• 30.04.2021 08:25

İktidar, devleti kafasına göre yönetiyor.

Kendisini anayasa, yasalar veya herhangi bir kuralla bağlı saymıyor.

Karar alırken anayasaya ve yasaları dikkate almıyor.

Bu durum, "Kim için, nasıl bir devlet var?" sorusunu haklı olarak gündeme taşıyor.

Eğer AK Partili bir bürokratsanız, sizin için babanızın çiftliği gibi kullanabileceğiniz çok iyi bir devlet var.

Öyle olmasa, bir üst düzey bürokrat tam 17 koltuğun sahibi olabilir mi? İktidar bunda bir sakınca görmüyor. Bulunmaz Hint kumaşı gibi bir bürokrat tam 17 makam sahibi oluyor. Asli işinden aldığı maaşın yanı sıra 4-5 koltuktan daha maaş alabiliyor.

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın belgeleriyle ortaya koyduğu gibi asli işinden aldığı maaş 16 bin lira civarında olan bir bürokrat birkaç kamu kurumundaki yönetim kurulu üyeliğinden aldığı huzur hakkı, ikramiye gibi ödemelerle ayda 200 bin liralık gelire ulaşabiliyor.

İktidar bundan rahatsız olmadığı gibi eski milletvekillerini ve eski belediye başkanlarını kamu bankalarının yönetim kurullarına yerleştirmekte de bir sakınca görmüyor. Bankacılık konusunda bilgisi, uzmanlığı olmayan eski siyasiler, milli güreşçiler, dudak uçuklatan maaşlarla devletten geçiniyorlar. Devlet onlar için var.

Başka kimler için var?

Örneğin iktidarın seçtiği ve devlete iş yapan müteahhitler için var. Dünya yansa onlara bir şey olmuyor. Hazineden geçinmeleri garanti. Hem de dolar üzerinden. Yaptıkları köprülerden, yollardan tek bir araç geçmese, yaptıkları havaalanına tek bir yolcu uğramasa bile milyarlarca lirayı, hazine kendilerine aksatmadan ödüyor.

Başka?

Hem bakan olup hem iş insanı olanlar için devlet var. Aile şirketinizle başında bulunduğunuz bakanlık arasında ticari ilişki kurabiliyorsunuz. Şirketinizden bakanlığınıza milyonlarca liralık mal satabiliyorsunuz. Ticaret erbabı olarak kâr ediyorsunuz. Devletin kaynağını şirketinize aktarıyorsunuz. Kendi ticaretinizi artırıyorsunuz ama devletin ticaretini artıramıyorsunuz. Ne gam! Devletin diğer yöneticileri de sizi ayıplamıyor. Hatta sizi eleştirenleri, "yaptığınız yasalara aykırıdır," diyenleri ayıplıyor. "Biz muhalefetin dediğine göre iş yapmıyoruz" diyerek, hakkınızda soruşturma bile açmıyorlar. Bakanken devletten elde ettiğiniz milyonlar yanınıza kâr kalıyor. Bu gibi kişiler için devlet, veli nimet olarak varlığını sürdürüyor.

AK Partili belediye başkanıysanız insan kaçakçılıyla iş yapabiliyorsunuz. Onların verdiği isimlere gri pasaport çıkarıyorsunuz. Onlar belediyenize hediye alıyorlar. Vatandaşlardan aldıkları binlerce euro ile sırra kadem basıyorlar. "Fena mı oldu, burada işsizlerdi, devlete yüktüler, gidip orada iş buldular" diye işin içinden sıyrılıyorsunuz. Devlet de arkanızda duruyor.


Desen: Selçuk Demirel
 

Peki işçi, esnaf, emekli için böyle bir devlet var mı?

Yok. Onlara başka türlü bir devlet var. Öyle anaç, babacan bir devlet yok, eli sopalı bir devlet var.

Ne diyor işsize, iş arayana? Kalifikasyon sahibi olana iş var. Yani işsiz kaldıysan, iş bulamıyorsan kabahat sende. Ne halin varsa gör!

Esnafa ne diyor? Dükkanı kapat eve git. Kirayı nasıl ödeyeceğim, stopajı nasıl verecegim, evi nasıl geçindireceğim? Devlet o konularla ilgilenmiyor. Nasıl yaparsan yap? TEKEL bayiine veya içki satan bakkala, markete ne diyor? İçki satışı yasaklanmıştır, içki satamazsın. İçki satışını yasaklayan bir kanun var mı? Yok. Anayasada bir hüküm var mı? Yok. Tüzük var mı? Yok. Yönetmelik var mı? Yok. Genelge mi var? Hayır, o da yok. Salgınla bir ilgisi var mı? Yok. Peki nerede yazıyor bu yasak? Hiçbir yerde yazmıyor. Peki neden yasak? Cumhurbaşkanı'nın basın toplantısından sonra talimat geldi. Bakan emir verdi. İmzala bakalım tutanağı! Ne yazıyor tutanakta?

"Bu kapsamda Cumhurbaşkanımızın yapmış olduğu basın açıklaması sonrasında sokağa çıkma yasağı olan günlerde uygulanan "Alkol Satışı Yasağı, Tam Kapanma Sürecince Alkollü İçki Satışı" yapılmayacağı bildirilmiştir. Tebliğ Eden, Hazurun, Tebellüğ Eden'in imzaları."

Anayasa aykırı, yasal dayanağı olmayan bir sözlü talimatla içki satışı yasaklanıyor ve "esnafın haberi ve rızası var" demek için zorla bir tutanak imzalattırıyor. Hukuk tarihinde örneği olmayan bir hukuksuzlukla hem esnafın ticaret özgürlüğüne hem de tüketicinin yaşam tarzına müdahale ediliyor. Bunu da anayasasında "hukuk devleti" yazan bir devlet yapıyor.

Hafta sonları getirilen, yasal dayanaktan yoksun içki yasağını, "şimdi içkiyi savunuyor duruma düşüp de iktidara malzeme vermeyelim" diye geçiştiren muhalefet, aynı yasak Ramazan ayında getirilince, üst düzey tepki vermekten iyice çekiniyor.

Hal böyle olunca bir adım atan iktidar daha büyük bir adım daha atıyor.

İş yine "ben yaptım oldu"ya geliyor.