• 27.02.2015 00:00
  • (2357)

 Bakın bu iş benim yazdığım gibi yapılır. AKP nin iktidar olması çoğunun ‘işi’ni bozdu. Kurulmuş tezgahlar yıkıldı. Ya da eski ‘tatlı kazançlar’ kalmadı. Yerlerine başkaları tarafından yenileri kuruldu. Bu kez bu eskicilerle yeniler arasında bir didişmedir gidiyor.

Küreselleşmeymiş, iç dinamikmiş, dış dinamikmiş falan filan. Hepsi ‘teori’ hepsi süslü laflar Çıplak gerçek bu kadar yalın.

Tabi insanlar da bu iki taraf arasında saf tutuyor. Hangisinin daha yararlı ya da zararlı olduğunu düşünürse ona yakın duruyor. Üçüncü yol yoktur, geçiniz. Üçüncü yolculuk bir yerlerden dolanıp bunlardan birinin yanına varıyor. Bunun niyetle alakası yok. Birini zayıflattığın da diğerine güç veriyorsun. Çıkar çatışması kızıştıkça taraflar hırçınlaşıyor, kabalaşıyor. Mantıksız sözler artıyor.

AKP nin kendi tekerlerine çomak sokacağını anlayan çevreler baştan beri onu tepelemek için her yolu denediler. Önce o ekibi molla kılığında sundular. Dünya gerçeklerinden kopuk, uhrevi kaybolmuşluk içinde  olduklarını kanıtlamaya çalıştılar. AKP kadroları baştan bu görüntüye uygun pozlar da veriyorlardı. Ya da birileri bu pozları yakalayıp, fotoşoplayıp  topluma sundular.

Zaman ilerledikçe bu kadroların dünya gerçeklerine pek de yabancı olmadığı, ekonomiden, halkın istek ve beklentilerinden, kamuoyu araştırmalarından falan anladıkları açığa çıktı. Anlaşılan bunları devirmek zordu. Bir kere bu yolda ilerledikçe de halkın desteğinin artmasını sağladılar. Fakat bir türlü kendilerini entelektüel, okumuş yazmış kesime beğendiremediler. En nihayetinde o kesimlerin gözünde bir ‘ortaçağ’ düşüncesi’ nin ürünüydüler. Bunlar ne kadar ‘doğru’ işler yapsalar da önünde sonunda sapıtacak aslına rücu edeceklerdi. Yani devleti ele geçirip otoriterleşecek, Avrupai yaşam tarzını benimsemiş kesime zulmedeceklerdi. Bu öngörüler de haklı çıkmadı. Hayat böyle ilerlemiyordu. Bu kadrolar bu kadar çırpıntılı bir denizde, döküle yıprana yollarına devam ediyorlardı

Ama hayatın kafalardaki bu şablona uymaması sinirleri gerdi. Bu şablonun doğru olduğunu kanıtlamak için sabırsızca yaklaşımlar başladı. Örnek aramalar, bulunanları halkın gözüne sokmaya çalışmalar, çoğunluk desteğini AKP den uzaklaştırmak için her yolu denemeler arttı. İşin gerçeği AKP de bu tezleri doğrulayacak az malzeme vermiyordu.

Ne balyozlar, sarıkızlar, ayışıkları, kapatma davaları denendi. Olmadı, ‘gezi’ diye güya devrim yapma görünümü altında AKP yi çökertmelere teşebbüs edildi. Olmadı, yumuşak karnı bulunup yolsuzluğa karşı mücadele ediyoruz diye düşürülmek istendi. Hiç biri tutmayınca bu kez ‘serhildan’la vurulmak istendi. Fakat bir türlü olmuyordu. Bütün bunların üstüne hareketin lideri ilk turda cumhurbaşkanı seçildi.

Şimdi gelelim komplo teorilerine.............

1-      Şu çözüm süreci yüzünden çok puan topluyor. Üstelik bunu milliyetçi-muhafazakar kitlelere de giderek artan oranda benimsetiyor. O zaman ne yapıp edip bunu bozmak, suçu da onun üzerine atmak fena strateji değil.

2-      Ekonomide fena değiller. Ülkeyi G-20 ye taşıdılar. Alt sınıf gruplarına da yıllardır hissettikleri ezikliklerini azaltacak katkılar yaptılar. (Yani bulgur, tozşeker  makarna falan dağıttılar !). Bunu da bozmak, halk sınıfları ile kurulmuş ittifakını kadük etmek de güzel fikir. Yani kısılsa tüketici ve KOBİ kredileri; zorlaştırılsa. Yüksek faiz politikasına mecbur kalmaları fena fikir değil. Bu mecburiyete direnirlerse dövizin hızlı yükselişiyle sıkıştırılsalar.

3-      Beceriksiz ana muhalefetten başka seçenekler yaratılsa. Mesela ‘haziran hareketi’ diye ‘gezi ruhu’ örgütlense, bir şekilde seküler, modern, eşitlikçi diye parlatılan HDP ile irtibatlansa; Türkiye’de de Sryzalar neden olmasın.  Yeter ki bu molla kafalı ceberutlar gitsin.

     Tabi bunların hiç birisi gerçek değil. Tamamen benim uydurmam. Hepsinin ‘mantıklı’ teorik açıklamaları var. Ne yani hayat bu kadar düz mü? İnsanlık boşu boşuna mı binlerce yıllık bilimsel deneyimler biriktirdi. Hadi canım......