• 18.02.2022 07:53

ikyalılar Anadolu halkı ile birleşerek M.Ö 2. Yüzyılda vatandaşların, seçimle yönetilmelerine dayanan Likya Birliği’ni kurdular.

Başkent Patara’da ilk demokratik meclisi inşa ettiler, kadın ve erkek birlikte seçme ve seçilme haklarını kullandılar, Atina’dan farklı olarak askerleri değil sivilleri ve sadece bir yıl için seçtiler.

İsokrates’in “Likyalılara hiçbir zaman hiçbir kimse bey olamadı” demesi de ABD Anayasası tutanaklarında 16 kez Likya Birliği’nden söz edilmesi de belki bundandır.

Ne acı değil mi demokratik yönetim yüzyıllar öncesinden kadim Anadolu topraklarında filizlendi ama gel gör ki kök salamadı.

Ara ara filizlendi ama güneşi esirgendi, gölgelerde bırakıldı demokrasi. Şimdi gene bir filiz yeşerdi, Ahlatlıbel’de… Altı muhalefet lideri 12 Şubat’ta bir araya geldiler, birlikte yemek yediler.

O masa hiç kolay kurulmadı aslında. Kemal Kılıçdaoğlu olmasa kurulur muydu? Hiç sanmıyorum. Öncelikli övgü ve alkışı hak ediyor. Elbette diğer liderlerin özverileri ve süreci olumlu kılmak adına katkıları da değerli. Her bir parti liderini tek tek defalarce kutlamak gerek.

Toplantı sonrası paylaşılan metin, bu değerli taze filizin hızlıca çiçekler açabileceğini düşündürdü, umudu pekiştirdi.

Mutabakat metni, masanın büyüyeceğinin müjdesini de veriyor. Sade ama güçlü, net ifadeler ile tek ilaç olan demokrasi vurgusu öne çıkıyor.

1. Çoğulculuk:

“Altı siyasi parti olarak hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde çözebilmektir.”

2. Refah:

“Hedefimiz milletimizin rahat bir nefes almasını sağlamak ve refah düzeyini, kapsayıcı bir anlayışla ivedilikle yükseltmektir.”

3. Özgürlük:

“Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber “biz” düşüncesini, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, herkesin kendini eşit ve özgür vatandaş olarak gördüğü, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir.”

4. Pusula:

“Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları.”

Adaletsizlik ve yoksulluk yangınında direnmeye çalışan insanların bugün tek ihtiyacı özgürlük ve refahın sağlanmasıdır.

Bir ideolojiye, bir elverişli kutsal maymuncuğa, bir milli beka söylemine, umudu yiten, gülüşleri solan insanımız dönüp bakmıyor artık.

Endişeli olan sadece muhafazakâr değil, laik de endişeli, Kürt de endişeli, Türk de endişeli, çoluk, çocuk, yaşlı genç, kadın erkek bir ülke halkı endişeli…

Neyin endişesi diye sormaya gerek yok; yaşam endişesi ve yarın endişesi…

Mutabakat metni bu endişeleri giderecek olan bütün çözüm formüllerini veriyor…

Avrupa Konseyi ve AB hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler, demokrasi, bireyin kutsallığı demek…

Ve tabii cumhuriyetin demokrasi ile taçlanması, demokratik cumhuriyet demek…

Bu mutabakat masasına muhalefet, umuda muhalefet demektir.

Ama Cumartesi gecesinden bu yana dikkatimi çekiyor, mutabakat metninde yer alan demokratik Türkiye inşası için çerçeve kabul edilen Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları kabulü üzerinde durulmuyor, hatta es geçiliyor.

Fabrika ayarına geri dönmekten, Cumhuriyete geri dönmekten söz ediliyor.

Yönetim şekli hala Cumhuriyet ama bir eksik var; gölgede kalan, yeşermeyen, yeşertilmesine izin verilmeyen demokrasi.

İlker Başbuğ 29 Ekim’de Fox Tv’de İsmail Küçükkaya ile yaptığı söyleşide cumhuriyet ile demokrasi kavramlarını çok güzel anlatıyordu. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ “önemli olan Cumhuriyet, tamam da Cumhuriyete anlam kazandıracak unsur demokrasi, İran da Cumhuriyet” diyordu.

Umudun masasının ev sahibi CHP Lideri Kılıçdaroğlu “cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırma” vaadi ile çıktığı yolda, diğer muhalefet partilerinin liderleri Ali Babacan, Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu, Temel Karamollaoğlu ve Gülten Uysal demokratik bir Türkiye inşası için birlikte kolları sıvayacaklar.

“Masa eksik, demokrasi çıkmaz bu masadan” eleştirileri de yapılıyor.

Masa eksik olabilir, katılırım ama hep eksik kalacağı anlamına gelmez bu.

Avrupa Konseyi ve AB normları esas olduğunda, bir panzehir olan koşulsuz demokrasi masasından söz edilmektedir.

Demokrasinin fabrika ayarı Anadolu’nun kadim topraklarında yüzyıllar öncesinden, Patara’dan geliyor.

Demokratik cumhuriyetin ayarları da Ahlatlıbel’den duyuldu.

Dilerim mutabakat metininde yer alan “çoğulculuk ve tüm farklılıklarımızla beraber ‘biz’ düşüncesi” AB normları ile yaşanır, hissedilir, nefes olup tüm ülke insanlarının içine yerleşir.