• 19.08.2021 06:32
  • (142)

Fotoğrafın en merkezi yerinde ABD göründüğü için pek çok insanın Afganistan’da meydana gelenlere verdiği tepkinin hiç değilse benim beklediğimden farklı olmasını anlayışla karşılamak gerekiyor.  

Emperyalist bir ülke Amerika, Afganistan’da ne işi var?

Konuya böyle yaklaşanlar arasından Taliban’ın ülkeye hakim hale gelmesini ‘milli mücadele’ olarak görenler ve destekleyenler çıkması doğal.

Vatan Partisi örneğin, gelişmeyi böyle karşılamış.

İslami kimliğe sahip bazılarının da destekte Vatan Partililerden geri kalmadığını sanıyorum; öyle örnekler de var zaten…

Eh konuya böyle yaklaşılınca uzun bir yolculuğu göze alıp Türkiye’nin kapısına dayanan Afganları ‘Amerikan işbirlikçileri’ olarak görebiliriz.

Kendilerini almayan uçakların kanatlarına tırmanan ve oradan düşüp ölenler de o sınıftan sayılacaktır.

Olaya böyle yaklaşmadıkları halde Afganistan’da meydana gelen gelişmelere kafalarını fazla takmayan, konuyla ilgilenmeyen gençleri de mazur görmeye açığım. Sonuçta, gelişmeden rahatsızlık duymalarının bir sebebi yok; rahatsızlık duyabilecekleri türden olaylar Afganistan’da ya onlar doğmadan önce ya da henüz dünyayı algılamaları düşünülemeyecek çocuk yaşlarındayken yaşandı. 

Peki ya akıllarının başlarında olduğunu varsaymamız gereken, ancak son gelişmenin ortaya çıkardığı tabloya bakıp bundan ülkemiz için ‘fırsatlar’ çıkacağını düşünenlere ne demeli?

Böyle düşünen ve düşüncelerini yazıya döküp ekranlardan dile getirenler var.

Adı yeniden ‘Islamic Emirate of Afghanistan’ olacak

Afganistan Taliban gerçeğiyle ilk kez karşılaşmıyor. Şimdi ülkeye hakim hale gelen ve yönetimi ele almaya hazırlanan Taliban grubu 1996-2001 yılları arasında Afganistan’ın tek yöneticisiydi. Beş yıl boyunca yalnız dünyanın başka yerlerine terör ihraç etmekle kalmadı, kendi ülkesinde de terör estirdi Taliban

O zaman hakimi haline geldiği ülkeye ‘Islamic Emirate of Afghanistan’ (‘Afganistan İslam Emirliği’) adını vermişti; ülkenin bundan sonraki adı da o olacaktır.

İslam dünyasının diğer devletlerini de içine almayı uman bir evrensel yapı…

Ne yaptıysa kendi tanımladığı bir ‘İslam’ anlayışına dayanarak yaptı Taliban…

Yarın yapacakları da, tıpkı o beş yıl boyunca olduğu gibi, dünyanın her tarafındaki ‘Müslüman’ kimliği taşıyanlara da mal edilecektir.

Bugün Batı ülkelerinde -hatta Müslümanların yaşadığı ülkelerdeki pek çok insanda da- var olan olumsuz İslam algısı, Afganistan’daki uygulamalardan ve o dönemdeki Afganistan yönetiminin doğrudan veya dolaylı sebep olduğu olaylardan etkilenerek oluşmuştur.

Tek tek burada o beş yılık dönemde Afganistan’da neler yaşandığını anlatacak değilim; ancak kısa bir özet gerekli.

Yapılanları sergileyen Birleşmiş Milletler raporlarını okurken insan dehşete kapılmadan edemiyor. Daha sonraları IŞİD’in başvurduğu türden boğaz kesme infazları ilk Afganistan’da görüldü. Katliamlar yaşandı. Açlıktan ölmek üzere olan insanlara gıda malzemeleri sağlanmasına engel olunarak o insanların ölmelerine yol açıldı. Çok sonraları Bako Haram örgütünün Afrika’da sürdürmeye başladığı çocuk kaçırma ve kadınları köle haline getirme olayları ilk orada yaşandı.

Afganistan nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar eğitimden uzaklaştırıldı, toplum dışına itildi.

Kendileri gibi düşünmeyen, zorlamalara karşı direnmeye kalkışanlara acımasızca davrandı Taliban.

İslam’ı dünyada hedef haline getiren ve Müslümanlara ‘terörist’ gözüyle bakılmasına yol açan 11 Eylül olayı (2001), Taliban yönetiminin gözetimi altında faaliyetini sürdüren el-Kaide örgütü tarafından gerçekleştirildi.

Pakistan istihbarat örgütünün ve ABD ile Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi müttefiklerinin perde gerisindeki varlıkları konuyu hafife almayı değil yaşananlara çok daha ciddi yaklaşmayı gerektirir.

ABD’nin Afganistan’a askeri müdahalesi 11 Eylül eyleminin sonucudur.

Sovyetler Birliği’ne ve onun başını çektiği Varşova Paktı’na karşı oluşturulmuş NATO, Berlin Duvarı’nın çöküp Sovyetler’in çözülmesinden sonra hedefsiz ve amaçsız kalmışken, 11 Eylül eylemi, onu ayakta tutan, dahası Doğu Avrupa’nın özgürlüğe kavuşan ülkelerini de içine katarak gelişmesini sağlayan en önemli bahane oldu.

Fırsatlar mı? Hımm…

Yeni Taliban yönetimi geçmişte ülkeye hakim olduğu beş yıldan farklı mı davranacak?

Hiç sanmıyorum, hem de aksine açıklamalara rağmen.

Bu yazıya Afganistan’da şimdilerde yaşananlara fotoğrafın merkezinde ABD bulunduğu için olumlu yaklaşanlar bulunduğunu belirterek başlamıştım.

‘‘Emperyalist Amerika, ne olacak?’’ düşüncesiyle yaklaşılıyor…

Acaba ‘emperyalist Amerika’ 20 yıl boyunca kaldığı Afganistan’dan neden birdenbire çekilme kararı almış olabilir?

‘Emperyalist’ olmaktan bıktığı için mi? [‘‘Evet, bu sebeple’’ diyeceklere fazla bir itirazım olmaz. Washington’da bir genel senaryo değişikliği hazırlığı hissedilmiyor değil.]

Yoksa bu tavrına ‘emperyalist’ olmasına daha yakışan bir sebep bulunabilir mi?

Üzerinden tamı tamına 20 yıl geçtiğinden 11 Eylül uğursuz eyleminin olumsuz etkisi unutulmaya yüz tuttuğu için İslam’a karşı yumuşamaya başlamış dünya kamuoyuna Afganistan ve Taliban örneğini yeniden sunmak bir sebep olamaz mı?

Olumlu tek örnek ortada görünmezken olumsuz bir örneğin her gün tekrarlanmasına hazır olmalıyız gibime geliyor.

Fırsatlar?

Günlerdir düşünüyorum düşünüyorum, Afganistan/Taliban ekseninde aklıma ‘fırsat’ denilebilecek tek konu gelmiyor.

‘‘Var’’ görüşüyle hükümeti o yolda motive edenlerin vardır bir bildikleri mi diyelim?

Diyelim bakalım.