• 9.02.2018 00:00
  • (1740)

 Bizdeki meslek örgütleri sivil toplum kuruluşları değildir. Devlet tarafından CHP derin yapıları olarak oluşturulmuş 'yari resmi' kuruluşlardır. Bu kurumlar CHP nin taraf olduğu her iktidar çatışmasında CHP yanında saf tutmuş, onun tezlerini savunmuştur. Aynı zamanda CHP nin, toplum nabzını kontrol altında tutma mekanizmaları olarak işlev görmüşlerdir. CHP Dışı, 'sol' fraksiyonların yönetimlerini oluşturduğu zamanlarda bile asla CHP tutumuna muhalefet etmediler. 1950 Den itibaren CHP nin görünüşte müzmin muhalefet, gerçekte iktidar olmasını sağlayan kurumlardan oldular.

Bu yarı resmi (yani görünüşte sivil gerçekte resmi) kurumların kitleselliği 'mecburiyetle' sağlanır. Kanunla üyelik mecburiyeti olanları olduğu gibi, mesleğinizi icra edebilmeniz için üye olmak zorunda olduklarınız da vardır. Pek çok devlet kurumu, buralara üyelik belgeniz olmadan size iş vermez. Aidat ödemediğiniz takdirde o belgeleri temin edemezsiniz.

Ben bunların meslek çalışmalarından daha fazla siyasi çalışmalara ağırlık vermiş olmalarına kısa değineceğim. Çünkü böyle işlevlendirilmişlerdir. Bu nedenle çeşitli siyasi partiler tarafından hep, 'ele geçirilmek' istenmiş bunun için çalışılmıştır. Bu nedenle de içinde çeşitli isimler altında siyasi partilerin grupları oluşmuştur. Bu durum da, siyasi mücadelenin platformlarından olmalarına yol açmıştır.
Üyeleri tarafından değil de devlet tarafından işlevlendirildikleri için çoğunun adında 'Türk' ya da 'Türkiye' ibareleri yer almaktadır. Bu sıfatlar ancak resmi izinle kullanılabilmektedir.

Göründüğü gibi aslında demokratik yapılar değildirler. Ama topluma öyleymiş gibi sunulmuşlardır. Ya da zamanında toplumsal bilinç bu düzeyde olmadığı için boşta kalmasınlar şu aydın tayfasını bir arada toplayalım, kontrol altında bulunsunlar mantığı ile oluşturulmuş görüntüsündedirler. Bu durum, 'sivil örgütler iktidarın karşısında olmalıdır' gibi nereden çıktığı belli olmayan bir ön kabule sarılmıştır. Aslında CHP hep muhalefette kaldığı için ona destek verilmesi amacının izahı olarak kullanılmıştır bu 'ön kabul'.

'Türk Tabipler Birliği'nin Afrin operasyonu ile ilgili çıkışı üzerine gözler şimdi bunlara çevrildi. Sadece iktidarın hışmını çekmekle kalmadılar toplumun önemli bir kesiminde de tepki yarattılar. Bu durum, 'demokratik süreçlerin kesintiye uğratılmış olduğu' bir zamanda toplumu sarsıcı bir çıkış olarak izah edilemez. Gerçekle örtüşmüyor. Neden; çünkü samimi bir barış çıkışı olarak değil de, PKK-PYD (KCK) yapılanmasına destek olarak algılandı. Yıllardır coğrafyamızda emperyalizm tarafından Arap Baharının piç edilmesiyle yakılmış savaş ateşlerine karşı suskunlardı.

Sonuç olarak; bir gün bu yapılara neşter vurulması kaçınılmazdı. O gün, bu günmüş. Şimdi kuruluş yasalarında önemli değişiklikler yapılması gündeme geldi. Benim beklentim, yıllardır savunduğum ilkeler -ki bunlar gerçek demokratik temellerde yapılandırılmalarını içeriyor- çerçevesinde yapılandırılmalarında, gizli muhalefet partileri olmaktan çıkmaları yönündedir. Çünkü artık siyasetin her türlüsünün, bazı görüşler için zorlukları olsa da legal olarak yapılabilme şartları var.

Hatta fesih edilseler de üyeleri ya da mensuplarınca yeniden ve kendileri tarafından oluşturulsalar hem daha radikal bir çözüm, hem de daha demokratik yapılar olacaklar. Böylece ancak devlet desteği ile ayakta durabildikleri görüntüsünden de kurtulurlar. Zaten duramıyorlarsa da olmasınlar daha iyi.
Fakat bu durumda içinde bulunduğumuz algı operasyonu ortamına önemli bir malzeme verileceği ve bunun 'demokratik kitle örgütlerinin kapatıldığı otoritarizm uygulaması' olarak sunulmaya çalışılacağı zorlu bir sürece yol açacağı için reforme edilmeleri ve daha demokratik ve sivil kuruluşlar haline dönüştürülmeleri daha doğrudur. Bu reform sonucunda sivil görünüme uyum sağlayamayanlar zaten yaşamda karşılık bulamayacaktır.

Böylece şimdi bu konu, mevcut iktidar tarafında gündeme getirildiğinden, zamanında bu yazı çerçevesinde düşüncelere sahip olmuş olup da şimdi bu tutumu anti-demokratiklik, 'otoriterlik' olarak niteleyecek olanların samimiyeti de sınanmış olacak.