• 28.04.2021 08:36
  • (139)

Necip Fazıl’ın çıkardığı ‘Büyük Doğu’ dergilerinin hiç değişmez bazı yazarları vardı. Birinde ‘Eski Diplomat’ imzası kullanılırdı, diğerine atılan imza ‘Dedektif X Bir’di. İlkinde dış politika konuları ele alınırken, ötekinde merak uyandıracak derin konulara girilirdi.

Büyük Doğu bugünlerde çıkıyor olsaydı, ‘Eski Diplomat’ başta ABD ile ‘1915 olayları’ olmak üzere ikili ve çoklu ilişkileri işler, ‘Dedektif X Bir’ ise dijital para vurguncuları üzerine çok yönlü değerlendirmeler yapardı.

Her iki imzanın da Necip Fazıl’ın müstear isimleri olduğunu üslup belli ederdi.

Günümüzde yazarların bu iki imzanın özelliklerini şahsında birleştirmesi gerekiyor.

Nedenini açıklayayım.

Boğaziçi Küresel devrede

İktidarı zor durumda bırakacak haberler muhalif basında çıktığı, konular muhalifler tarafından sakız gibi çiğnenmeye başlandığı her zaman ve durumda, aynı konuya farklı bir yaklaşım getiren, açıklama mahiyetinde dokunuşları muteber köşelerde görüyoruz. O tür dokunuşların kaynağını ilk elde yukarılarda bir yerlerde aramıştım.

Yanıldığımı TRT 1’de karşıma çıkan beş dakikalık ‘Doğrusu Ne?’ programı yüzüme vurdu

O programı, TRT için, birilerinin ‘Pelikancılar’ adını taktıkları, kendilerinin sıkça kullandıkları İngilizce adlarıyla ‘Bosphorus Global’ diye de anılan, ‘kamu yararına çalışan dernek’ statüsü tanınmış, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın da ziyaretiyle sevindirdiği Boğaziçi Küresel İlişkiler Derneği hazırlamakta.

Sanıyorum, bazı köşelere veri yardımı da aynı kaynaktan gidiyor.    

Kaynak şu sıralarda biraz yavaştan alıyor galiba.

İktidar cephesi Mısır’da Muhammed Mursi’yi deviren askeri darbeden bu yana yürüttüğü dış politika çizgisinden sert bir dönüşün eşiğinde. Mısır’da askeri darbeyle iş başına gelmiş Abdülfettah el-Sisi hala cumhurbaşkanı, Türkiye bu yüzden onu tanımıyor ve ‘Rabia’ işaretiyle zihinlere çakılmış karşı tavrından vazgeçmiyordu.

Ülkelerinde ve Arap coğrafyasında Mısır’daki yönetime muhalefetlerini sürdüremeyen kişilerin büyük bölümü Türkiye’yi mesken tutmuş, içlerinden gazeteci kimliği taşıyanlar İstanbul merkezli bir medya örgütlenmesine gitmişlerdi.

Mısır’ı hedef alan tam 13 Arapça TV kanalı İstanbul’dan yayın yapmaktaydı.

Bunlara “Yavaş olun bakalım” talimatı verildi. Birkaç kanal yayınını durdurdu, geri kalanların ise siyasetten uzak durmayı yeğledikleri anlaşılıyor.

Önümüzdeki ay Mısır ile karşılıklı resmi ziyaretlere tanık olunacak.

Mısır’dan sonra Suudi Arabistan ve Libya

Yeni çizgi Mısır’a açılımla da sınırlı değil. Sırada, araya son olarak Cemal Kaşıkçı cinayeti girmiş olan Suudi Arabistan var.

İktidar ile aynı frekansta bulunduğu düşünülen medya Türkiye ile Katar’ın Mısır-Suudi Arabistan cephesine karşı yekvücut olduğunu sanıyor. Oysa önce Katar kendisine ambargo uygulayan başını Suudi Arabistan’ın çektiği diğer Körfez ülkeleriyle yakınlaşma adımları attı; daha dün Katar Şeyhi Suud dışişleri bakanını kabul etti ve onun getirdiği Riyad’ı ziyaret davetine olumlu cevap verdi.

Türkiye ile arasındaki ortak politik tavrı ilk bozan Katar oldu.

Şimdi sıra Türkiye’de.

Arab News gazetesi birinci sayfa haberinin başlığı..

