• 12.02.2021 00:00
  • (260)

 İktidar 2023'e kilitlenmiş durumda.

Bu kilitlenme, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıldönümünü görkemli şekilde kutlamaktan ziyade 2023 seçimini kazanmaya yönelik görünüyor.

İktidar ne açıkladıysa hepsi 2023'te yürürlüğe girecek.

İlk müjde Batı Karadeniz'de bulunan doğalgaz yataklarıydı.

Türkiye 2023'te enerjide dışa bağımlılıktan kurtulacaktı, çünkü doğalgaz tam 2023'te devreye alınacaktı.

Kanal İstanbul'un trafiğe açılması da 2023 için planlanmıştı.

Türkiye 2023'te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girecekti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın en yeni müjdelerinden "sıfırdan sivil bir anayasa"nın hedefi de 2023.

Nihayet yine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığına göre Türkiye 2023'te Ay'a gidecek. Uzaya ve belki de Ay'a gidecek Türk uzay insanları için "astronot" veya "kozmonot" denilmesi istenmiyor, bunların yerine Türkçe bir isim bulunması gerekiyor.

Hepsi de bir süre önce açıklanan müjdeler olmasına karşın daha Meclis'te yeni kabul edilen 2021 bütçesinde bu projelerle ilgili olarak ayrılmış bir kaynak yok. Merkez Bankası, doları tutmak için 128 milyar dolarlık rezervi harcamış durumda, daha yeni yeni döviz tutmaya çalışıyor. 431 milyar dolar dış borç var. Bu yıl ödenmesi gereken dış borcun sadece faizi 179 milyon dolar. Enflasyon mutfakta yüzde 35 düzeyinde, salgın nedeniyle işsiz sayısı zirve yapmış durumda. Nereden sayarsanız sayın en az 10 milyon kişi işsiz. Kepenk kapatan esnaflar burnundan soluyor. Salgınla mücadelede Türkiye'nin gözü Çin'den gelecek aşıda.

Ankara S-400'leri nereye saklasak da ABD ile yeniden temas kurabilsek telaşı içinde. Oruç Reis Akdeniz'den çekilmiş, uzunca bir süreden beri limanda demirli.

Türkiye'nin bu haline bakınca açıklanan projelerin ülkenin hayati önemdeki hiçbir sorunuyla ilgisi olmadığı görülüyor. Ne Ay'a gitmenin, ne uzaya çıkmanın, ne yeni anayasanın, ne yıllar sonra çıkarılacak doğalgazın bugün insanların hayatta kalmak için mücadele ettikleri sorunlara bir faydası var.

O halde bu arka arkaya gelen müjdeler paketini neye borçluyuz?

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye'nin acil ve günlük sorunlarına bir çözüm üretemeyen, halka herhangi bir alanda anlatacak başarı hikâyesi kalmayan iktidar, kulağa hoş gelen mega projelerle 2023 seçimini kazanmayı hedefliyor. Bugün için iktidara hiçbir maliyeti olmayan, hiçbiri için atılmış somut bir adım veya ayrılmış kaynak bulunmayan "müjdeler paketi" bir seçim kampanyasını andırıyor.

En taze müjdeye bakalım.

2023'te uzaya çıkıp Ay'a gitmek.

İktidarın yaptığı açıklamaya bakarsanız, Türkiye uzay yarışına giriyor, Türk astronotlar uzaya çıkıyor ve Ay'a iniyor.

Tabii Türkiye'nin ABD, Rusya ve Çin'le uzay yarışına girmesi büyük ve stratejik bir karar.

Ancak Sanayi ve Teknoloji Bakanı'ndan öğreniyoruz ki, Türkiye'nin uzaya araç fırlatma ve yörüngeye oturtma kabiliyeti yok. Türkiye'nin yapacağı uzay aracını uzaya taşıyacak füzesi de yok. Zaten haberleşme uydularını başka ülkelerden, para ödeyerek fırlatmamızdan bu biliniyordu.

Demek ki Türkiye bir uzay aracı yapacak, sonra yine haberleşme uydularında yaptığı gibi diğer ülkelerden bu aracı uzaya fırlatmasını isteyecek, kabul ederlerse bizim uzay aracı uzaya çıkacak. Uzaya çıkmakla kalmayacak, Ay'a da sert bir iniş yapacak. Böylece Türkiye uzaya çıkmış, Ay'la "ilk teması" sağlamış olacak.

Yapılan açıklamalardan, isim aranan Türk astronotların Ay'a ineceği mesajı çıkıyordu. Ancak onun da öyle olmadığını Türk Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım'dan öğrendik. Yıldırım, uzay projesinin 10 yıllık bir proje olduğunu açıkladı. Uzaya insanlı araç göndermeyi düşünmediğimizi, ancak 10 yıl sonra düşünebileceğini açıkladı. Demek ki Türk astronotların uzaya çıkıp Ay'a ayak asmaları gibi bir proje yakın gelecekte yok. 2023'te böyle bir gurur yaşamamız olanaksız.

Peki bu Ay'la ilk temas projesi için Türkiye kaynağı nereden bulacak?

Uzun Ajansı Başkanı Yıldırım, "o iş kolay" havasında, "100 milyon dolar atın desem atacak ülke çok" demiş.

Böyle dev bir proje için biraz garip bir finansman yöntemi.

Demek ki Türkiye, uzaya çok gitmek isteyen ama durumu olmayan ülkelere, "Hadi atın 100'er milyon dolar da sizi uzaya götüreyim" diyerek, bu milli projeye kaynak bulmayı düşünüyor. Bu konuda bu kadar hazırlıklı ve ciddi!

Tabii bu arada, ortaya 100'er milyon dolar atacak bu ülkeler, "Türkiye'nin uzaya füze fırlatacak rampası var mı, aracı uzaya taşıyacak füzeleri var mı" diye sormayacaklar.

Bu durumda 2023'e kala kala Türk astronot kalıyor.

İşte bir tek bu proje kolay…

Türkiye, ABD veya Rusya ile anlaşacak, önce Türk astronot yetiştirilecek. Sonra ABD veya Rusya'nın bir uzay yolculuğuna Türk astronotun alınması rica edilecek, parası neyse ödenecek veya Elon Musk'a bedeli ödenerek bir Türk uzaya gönderilecek.

Bu gerçekleşirse, astronotumuz Türkiye'ye döndükten sonra, büyük ihtimalle seçim meydanlarında iktidara mensup siyasetçilere eşlik edecek.

Türk astronot projesi hariç diğerlerinin göle maya çalmaktan farkı yok.

Türk astronotun da Türkiye'nin bugün yaşadığı ağır sorunların çözümüyle bir ilgisi yok.