• 14.07.2021 06:55

Türkiye, siyasetin siyaset dışı araçlarla yapıldığı bir süreçten geçiyor.

İktidarın bu anlamdaki son girişimi OHAL (Olağanüstü Hâl) yetkilerinden bazılarını üç yıl süreyle uzatmaya ilişkin yasa önerisi oldu. Öneri, torba yasa içinde yer alıyor.

OHAL yetkilerinin üç yıl daha uzatılması 2023 seçimlerinin OHAL altında yapılacağı anlamına geliyor.

İktidarın hâlâ 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL yetkilerini kullanmak istemesi muhalefet üzerinde baskıyı artırmayı planladığını gösterir.

15 Temmuz'un üzerinden 6 yıl geçti. Bu süre içinde iktidar OHAL yetkilerini kullandı ve süresi bittiği için de kaldırdı. Şimdi seçimlere 2 yıl kala yeniden OHAL yetkilerini kullanmak için yasa önerisi vermesi hayra alamet değildir.

İktidarın üç yıl süreyle istediği yetkilere bakınca, muhalefetin işinin giderek zorlaşacağı görülüyor.

Uzatılmak istenen OHAL yetkileri arasında; toplu suçlarda gözaltı süresinin 12 güne çıkarılması, şirketlere yargı kararı olmaksızın kayyım atanması, yargı kararı olmadan kamu personelinin ihraç edilmesi gibi yetkiler var.

OHAL yetkileriyle gidilecek seçimlerde iktidarın bu yetkileri muhalefet aleyhine kullanmayacağının bir garantisi yok. Muhalefetin bu endişeyi dile getirmesi normal bir tepkidir.

OHAL kalktığı halde, bir sosyal medya mesajı atan ve iktidarı eleştiren vatandaşın sabaha doğru evinden apar topar gözaltına alındığı, türkü söylendi, muhalif yorum yapıldı diye Halk TV'ye, Tele1'e, KRT'ye ceza yağdırıldığı, gündemdeki konularla ilgili soru sordu diye Cumhuriyet Gazetesi'nin dava edildiği, gazetecilerin gazetecilik yaptıkları için tutuklandığı, aylarca, yıllarca cezaevinde tutulduğu, haklarını arayan işçilerin polis ve jandarmayla yollarının kesildiği, ormanı korumak isteyen köylülerin jandarmayla dağıtıldığı, Boğaziçili öğrencilerin rektörü protesto ettiler diye ters kelepçeyle götürüldüğü, kadın cinayetlerini, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasını protesto eden kadınların yerlerde süründüğü, olayı fotoğraflayan foto muhabirinin yere yatırılıp ensesine basılarak nefesinin kesildiği bir ortamda muhalefetin OHAL yetkilerinden endişe duyması kadar doğal ne olabilir?

Muhalefet partileri açısından endişe kaynağı olan sadece OHAL yetkilerinin üç yıl daha uzatılacak olması değil.

Başka endişe kaynakları da var.

Örneğin, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu dahil muhalefet milletvekilleri hakkında düzenlenen fezlekeler demokrasinin üzerinde sallanıyor. Görevini yerine getiren ve iktidarı eleştiren ana muhalefet liderinin, sırf konuşması nedeniyle 4 yıla kadar hapsi isteniyor. Uğradığı linç girişimiyle ilgili doğru düzgün bir yargılama bile yapılmayan Kılıçdaroğlu, "Beni hapse atmak ya da öldürmek istiyorlar" diye günlerdir açıklama yapıyor. Demokratik ülkelerde ana muhalefet liderinin böyle konuştuğu, böyle baskı altına alındığı bir ülke var mı? Yok.

Ana muhalefet liderine yumruk atan bir hırsızın kahraman ilân edildiği, elinin öpüldüğü, elini kolunu sallayarak dolaştığı başka bir demokratik ülke var mı? Yok.

Alması gereken güvenlik önlemlerini almayan il ve ilçe yetkilileri dururken, Kılıçdaroğlu'nu linçten kurtaran koruma polisinin cezalandırıldığı başka demokratik ülke var mı? Yok.

15 Temmuz darbe girişiminden kısa bir süre sonra darbe girişimini bahane ederek, iktidar partisinin gençlik kolları sorumlularına, ağır silahlar dahil silah dağıtan başka bir demokratik ülke var mı? Yok.

Bu silahlarla poz verip sosyal medyada tehdit mesajları yayımlayan iktidar partisi ilçe başkanı, üyesi, taraftarı, din kültürü öğretmeni hakkında soruşturma yapan var mı? Yok.

"Bu silahları nereden buldunuz, size kim verdi?" diye soran bir yetkili var mı? Yok.

"Bu silahları hemen devlete teslim edin" diyen var mı? Yok.

"Bu sefer hazırlıklıyız, biz götüreceğimiz 50 kişinin listesini yaptık" diye televizyondan tehdit savurana verilen bir ceza var mı? Yok.

Elini kolunu sallayarak sınırdan Türkiye'ye kafileler halinde giriş yapan Afganlara "Ne oluyor, siz kimsiniz?" diye sorun var mı? Yok.

Sınırları yol geçen hanına dönüştürenlerle ilgili bir soruşturma var mı? Yok.

Böyle bir ortamda, iktidarın seçimleri de kapsayacak bir süre için OHAL yetkileri istemesi muhalefette endişe yaratmayacak da kimlerde yaratacak?

OHAL altında gidilecek bir seçimin demokratik seçim olacağına kim, nasıl inanabilir ki…