• 6.07.2021 10:01
  • (290)

Yakın zamanlara kadar YouTube üzerinden yapılan yayınları hiç mi hiç izlemezdim; bir dostumun “Şuna biraz zaman ayır” diye gönderdiği yarım saatlik bir video her günlük programımın bütünüyle değişmesine yol açtı.

Türkiye’nin nabzı gazeteler ve haber kanallarında atmıyor, internet üzerinden yayın yapan alternatif kanallarla muhalif tavır sahiplerinin görüşlerini açıklamak için kullandıkları YouTube kanallarında atıyor.

Her yaptığı yorum yüz binlerce kişi tarafından izlenenler var.

Gürültücü bir kalabalık gibi görünse de Türkiye’nin bir bölümü onları izliyor.

Eski programlarına baktım, Sedat Peker öncesinde de peşine büyük bir izleyici kitlesi takmış olanlar bulunduğunu gördüm; Sedat Peker’in videoları ve Twitter mesajları sonrasında, önceleri az izlenenler çok izlenir hale gelmiş, zaten çok izlenenler ise rekor seviyesine ulaşmış durumdalar.

“Bir tripod, bir kamera” kitlelere ulaşmak için yeterli. Dev stüdyoları, pahalı ışık tertibatı, son sistem kameraları, yüzlerce çalışanı bulunan TV kanallarının pabuçları dama atılmış durumda. Soru soran evinden yapıyor yayını, sorulan da programa evinden katılıyor; izleyiciler ise her yerdeler ve cep telefonu, tablet, TV, artık hangisi o sırada erişilebilir ise, herkes oradan değişik programları takip edebiliyor.

İletişim başkanlığı istemediğine basın kartı vermiyor, kimin umurunda, artık herkes gazeteci ve basın kartı verilme ‘onuruna erişenlere’ ters bakılan farklı bir medya dünyası var.

Etki?

Hiç kuşkusuz sözünü ettiğim alternatif medya dünyasının izleyicileri üzerinde büyük etkisi var; öyle olduğuna eminim. İzleyen yüzbinler -bazısı için milyonlar- kendilerine sunulanlardan elbette etkileniyorlar.

Ancak alternatif medyanın siyasi dengeleri büyük çapta değiştirebileceğinden fazla emin değilim.

Büyük kitleler haberlerini alternatif medya dünyasından almıyor, yorumlardan haberdar bile değiller; çoğu kendilerini medyaya kapatmış durumda. 

Nereden bu sonucu çıkarıyorum?

Kamuoyu yoklamalarından…

Güvenilir araştırma kurumlarından MetroPoll geçen ayın çalışmasını tamamladı ve belli konulardaki ilk sonuçları paylaşmaya başladı. 

Alternatif medyadan etkilenebilecek kitlelerin siyasi eğilimlerinde geniş çaplı değişikliğe rastlanması beklenir. İktidar partisinin taraftar kitlesinin azalması, muhalif partilere rağbetin artması…

MetroPoll’ün “Bu Pazar milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunu yönelttiği kişilerden alınan cevaplara göre son tablo şu:

“Kararsızım” (10.3), “Protesto edeceğim” (5.5) diyenler ile cevap vermeyenler (3.9) çıkarıldıktan sonra “Oyum AK Parti’ye” diyenler yine en kalabalık grubu oluşturuyor (30.9). CHP’ye oy vereceklerin oranı yüzde 20’yi bile bulmuyor (19.6); halen mevcut yüzde 10 barajını aşabilen üç parti var, üçüncüsü İYİ Parti (10.9)… 

Son iki ay içerisinde kamuoyunun dikkatine sunulan vahim ifşaatlar başka bir demokratik ülkede yaşansa siyasi sistemde çalkantılar meydana getirir, sorgulamalar başlatır, istifalara yol açardı. Bunun sonucu olarak eğilimlerde ciddi kaymalar görülürdü.

Bizde bunların hiçbiri olmadı.

Yarın sandık kurulsa, AK Parti ile MHP’nin oyları Meclis çoğunluğunu elde etmeye, adaylarını cumhurbaşkanı seçtirmeye yetmeyeceği için iktidar cephesi yenilebilir; ancak böyle bir sonuç seçime ittifaklar halinde gidileceği için alınabilecek.

İktidar cephesinin, MetroPoll anketindeki tablo sandığa olduğu gibi yansısa bile iktidarda kalmasını sağlayacak çareler aradığı biliniyor. ‘Yüzde 50+1’ formulünü ‘yüzde 40+1’ ile değiştirmek, karşı cephede yer alması mukadder partilerden bir-ikisini yanına çekmeye çalışmak, hiç değilse HDP seçmeninin zihnini bulandırmak, seçim barajı oranıyla oynamak veya ittifak partilerine baraj oranı koymak gibi…

Anlamsız mı görünüyor? Görünmesin. 7 Haziran 2015 genel seçiminde Meclis çoğunluğunu kaybeden AK Parti’nin altı ay sonra tekrarlattığı seçimde tabloyu değiştirmeyi başardığı ve ara dönemi de iktidarını sürdürerek geçirdiği bir gerçek.

Bir kez daha yaşanabilir aynı durum.

Karar yazarı Ahmet Taşgetiren’in ‘Tabanın tavana tahammülü’ başlıklı bugünkü yazısında AK Parti’ye oy veren kitlenin bilse aslında tasvip etmeyeceği bir dizi yanlışlık sıralanıyor.

Halkın üçte birini teşkil ediyor o kitle…

İşlenen sürekli -ve çoğu vahim- yanlışlıklara rağmen her üç kişiden biri AK Parti’ye oy vermekten vazgeçmiyor.

Muhtemelen bilmesi gereken her şeyi bilmediği için…

Belki bilse bile, muhaliflerin iyi niyetinden kuşkulu olduğundan veya yönetime muhalifler geldiğinde rahat ve huzurunun şimdikinden daha fazla bozulacağını sandığından yerini terk etmeyi düşünmeyebileceği için…

Medya, özellikle yerleşik olanlar dışındaki alternatif medya, ülke gerçeklerini dedikodu malzemesi boyutundan uzaklaştırıp gerçek anlamda gazetecilik yaparak geniş kitlelere ulaşma imkanı bulmalı.

Kurucusu oldukları iktidar partisinden hayal kırıklığına uğrayarak kopmuş liderlere sahip olan muhalefet partileri, dikkatlerini yakından tanıdıkları kitle üzerinde yoğunlaştırmanın yolunu aramalı.

Ne zaman seçime gidilecekse, iktidar, gerçek gündem maddeleriyle bilgilendirilmiş halkın adil şartlarda oy kullanmasıyla belirlenmeli.

Bu yazı Fehmi Koru'nun blogundan alınmıştır