun” diye tebrik edilirlerdi. Ruhsar Hanım’ın başına devlet kuşu biraz farklı konmuş oldu.

Görevden alındığını herkesle birlikte gece yarısı internete konulan Resmi Gazete’den öğrendiyse hiç şaşırmam; ancak görevden alınacağını başında bulunduğu bakanlığın ihtiyaçlarını eşiyle birlikte kurdukları şirketten karşıladığına dair haberler medyada yer almaya başladığında anlamış olmalıdır.

Ne kadar gayretle çalıştığını -uzaktan- izlediğim için üzülüyorum. Maalesef ismi ne zaman geçse ayrılmasından hemen önce medyaya yansıyan “Şirket sahibi olarak sattı, bakan olarak satın aldı” diye özetlenebilecek haberle anılacaktır.

Ruhsar Hanım’la birlikte hükümette bir kadın bakan daha vardı. 

Aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un görevden alınmasının görünürde bir sebebi bulunmuyor. Ters gelecek ama yine de yazacağım: Hiç değilse onun üzülmesi için bir sebep yok. İş başında bulunduğu süre içerisinde iki kişinin ancak altından kalkabileceği ağırlıkta bir yük taşıdığını onu yine uzaktan gözlerken görebiliyordum da, bunu bakanlığı ikiye bölünüp her birinin başına ayrı birinin atanmasıyla şimdi herkes öğrenmiş oldu.  

İki kadın bakan ayrıldı, artık hükümette kadın olarak yalnızca yeni gelen bakan var.

Dün, burada, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, partisini ilgilendiren çok sayıda güncel konu olduğu halde son günlerde suskunluğa büründüğünü dile getirirken, bu durumun sebeplerini de irdelemeye çalışmıştım. 

Kalemimin ucuna kadar geldiği halde yazmadığım bir ihtimal de, hükümeti değiştirme niyetiydi.

İyi ki yazmamışım.

Yalnızca iki bakanın dışarıda bırakılmasına “Hükümette değişiklik yapıldı” denemez çünkü.

Muteber yazarlar keyifsiz

AK Parti’nin itibar ettiği gazetelerde köşeleri bulunan muteber yazarlar son zamanlarda boşa çıkıyorlar. İtibarları yerinde olmasına yerinde, ancak keyifleri kaçık gibi. Şu sıralarda yazdıkları yazılar okurlarını hayli şaşırtıyor olmalı.

Beni kesinlikle şaşırtıyor.

Sırf merakımdan bugünkü gazetelere bu gözle baktım. Aşağıda aynı gazetede bugün çıkan iki yazıdan alıntılar okuyacaksınız. Sözcü yazarlarından alıntı yaptığımı sanmayasınız diye gazetenin ismini de yazayım: Türkiye gazetesinden bu alıntılar.

İlki şu

-“128 milyar dolar nerede?” cevaplanması için sorulmadı..

Uzun süredir yazıyoruz, çiziyoruz..

Bu, CHPnin yeni stratejisi..

Çok büyük bir yalan bul!..

Sürekli tekrarla..

İnsanlar zamanla inanır..

Aslında işe yaramıyor da değil..

Zira bir süredir gündemi muhalefet belirliyor..

Zaten bir grup yandaş var ki sorgusuz sualsiz her şeye inanıyor..

Bundan sonra bu tip ‘slogan sorularla’ daha çok karşılaşacağız..

Siz cevap verip, belgeleri ortaya koyana kadar yalan insanları esir alıyor..

[..)

Şuyuu vukuundan beter hâl aldı..

Aslında en başta açıklama yapılıp belgeler de ortaya konulsaydı..

Yalanın büyüklüğü tartışma uzamadan deşifre edilmiş olacaktı..”

Diğerini de okuyalım:

“Altını tekrar çizerek söylüyorum.

Bu partiye canıyla ve malıyla emek veren dava sevdalısı insanlar artık parti içinde yabancı muamelesi görüyor. Düne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, AK Parti’ye ve AK Parti’ye destek veren seçmenlere en ağır hakaretleri edenler bugün partinin çeşitli kademelerinde cirit atıyor.

Ve bu kişiler partiye ihanet etmeye devam ediyor.

Daha acısı, partiye ihanet eden bu kişiler de birileri tarafından korunup kollanıyor. Bu koruma ve kollamaya isyan çığlıkları ile tepki gösteren gerçek dava erbapları ise birer ikişer partiden uzaklaştırılıyor.

(..)

Benim derdim AK Parti değil. AK Parti’nin seçim kaybetmesi de değil korkum. AK Parti gider bir başka parti gelir bunu da biliyorum.

Ben AK Parti’nin başındaki liderin inandığı ve milyonların sevdalısı olduğu hak davasına zarar geldiği için isyan ediyorum. Yeryüzündeki mazlumların umuduna darbe indirildiği için isyan ediyorum. İçimizde olup, yanımızda olmayan birilerinin dava sancağını yere düşürecek hareketlerini gördüğüm için isyan ediyorum. 

(..)

Bilinsin ki AK Parti’nin rakibi AK Parti’nin içine çöreklenmiş, kendi ikbalini ülkenin ve partinin istikbalinden önde tutan AKP’lilerdir.”

İlkinin yazarı “128 milyar dolar nerede?” sorusunun cevaplanmasını istiyor. Oysa o soruyu konuyla yakından ilgili bakan ile doğrudan muhatabı olan Merkez Bankası başkanı bile açıklayamıyor; parti adına konuşanlar da top çevirip duruyor.

Diğerinin yazarı ise, AK Parti içerisinden çektiği hiç de hoş olmayan fotoğraflar sunuyor okurlarına. İsimler vererek çelişkilere işaret ediyor. Yazısının bir yerinde “Bunu yazarken canımdan can gidiyor, etimden et koparıyorlar sanki ama gerçek” demesi çektiği çileli ruh halini yansıtıyor. 

Umarım, AK Partililer muteber saydıkları yazarların uyarılarına itibar ederler.