• 1.03.2022 05:39

Atatürk hanedanın elinden iktidarı aldı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Genç Cumhuriyetin yol haritasının pusulası da çağdaş batı dünyası ve değerleri oldu. Kenan Evren ise 12 Eylül rejimi ile kendi üzerine ısmarladığı darbe elbisesini aynı zamanda Türkiye’nin de üzerine giydirdi.

Erdoğan tekrar Atatürk’ün batı muasır medeniyet hedefine Avrupa Birliği reformu ile ulaşma iddiası ile geldi. Ancak “Allah’ın lütfu” 15 Temmuz darbe kalkışması sonrasında, devlet imkanlarını sonuna kadar kullanarak tek imzalı yönetim sistemi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kurdu.

Devlet tüm kurumları ile tek adamın tek imzasına bağlandı. Kurumlar çöktü, bağımsızlığını yitirdi. Bugün Türkiye Cumhuriyeti 99 yaşında. Bugün 28 Şubat 2022 ve post modern 28 Şubat darbesinin 25. yıl dönümü. Ve ben bu tarihi güne tanıklık için Ankara’dayım. Bir yanımda umut ve heyecan, diğer yanımda hüzün var. Hüzün var çünkü 99 yıldır Cumhuriyeti hala demokratikleştiremedik. Diğer yanımda umut ve heyecan var çünkü bu kez başaracağımıza inancım tam.

48 sayfalık özenle hazırlanmış metinde beni öncelikle ve özellikle çeken ilk olarak, tekrar Mustafa Kemal Atatürk’ün pusulasını gösteren Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normlarının esas kabul edilmesi oldu. Nihayet Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti muasır medeniyet düzeyine taşıyarak demokratikleştirecek ciddi bir siyasi irade çıktı. Ve bunu ilk kez devlet değil, milletin çoğunluğunu temsil eden 6 parti iradesi gerçekleştirecek.

Bu irade kutuplaştırılarak, ayrıştırılarak, düşmanlaştırılarak yönetilmek istenen Türkiye gerçeğinden “biz” olma anlayışı ile kucaklayarak, kapsayarak, helalleşerek geliyor. Toplantı salonunda “biz” olma anlayışının coşkusu görseller, seçilen müzikler, öne çıkarılan cümleler ile tam olarak hissedildi. Genel başkan yardımcılarının sunumlarının tamamı etkileyiciydi.

En fazla alkışı hukuk kırımına ödenen mağdurlara tazminatları Anayasa’yı ve yasaları yok sayan hâkim ve savcıların ceplerinden ödeneceği beyanı aldı. Ancak yanımdaki konuk “keşke mutabakatı okuyan genel başkan yardımcılarının hepsi erkek olmasaydı” dedi. Doğrusu eleştirisini ben de çok haklı buldum. Alkış sıralamasında “seçimle gelenin seçimle gitmesinin güvence altıma alınması” ve “kayyum uygulamasına son verilmesi” beyanları geldi.

Evren’in 12 Eylül rejimi, Erdoğan’ın baskıcı rejimi gitmekte…

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ise demokrasiyle gecikmiş olan kavuşmasını hazırlanmakta…

Bundan böyle Ankara siyasal iradesi yol aldıkça 28 Şubat post modern darbenin yıl dönümü olarak değil, demokratik cumhuriyetin harcının karıldığı gün olarak anılacak.