• 26.03.2021 05:33
  • (240)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, partisinin 7. Kongresi'nde yaptığı konuşma, satır aralarıyla birlikte okunduğunda, önümüzdeki dönemde "daha İslamcı, daha milliyetçi, daha otoriter" bir AK Parti göreceğimiz anlaşılıyor.

Bu niteliklerin daha da öne çıkmasıyla AK Parti'nin merkez sağ alandan çekilip, dini ve milli değerlere yaslanarak güçlü İslamcılık ve milliyetçilik konumuna doğru ilerleyeceği görülüyor.

AK Parti'nin daha İslamcı bir çizgiye yöneldiğinin önemli göstergelerinden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarikatların talebi olan İstanbul Sözleşmesi'ni bir gece Türkiye için feshetmesiydi.

Kadına şiddete karşı, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya, farklı olanların insan haklarını güvence altına almaya yönelik önemli önlemler içeren bu sözleşme, AK Parti'nin gurur duyduğu bir sözleşmeydi. 2011 yılından beri bu Sözleşme'den rahatsız olmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti, tarikatların, feshedilmesi gerektiğini dillendirmeleri, Saadet Partisi'nin aynı yöndeki talepleri sonrasında fesih kararı aldı.

Sözleşmenin Türk aile yapısını bozduğu, kadının beyanının esas alınmasının aile birliğini dağıttığı ve eşcinselliği teşvik ettiği gibi tarikatların öne sürdüğü gerekçeleri Cumhurbaşkanı Erdoğan da kabul etti ve sessiz devrim diye övündüğü İstanbul Sözleşmesi'ni zararlı gördü.

Kongre'de yaptığı konuşmada da geleceği "aile" üzerini inşa edeceklerini, gençlerin ileri yaşlara kadar bekâr kalmayı tercih ettiklerini, kadının yerinin aile en önemli niteliğinin ise annelik olduğu mesajları verdi. Buradan çıkan sonuç AK Parti'nin kadını İslamcıların istediği yere oturttuğudur.

AK Parti'nin daha İslamcı konuma yerleşeceğini destekleyen başka göstergeler de var. Örneğin, büyük bir siyasi hamle olarak camiye dönüştürülen Ayasofya'ya atanan başimam Mehmet Boynukalın'ın göreve gelir gelmez vermeye başladığı İslamcı mesajlar.

Laikliğin kaldırılması, 1921 ve 1924 anayasalarında olduğu gibi devletin dininin İslam olması gerektiği mesajları veren Boynukalın'a Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir tepki gelmedi. Tepki gösteren AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin'in görev yeri değişti. Bu süreçte İslamcı yayın organlarının laikliğin kaldırılması, halifeliğin ilân edilmesi çağrılarına da bir tepki gösterilmedi.

AK Parti'nin, kadın-erkek ve toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan, toplumda ve ailede kadının şiddet görmesine karşı çıkan İstanbul Sözleşmesi'ne değil, kadının yerinin ev, temel görevinin ve işlevinin annelik olduğunu, evin geçimini erkeklerin sağlamak zorunda bulunduğunu, kadının çalışmaması gerektiğini savunan, 'kocanız size şiddet uygularsa akşam çay demleyip ikram edin ve nedenini sorun" tavsiyesinde bulunan tarikatlar mahallesine yakın durduğu görülüyor.

Çözüm sürecinde milliyetçiliği ayaklar altına alan, bu sürecin sandıkta aleyhine sonuç verdiğini görünce MHP çizgisine yaklaşan AK Parti, "tek millet" ilkesine sarıldı. MHP lideri Devlet Bahçeli ve MHP sözcülerinin söylemleriyle paralel bir söylem kullanıyor. Bahçeli'ye teşekkür edip, şükranlarını sunan Erdoğan, Kongre'de AK Parti-MHP birlikteliğinin kalıcı olacağı mesajlarını da verdi.

Erdoğan'ın konuşmasından ve son dönemdeki icraatından anlaşıldığı gibi AK Parti gelecek seçimlere "HDP karşıtlığı" üzerinden yarattığı kutuplaşma ile girecek. HDP-PKK ve onların yanına konumlandıracağı CHP, İYİ Parti, DEVA ve Gelecek Partileri'ni terör örgütü yanlısı bir cephe, Cumhur İttifakı'nı tek milli, yerli ve Müslüman cephe olarak gösteren algı politikasını uygulayacak.

İçeriden ve dışarıdan gelen eleştiriler, ekonomiye, Merkez Bankası'na ve yargıya karşı oluşan güvensizlik nedeniyle yabancı sermayenin çıkışı iktidarı zorlamaya başlamıştı. Bu olumsuz gelişmelere karşı iktidar, İnsan Hakları Eylem Planı ile hukuk reformu ve ayrı bir ekonomik reform paketi açıkladı. Ancak aynı günlerde yaşanan gelişmeler, AK Parti'nin; ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi İnsan Hakları Eylem Planı'nda vurguladığı özgürlükleri önemsemediğini gösterdi.

Bir haberi sosyal medyada paylaştığı için mahkûm edilen HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkındaki kararı Meclis'te okuttu ve milletvekilliğini düşürdü. Aynı gün HDP'nin kapatılması için dava açıldı. Savcı 687 HDP'li hakkında siyasi yasak talep etti. Dokunulmazlığa sahip milletvekillerinin bile ifade özgürlüğünün sosyal medya paylaşımı nedeniyle mahkûmiyetle sonuçlandığı bir siyasi iklim, iktidarın muhaliflere karşı daha otoriter bir tutum alacağını da gösterdi.

Erdoğan, manifesto sayılacak geleceğe dönük heyecan verici projeler açıklamadı. Yeni anayasa dışında geleceğe dönük bir proje yoktu. Daha çok AK Parti iktidarının icraatlarıyla  övünen bir konuşma yaptı. En çok akılda kalan ise vatandaşlara "altınınızı ve dövizinizi TL'ye çevirin, ekonomiye sokun" çağrısıydı. Bu çağrı ekonominin ne kadar zorda olduğunu gösteriyordu.

Parti yönetiminin belirlenmesinde tercih edilen isimler ise Erdoğan'ın, parti içindeki kırılmalara, dökülmelere, yeni kurulan partilere yönelme gibi gedik açması muhtemel gelişmelere karşı bir pansuman tedavisi uyguladığını gösteriyor.