• 31.03.2021 06:53
  • (213)

İktidar iyiden iyiye keyfi bir yönetim tarzına geçti.

Neyi, niçin yaptığı belli değil.

Merkez Bankası'na bakalım.

Göreve geleli 4 ay olan Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal bir gece yarısı görevinden alındı. Yerine Şahap Kavcıoğlu atandı. 

Erdoğan'ın sözünü dinleyerek faizi düşük tutan Murat Soykan da görevden alınmış, yerine Naci Ağbal atanmıştı.

Doğal olarak Ağbal'ın faizi artırması gerekiyordu.

Artırdı.

O da görevden gitti.

Piyasalar allak bullak oldu. Dolar tırmanışa geçti.

Nedeni, yeni Başkan Kavcıoğlu'nun faizi düşüreceği beklentisiydi.

Bu beklenti doları fırlatınca, yeni Başkan, "hemen faizi indireceğiz diye bir şey yok" dedi.

Piyasanın endişesi dağılınca, dolar düşmeye başladı.

Aradan iki gün geçmeden bu kez yine bir gece yarısı Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Murat Çetinkaya görevden alındı. Yerine Morgan Stanley'den Mustafa Duman getirildi.

Duman'ın atanmasıyla birlikte Merkez Bankası Başkanı, "faizi sürekli artırmayı düşünmemeliyiz" diye bir açıklama daha yaptı.

Başkan'ın bu sözleri, "demek ki faizi düşürecekler" beklentisi yarattı. Dolar bir daha şaha kalktı.

1 dolar 8.45 lirayı aştı.

Doların gemi azıya alması üzerine TÜSİAD adına Tuncay Özilhan, iktidarı eleştiren sert bir açıklama yaptı. "Türk lirasının döviz karşısındaki şiddetli düşüşünün endişe verici" olduğunu söyledi. Merkez Bankası Başkanlığı'ndaki ani değişimleri eleştirdi. Kurumsal yapılarda öngörülebilirlik olmadığını vurguladı.

TÜSİAD'ın bile boğazına kadar gelmiş olacak ki, Özilhan, "Ortalığın toz duman olduğu, yetki ve sorumlulukların sınırlarının bulanıklaştığı durumlarda karar nasıl alınır? Nereye gittiğimiz konusunda kafamızda bir cevap yoksa plan nasıl yapılır?" dedi. Hukuk devletinin öneminden söz etti. Ve TÜSİAD işsizlik sorununa dikkati çekti.

Uzun süredir ağır seyreden ekonomik krize, istikrarsızlığa, arka arkaya alınan çelişkili kararlara, keyfi atamalara sesini çıkarmayan TÜSİAD da artık dayanamadı.

Özilhan'ın sert eleştirisinden kısa süre sonra Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu bir açıklama daha yaptı.

Bu kez "faizi artırmayacağız" mesajı verdi. Faizlerin enflasyonun üzerinde belirleneceğini söyledi.

Ardından dolar yeniden düşmeye başladı.

Tabii birkaç saat veya bir gün sonra yeni bir sözle fırlamayacağının garantisi yok.

Bu tablonun gösterdiği iki gerçek var:

Birincisi; Türkiye'de iktidar güven vermekten çıktı. Bir sözü bir sözünü, bir yaptığı bir diğer yaptığını tutmuyor. Özellikle ekonomide rüzgara göre savruluyor. Öngörülebilir, istikrarlı bir ortam yok.

İkincisi; piyasalar ekonomik göstergelere, demeçlere göre hareket ediyor. Bu da ekonominin iyi yönetilmediğini gösteriyor.

Bu nedenle doların bir aşağı bir yukarı savrulması, bu ortamda gayet normal.

Bir sonraki Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu toplantısında ne karar çıkabileceğini öngörmek mümkün değil.

Faiz yükselecek mi, düşecek mi?

Ekonomik göstergelere göre yükselmesi mi gerekiyor, düşmesi mi?

Bunu tahmin edebilen de yok.

Çünkü kararlar ekonomik gerçeklere göre alınmıyor.

Atamalar da liyakate göre yapılmıyor.

Sorunlar keyfi kararlarla çözülmüyor, gerçekler "ben yaptım oldu"yla değişmiyor.