• 6.02.2018 00:00
  • (1394)

 Duygularınızı ve arzularınızı, hayatın gerçekleri ve nesnel olguların yerine koymamaya çalışın...

Türkiye bir sınır ötesi harekat yürütüyor. Desteklersiniz, desteklemezsiniz, eleştirirsiniz ama bir şeyi göz ardı edemezsiniz. Bu halk, bu harekata canı gönülden destek vermektedir. Bunu hiç bir medya organı gizleyemiyor; yok sayamıyor. Yapılan anketlerde harekata destek oranı %90 ların üzerinde. Öyle ki, yöneticilerinin çoğunun gönlünde öyle yatmamasına rağmen CHP yönetimi bile destek açıklaması yapmak zorunda kalıyor. Neden gerçek niyetlerinin destek olmadığını düşünüyorum. Çünkü yaptıkları açıklamaların 'destek' kavramıyla ilgisi çok zayıf. Hatta tersi his veriyor.

Bu harekatın TSK tarafından yapıldığı, bir partiye (tabi ki iktidar partisi kastediliyor) mal edilemeyeceği düşüncesi, burada rant var aman kaçırmayalım endişesini ifade ediyor. ÖSO ya ve Suriyeli sığınmacılara yönelik söylemleri, harekatı 'zayiat' kavramıyla değerlendirme çabaları,bu harekatı güçlendirmeyi değil, zayıflatmayı amaçlıyor. Ama halkın bu büyük desteği karşısında 'destek' mesajı vermeye mecbur kalıyorlar.

Peki halk neden böylesine güçlü bir destek veriyor bu harekata? Bunun bir sosyolojisi yok mu? Tabi ki var. Halkın hisleri, sezgileri ve çıplak gözle gördükleri. Bu, en eski bir topluluk psikolojisidir. Yani tehdidi algılama ve 'savunma' psikolojisi. Bırakın halkları, Sardalya sürülerinde bile var. Oyun öylesine açık oynandı ki, görmek istemeyenler veya oyunu kurmaya çalışanlardan yana düşünenler dışında herkes tarafından görüldü.

İktidar, 'beka meselesi' derken haksız değildir. Kurgulanan oyun böyle bir oyundur. Halkın gördüğü ve algıladığı bunun doğru olduğudur. Eğer bu düşünce gerçekliği ifade etmeseydi, halk buna inanmaz, böyle bir şey yok diyenlere inanırdı. Halkların böyle derin sezgileri vardır. Tabi her söylemleriyle haklara övgüler düzenler, iş gelip pratiğe dayandığında, yani halk onların söylemlerine itibar göstermediğinde, kendilerinin değil, halkın hata yaptığını düşünürler.

Halk ülkesine ve kendisine yönelik tehdidi çok açık olarak gördü ve algıladı. Ülkesi üzerine de planlar yapıldığını, önündeki çok somut deneylerle; Suriye ve Irak'ın başına gelenlerle, yaşadığı hendek kalkışması ve 15 Temmuz deneyi ile,çok iyi anladı. Ve de bu saldırıya kurban gitmemek için mücadele etmesi gerektiğini kavradı. O nedenle de kendisine bu yolda önderlik edecek olanları izleyecek. Bu yoldan dönmesini ve boyun eğmesini isteyenleri değil.