• 20.04.2018 00:00
  • (1790)

 Bu CHP yönetiminin partisini getirdiği nokta bir hüsran noktasıdır. Genel başkanı aday olmaya korkuyor. Meral hanım kadar 'ben adayım' diyebilecek cesareti yok. Çünkü kendisine teveccüh gösterilmeyeceğini o da biliyor. Koskoca ana muhalefet partisi seçimlerde gösterecek bir aday bulamıyor. Yani ülkeyi yönetmeye talip değil. Gardı düşmüş.

CHP neden bu durumda? Çünkü hiç bu ülkenin, bu ülke insanının yanında durmadı ki. Her kim bu ülkenin zararına iş çevirmek istediyse onun yanında durdu. FETÖ cülerle iş tuttu. Hendekçilere kol kanat gerdi. Suriye'de Esed'in, Mısır'da Sisi'nin yanında yer aldı. Rusya ile papaz olduk Rusya'nın yanında, iyi olduk karşısında saf durdu. 'Eksen kayması' dediler onu dillendirdi. Batılıların yıkmak istedikleri yönetimler hakkında kullandığı 'diktatörlük' kavramı için ha bire değirmene su taşıdı. Onlardan daha fazla Türkiye'de diktatörlük olduğu tezini işledi. Bunu arzulayanlara ha bire materyal oluşturdu, taşıdı. Ama her seçimde yer aldı. Kazanamayınca seçim sonuçlarına kara çaldı. Meşruiyetine leke düşürmeye çalıştı. Suriyeli sığınmacılara karşı ırkçı söylemler kullandı. Kendini 15 Temmuza bile ait hissedemedi. Darbe girişiminin yenilmiş olmasını içine sindiremedi. Türkiye ile savaşacak olsalar başka ülkelerin safında olmak isteyen milletvekilleri var. Daha ne diyeyim.

Hadi fazla saymayayım. Bunları yaparken ne ülke için, ne bu ülkenin insanı için hayırlı bir söz etmedi. Yönetime gelse neyi nasıl yapacak, yaşamı insanlar için kolaylaştıracak hangi projelerin peşinde hiç bunları konuşmadı. Konuşmadı ne demek o işlere kafa bile yormadı. Yapılanlara ise tiksinerek baktı. Hiç hayra yormadı.

Ne ekersen onu biçersin. Şimdi gelinen noktada memleket yönetimine talip olamıyor. Talip olmak ne demek ülkeyi yönetmek üzere bir aday dahi bulamıyor. Genel başkanı yaptıklarının sonucunda ne kadar oy alabileceğinin farkındadır. O yüzden 'aday ol' çağrılarına tınmıyor bile. Yoksa genel başkanlık da elden gidecek. O kendisi için ikbal peşinde. Çünkü 'kim bana oy verir' diye düşünüyor. 'Toparlayıcı' bir aday arıyor. Çünkü O, CHP yi bile 'toparlayamayacak'. Çünkü sadece kendisi ana muhalefet lideri kalabilsin diye Erdoğan düşmanlığına yaslandı, kin ve nefreti körükledi. Bu eğilimde olanları sakinleştirmek yerine onları kışkırttı. Daha da düşmanca düşünmeye itti.

Ülkesinin hayrına kafa yormayan, söz söylemeyen partisinin hayrına kafa yorar mı? İşte şimdi partisini getirdiği nokta bu noktadır. Havlu atma noktası. Onun yanındaki yönetim arkadaşları da onun tellerinden çaldılar. Bunları, kendilerini ülke yönetmeye alternatif bir parti haline getirecek diye yönetime taşıyan CHP liler de şimdi ne yapılacağını kara kara düşünmek zorunda. Zaten pek çok 'gerçek' CHP li ya partiyi terk etti ya da partiden atıldı. Partide kala kala bu Amerikancı FETÖ cü çizgiye yakın olanlar, ya da bu siyasi çizgiye sempatik bakanlar kaldı.

Elbet bütün bu gelişmelerin bir sonucu olacaktı. İşte şimdi o izlenen politikanın sonuçlarının hasat edileceği zamana geldik. 24 Haziranda ürünlerinin ne olduğunu görecekler. Belki de ben yanlış düşünüyorum. Belki de onların izlediği politikalar doğru idi. Belki de 24 Haziranda hiç kimsenin beklemediği bir hamle yapar herkesi şaşırtır, nasıl doğru politikalar izlemiş olduklarını kafamıza vururlar.