Cumhurbaşkanı sözcüsü Dr. İbrahim Kalın iki gündür açıklamalarıyla Suud medyasının gündeminde. Arab News, dün, birinci sayfasından Türkiye’nin “Suudi Arabistan ile bağlarını yenileme arayışında olduğu” haberini onun ağzından duyurdu.

Başlığın hemen altındaki spot şuydu: “Erdoğan’ın danışmanı Kaşıkçı cinayetiyle ilgili mahkeme kararına Ankara’nın saygılı olduğunu söylüyor.”

Habere göre, Suudi Arabistan’ın resmen uyguladığı Türk malları boykotu yüzünden iki ülke arasındaki ticaret hacmi yüzde 98 azalmış. İbrahim Kalın, boykotun kaldırılacağı umudunu dile getirirken “Suudi Arabistan ile daha olumlu bir gündem üzerine ilişkiyi yenilemek için yollar arayışındayız” demiş. 

Kaşıkçı konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan’daki yargılamayı kabul ettiğini de söylemiş Kalın

Gazete açıklamanın o bölümünü şöyle aktarıyor: “Suud yargısı konuya baktı. Duruşmalar yapıldı. Karar verildi ve biz o karara saygılıyız.”

Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün bu görüşlerini aktarırken gazete kaynak belirtmediği için beni bir merak aldı: Nerede, kime açıklamış bu görüşlerini İbrahim Kalın?

İngilizce Arab News’i yayımlayan medya grubunun Arapça gazetesi ‘Şark’ul Avsat’ta o bilgiyi buldum: İbrahim Kalın Reuters ajansına konuşmuş

Derhal Reuters’in haberlerini didikledim.

Reuters muhabiri Dr. Kalın’la 1915 olaylarıyla ilgili ABD’nin tavrı üzerine 25 Nisan Pazar günü kapsamlı bir görüşme yapmış, ajans da bunu birkaç bölüm halinde abonelerine duyurmuş. 

Mısır ve Suudi Arabistan ile yakınlaşma arayışının yer aldığı bölüme şu başlığı uygun görmüş ajans: “Türkiye’nin Kahire ile oluşturacağı daha iyi bağlar Libya’daki barış çabalarına kuvvetli bir katkı sağlayabilir.”

[Libya konusunda çoğunluğu Suriye’den derlenmiş grupların sürdürdüğü çatışmaların sonuna yaklaşılmış görünüyor. Yeni kurulan hükümet Ankara’yla da iyi geçinerek bunu sağlamanın peşinde. “Libya’dan bütün yabancı güçler çekilmeli” genel başlığıyla ifade edilen bir politika izliyor yeni Libya hükümeti. ABD’nin Libya büyükelçisi Richard B. Norland, Şark’ul Avsat’a verdiği kapsamlı mülakatta (24 Nisan), “Suriyeli milislerin Libya’dan çekilmesini görüşmeye Türkiye’nin hazır olduğunu” söylemekte.]

ABD’nin Libya büyükelçisi Norland’ın Şark’ul Avsat’ta çıkan mülakatı..

Gelişmelerden habersiz olunca

Bu yazıyı, iktidar cephesinin itibar ettiği bir gazetenin muteber yazarının bugün yazdığı şu satırları okuyunca kaleme alma ihtiyacı duydum:

“Biz Batı’nın ve ABD’nin sallabaşı değiliz. Çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa onu yapalım. Yapıyoruz da. Silah ve diğer askerî araçlar temininde Rusya ve Çin’e yönelebiliriz. Sonra ABD istediği kadar bağırıp çağırsın. Biz en zor olanı yaptık son 10 senede. Batı’nın değil kendi çıkarlarımızı koruduk. Mısır’da Mursi’yi desteklemek, Libya’da Sarrac’dan yana olmak, Mavi Vatan’ı savunmak vb. Türkiye bugün 14-15 ülkede etkindik. Katar’ı Araplara yedirmemiştir. Askerî olarak gereken desteği vermiştir. / Zaten bunları yapınca Batı’ya gereken mesaj da verilmiş fazlasıyla oluyor.”   (İfade ve imla tamamen yazara aittir.)

Havanın değiştiği, Türkiye’nin dış politikasını yeni bir zemine oturttuğu henüz herkese söylenmemiş, Boğaziçi’nden gazetelere servis yapanlar da bu yazarı ihmal etmiş olmalı.  

‘Eski bir diplomat’ ile ‘Dedektif X Bir’ arası bir yazı oldu bu.