• 9.02.2018 00:00
  • (1668)

 ABD, tarihinin en büyük mali krizinin içinde. Tek çaresi, her ne pahasına para bulup sistemini ayakta tutmaya çalışmak. Bunu üretimini arttırarak yapamıyor. Onun yerine gücünü kullanarak başkalarını haraca kesmeye çalışıyor. Para bulma işi başkan Trump'a düştü. Trump finansmanı sağlasın ki Pentagon generallerinin askeri operasyonları devam edebilsin. Pentagon ise bu operasyonların Amerika'nın dünya egemenliğini perçinleyeceğini ve herkese boyun eğdirip muslukların akışının Amerika'ya çevrileceği hesabında. Halbuki bu operasyonlar bir yandan da büyük maliyetlere yol açıyor. Anlayacağınız aşağısı sakal, yukarısı bıyık.

Bu yolda Trump çelik ithalatına ek vergi getirdi. Tabi Amerika'ya çelik ihraç eden ülkeler itirazı yükseltti. Bunun üzerine de 'çok fazla konuşmayın, yoksa otomobille de vergi koyarım' diye tehdit etti. ABD ye çelik ihraç eden ülkeler arasında Türkiye de var. Amerika da çelik ithalatı azalırsa kar ederiz sanıyor. Fakat çeliğin modern ekonomi de çok önemli yeri var. Trump'ın bu uygulaması bir yandan üretimin düşmesine yol açarken diğer yandan çeliğe dayalı üretim fiyatlarının artmasına da yol açacak. Bu da ABD nin ihracatını olumsuz etkileyecek.

Çelik üretimi çağımızın en önemli ilk madde üretimidir. Modern üretimim büyük kısmı, çeliğe dayalı. Beyaz eşyadan tutun da otomobile, mutfak gereçlerine varıncaya kadar. Avrupa birliğinin temeli de kömür ve çelik birliğidir. 1951 yılında Benelüx ülkeleri ile Almanya, Fransa ve İtalya tarafından kurulmuştur. Çelik en temel ilk madde ise kömür de onu işleyebilmek için en gerekli yakıt maddesidir. Tabi sonraları enerji kaynakları çeşitlendi. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu da giderek Ortak Pazara, daha sonra da Avrupa topluluğu ve en nihayet Avrupa Birliğine evrimleşti. Trump'ın bu kararı en başta Avrupa'yı , onlardan daha fazla para kertmeyi hedef alıyor.

Avrupa geçmişte bu kömür ve çelik yüzünden çok savaş yaşadı. Sonunda baktılar savaşarak olmuyor, bari birleşelim de birlikte işleyelim dediler. Fakat onu da becermiyorlar. Çünkü Almanya ve Fransa patronajı ele almak istiyorlar. Bu da arıza çıkmasına yol açıyor.

Amerika'da kolonileşme zamanında bu kolonilere çay getiren İngiltere idi. İngiltere 1773 de çaya büyük vergiler yükledi. Buna tepki gösteren Amerikan kolonileri olayı protesto etmek için Boston limanına demirlemiş ama koloniciler yeni vergiyi kabul etmediği için çay yükünü limana indirmeyen İngiliz gemilerine çıkarak tonlarca çayı denize döktüler. Bu olaya 'Boston Çay Partisi' denilir. Bunun üzerine İngiltere de Boston  limanını giriş çıkışlara kapattı. İngiltere'ye bağlı Amerikan kolonileri bir çok temel maddeyi bu limandan temin ediyorlardı. İngiltere'nin bu kararı 13 Amerikan kolonisi tarafından protesto edildi. Ardından da Amerikan Bağımsızlık Savaşının başlamasına yol açtı. Amerikalıların çay yerine kahve içme alışkanlığı edinmesini sebebi de bu olaydır. Amerikalılar İngiltere'yi protesto etmek için çay yerine kahveye yöneldiler. O gün bu gündür İngilizler çay, Amerikalılar kahve içmeyi tercih ederler.

Tarihteki hemen bütün savaşların temelinde ekonomik çıkar çelişkileri ve çatışmaları yatar. Trump aldığı bu kararla bombanın pimini çekti. Amerika'ya çelik ihraç eden ülkelerin de eli armut toplamıyor. Onlar da bu karara karşı kendi kararlarını alacaklardır. Bu iş nereye kadar tırmanır bilinmez. Ama Amerika'nın büyük zorluk içinde olduğu bir gerçek. Trump bu kararı aldıktan sonra arkasına yaslanıp kahvesini yudumlayabilir. Ama çelik çatışmasının hayırlı bir sonuca ulaşması kahve içmek kadar kolay olmayacaktır.