• 22.12.2014 00:00
  • (33507)

 Gelişmeler o kadar da karışık değil aslında. Onları anlayabilmek için siyasi olaylar açısından değil de toplumsal gelişme açısından bakmak gerekir.

Sorulacak soru ‘neden böyle olmuyor’ değil de, ‘neden böyle oluyor’ şeklinde olmalı. Ya da ‘bizim istediğimiz gibi neden değil’ serzenişi de olmamalı. Bu soru bizi hayatı değiştirmeye itiyor. Onu kendi istediğimiz biçime sokmaya kalkıyoruz. Bu da mümkün olmuyor. Hem hayata hem de kendimize sorunlar çıkarıyor. Aşırı eleştirel ve hiçbir şeyi beğenmez yapıyor.

Aslında her şey o kadar somut ve basit...
Ülkede dindarlıkları ağır basan ve politik görüşlerine de yansıyan bir iktidar var. Kendilerine ‘muhafazakar’ diyorlar ama ülkeyi ve toplumu değiştirmeye çalışıyorlar. Bu değişimi kendi dünya görüşleri doğrultusunda yapmak istiyorlar. Ama olmuyor, mızrak çuvala sığmıyor. Onlar da hem kendi görüşlerini hayata geçirmek hem de hayatın kendilerine çizdiği yolda yürümek zorunda kalıyorlar. İstediklerini, hayatın izin verdiği oranda yapmak durumundalar. Hayattan kasıt; dünyadaki ve ülkemizdeki siyasi şartlar ve siyasi güç dengeleridir. Bu sebeplerden dolayı da akıllarından geçen her şeyi uygulamaya koyamıyorlar, ya da akıllarına hiç yatmayan şeyleri de uygulamaya koymak zorunda kalıyorlar. Bu onların öznel niyetlerini aşan nesnel durumun (yani hayatın) zorlamasıdır. Tabi takdir edilecek yönleri, hayatın bu yaptırımlarına uyum sağlamalarıdır. Onunla ters düşmüyorlar. Bu nedenle de kamuoyu destekleri düzenli olarak arttı ve toplumsal gelişmeyi onlar sürüklüyorlar.

Ülkemizin muhalefeti ise zayıf ve gericidir. Yeni bir gelecek perspektifi oluşturamıyor. Kanayan bir yaraya tütün basacak önerisi yoktur. Yalnızca iktidarın, ülkeyi ‘yanlış ve kendi çıkarına yönettiği’ argümanına sahip. Bu nedenle varı yoğu engelleme peşinde. Bazen yerinde öneriler getirse bile inandırıcı olamıyor, ya da pek kimse kulak asmıyor. Bunun siyasi başarı getireceğini sanıyor. Çok yazık.

Bu tersine durum bu ülke için şans mıdır yoksa şanssızlık mı ilginç bir konudur. Öyle ya, muhalefet eskiden, iktidar yeniden yanadır. Aslında bu, toplumu ilerletse de bir süre sonra arıza çıkacaktır. Ama ne olursa olsun elimizdeki bu. Mevcut durumu uzun bir süre değiştirecek bir veri de yoktur. Muhalefetin, muhalefet etme, gelişmeleri ileriye doğru tetikleme niyeti yok. Onun derdi yaklaşık 15 yıldır hüküm süren bu iktidarı devirip muslukların başına geçmektir. Vizyonu bu kadardır. Bunu da ‘ülke elden gidiyor’un arkasına saklanarak yapıyorlar.

Bu amaç için şeytanla bile işbirliği yapmaya razılar. MHP mi olur, cemaat mi olur her kim olursa olsun yeter ki kendilerine, iktidara bir ucundan tutunabilecek bir imkan oluşsun. Büyük kitlesi çözüm sürecine karşı olduğu halde (buna da AKP nin projesi olduğu kılıfı uydurulmaktadır), Kürt Siyasi Hareketi ve sol koalisyonu olan HDP ile işbirliğine bile göz kırpmaktadırlar. Kendi içlerinde ise çıkar çatışmaları had safhadadır.

Ne yazık ki bu durum toplumsal gelişmenin yararına değil. Ama en azından gelişmelere direnen negatif düşüncenin iktidar olmaması daha iyidir.