• 9.03.2015 00:00
  • (1709)

 Günlerdir reklamlarını izliyorum. Yeni Cumhuriyet gazetesini merak etmiyor değildim. Ne de olsa elimizde her an saldırıya uğramaya hazır olduğumuz şekilde taşıdığımız günler geçirdik onunla. Bir zamanlar Cumhuriyet gazetesi ile dolaşmak, kelle koltukta dolaşmakla eş anlamlı idi. Nedense o zamanlar Cumhuriyet gazetesi taşıyanlara düşmanca bakan ve saldıranların devamı olan siyaset, bu gün o gazetenin temsil ettiği (ya da edeceği) zihniyete daha bir yakın duruyor. Ne de olsa ‘ortak düşman’ meselesi.

Günümüzde Cumhuriyetle dolaşmanın bir riski yok artık. Onların hedef aldığı ‘otoriter, bağnaz’ zihniyetler bile o kadar tedirgin edici değil. Charlie Hebdo karikatürlerini yayınladıklarında gazetelerini ellerinde sopalar, bellerinde silahlarla beklemişlerdi. Yazık...

Halbuki ‘diktatörlük polisi’ onları korumak üzere tedbir almıştı. Ama onlar bu görünüm altında ‘polis baskısına’ maruz kaldıklarını da deşifre edebilmişlerdi. Buna rağmen saldırıya falan uğramadılar. Doğrusu ince ayarlanmış bir senaryo idi. Eskiden olsa ‘derin devlet’ bir yerlerden bir miktar sakallı, takkeli, şalvarlı mürteci tedarikler. hiçbir şey yapmasa camı çerçeveyi indirir, bunlar da irticaya, günümüz 31 Martçıları ve Patrona Halillerine verip veriştirecek mağduriyeti elde ederlerdi.

Gördüğünüz gibi yeni Cumhuriyet’e karşı ön yargılıyım. Pek fazla şey değişeceği umudum yok yani. Buna rağmen meraktan gittim aldım. Yanılgıya uğrama beklentisi ile sayfalarını karıştırdım. Sevgili Aydın Engin; ‘Türkiye’nin referans gazetesi’ olma hedefini açıklayarak, taraf olunacağını da belirtmiş.

‘Otoriterliğe ve diktatörlük yönelimlerine karşı özgürlükten ve demokrasiden;

Çoğunlukçuluğa karşı çoğulculuktan;

Küreselleşmiş sermayeye karşı emekten, üretenden;

Etnik, dinsel, mezhepsel ayrımcılığa karşı eşit haklı yurttaşlıktan;

Dogmalara, siyasallaşmış inançlara karşı laiklikten;

Milliyetçiliğe karşı insandan;’’

Yana taraf olunacakmış.

Bu kulağa hoş gelen cümlelerin günümüz siyasetinde bir anlamı var elbette. Bu da AKP karşıtlığıdır. Çocuğa sorsanız bunu anlar. Bütün bu talepler, ‘eski’, yetmişli yılların talepleridir. Günümüzde ısıtılıp önümüze konulmasının sebebi, hala geçerliliğini koruyor olmasından değil, bir siyasi duruş ifade etmesi içindir. Yani takkesiz başın görünümüdür bu. Görüldüğü gibi yeni dünyanın gerektirdiği hiçbir yeni talep de yok. Sanki 12 Eylül 1980 de durmuş bir saate start verilmektedir.

Doğrusu görünüşte ‘yeni’ ama zihniyette ‘eski’ Cumhuriyete başarılar dilemeyeceğim. Önyargımın doğru olduğu kanısına vararak yine de yanılma ihtimalimin çıkmamış olmasına üzüldüm. Siyasi bir farklılık temsil edecekleri için de (her ne kadar bu farklılık bu günkü CHP politikalarından biraz farklı olacak gibi görünüyor olsa da) yola çıkışlarını memnuniyetle karşılıyorum.