• 17.05.2021 07:48
  • (88)

Acaba Sedat Peker yurtdışında değil de Türkiye’de olsa ve videolarını birbiri ardına buradan yayınlasa ne olurdu?

Bu soruyu akla ilk gelebilecek sebeplerle sormuyorum. Merak ettiğim, ithamlarına maruz kalan insanların şimdi olduğu gibi o zaman da sessiz kalıp kalmayacakları…

[Sedat Peker şimdi ondan ‘suç örgütü lideri’ olarak söz eden siyasi kimlikli kişilerle yakın zamana kadar birlikte hareket ettiğini, bunun en belirgin örneği olarak da kendisine koruma verildiğini söylüyor. ‘Derin devlet’ diye andığı birinin milyarlık bir marinayı sahiplendiği ithamı başta olmak üzere çoğu devlet görevlisi olan bazı kişileri suçlayıcı iddiaları da seslendiriyor. Bu arada eski bir milletvekilini avukatı da olan bir yakınına dövdürdüğünü söyleyerek kendisini de ihbar ediyor.]  

Yargı camiasının nasıl davranacağını merak ediyorum. Burada olsaydı hakkında soruşturma açılacağı kesin de, ithamına maruz kalanların temizlenmesine fırsat tanıyacak girişimleri olur muydu yargı mensuplarının, yoksa vahim ithamlar işitmezden ve görmezden mi gelinirdi?

Daha önce hükümetin bir tasarrufuna itiraz için kaleme alınmış bir bildiriye imza atan aydınlarla ilgili kanlı akıbet beklentisini de dillendirdiği bir mitingine, gazeteleri ve TV ekranlarında geniş yer veren medyamız, özellikle itibarı yerinde olanlar, şimdiki gibi o zaman da suskun kalırlar mıydı?

Medyamız videolarda söylenenlere dut yemiş bülbül vaziyetinde yaklaşıyor.

Susuyor.

O zaman da susar mıydı?

[Son videosunda, “Onurlulara sözümüz yok” dedikten sonra gazetecilerden “Namusu maaşı kadar olanlar” diye söz ediyor. Ne demek istediğini tam anlamış değilim, ancak iyi bir şey söylemediği belli.

Peki, Sedat Peker’in kendisi, şu anda yurtdışında değil de Türkiye’de bulunuyor olsaydı, yayınladığı ve yayınlamaya devam edeceğini ilan ettiği videolarla kamuoyu karşısına çıkar mıydı?

Zihnimde bunlara benzer daha bir yığın soru var.

Günümüzde söyleyeceği bir şeyler olan kişilerin dertlerini duyurabilmesi için gazetelere ve TV kanallarına ihtiyaçları yok. Hayırlısı-hayırsızı sosyal medya üzerinden yazılı veya görüntülü mesajlarla çok daha geniş kitlelere hitap edebiliyor.

Sedat Peker’in yaptığı da bu.

Korona döneminde en iddialı gazetenin satışı bile yok mesabesinde. Haber kanallarının izlendiğinden de emin değilim. Anketler de insanlarımızın korona günlerinde vaktinin büyük bölümünü bilgisayar önünde veya cep telefonu / tablet kullanarak geçirdiğine işaret ediyor.

Suskun kalınmakla söylenenlerin gözlerden saklanması mümkün değil bugünün dünyasında; tam tersine, bunun merakı gıdıklayıcı bir etkisi olduğu kesin. Daha önce kendisiyle ilgili hiç bilgi sahibi olmayanlar bile, sayıları milyonları bulan insanlardan söz ediyorum, her gün yeni bir Sedat Peker videosu çıktı mı merakındalar.

O da her geçen gün bu işe biraz daha ısınarak usta bir medya kullanıcısına dönüşüyor.

‘Mafya’ veya ‘suç örgütü lideri’ sıfatları iddia ve ithamları karşısında sessiz kalınan her videodan sonra biraz daha yavanlaşıyor.

Başlangıçta derdi kendisinin yokluğunda ama kendisi yüzünden aile fertlerinin rahatsız edilmesine duyduğu tepkiyi duyurmak olsa bile, bugün gelinen noktada ilgi halkasıyla birlikte amacı da genişliyor. Sessiz kalınan ve ithamlarıyla ilgili hassasiyetin gösterilmediği her gün, sıradan insanların yaşadıkları ülke hakkında olumsuz kanaatlere sahip olmasına yol açıyor.

[Demokratik sisteme müdahale ihtimali söz konusu olduğunda olağanüstü hassas bir ülkeyiz; her yaprak kımıldamasında aklımıza ‘darbe’ sözcüğü geliyor. Böyle bir ülkede ‘suç örgütü lideri’ olarak tanımlanmış birinin “Bir bakan beni bir başka bakana düşman etti” anlamına gelen bir iddiada bulunması nasıl sessizce geçiştirilebilir?]

Anayasasında ‘hukuk devleti’ olma sözü verilmiş bir ülkede, iddiaları dile getiren kim olursa olsun, yeraltı örgütleriyle içli dışlılık, yolsuzluk gibi konularda hukuk devletinin ilgili kurumları devreye girer. 

Savcılar derhal soruşturma açarlar.

Hiçbir şey için değilse, devletin anayasasında yer alan ‘hukuk devleti’ olma iddiasının her hal ve kârda geçerli olduğunun gösterilebilmesi için de bu gereklidir.

Yeni haftanın ilk günü bugün. Ülkemiz savcıları, biraz gecikmeli de olsa, Sedat Peker’in videolarında dile getirdiği iddialarla ilgili soruşturma açılması için girişimde bugün bulunabilir.

Bulunmalıdır.