• 3.02.2015 00:00
  • (26926)

 Yıllardır yapılan transferler ve ardından bu transferden zarar edilmesi ile oluşan kısır döngüyü bozmak için mükemmel bir gol fırsatı oluştu. Golün asisti ise Uzakdoğu ve Arap Yarımadası'ndan.

     Özellikle son 5 yıllık süreçte her yıl bir öncekinden daha fazla olmak üzere bazı oyuncular TR'den sonra  Arap Yarımadası'na veya Çin'e doğru yol almaya başladı. Bu oyunculardan ilk akla gelenler Arap Yarımadası'na giden Keita, Tabata, ardından son 2-3 yılda Adrian, Tuncay, Stoch, Dia, Niang, Henrique ve son olarak ise Demba Ba.

       Gördüğünüz üzere Avrupa'ya yılda 1 oyuncuyu kar ederek gönderen bir Türk futbolu gerçeğini baz aldığınızda aslında ciddi bir Uzakdoğu-Türkiye ve Arap Yarımadası-Türkiye köprüleri oluşmuş durumda. Ve bu köprünün kalıcı olacağıda gözüküyor. Bunun en büyük örneğide  şuan ligimizde yer alan bazı oyuncuların ve menajerlerinin açıklamaları oluşturuyor. Egemen'i Birleşik Arap Emirlikleri'nden istiyorlar dediler, Alparslan Öztürk ve Ersan Gülüm için ise Çin takımlarının ilgisinin olduğu ilk ağızdan teyit edildi.

        Görüldüğü gibi bize yeni bir kapı açıldı. Değerlendirebilirsek eğer yıllardır transferlerde kaybettiğimiz milyon euroları tekrardan kazanabileceğimiz bir kapı. Üstelik bu kapı sadece yukarıda bahsedildiği üzere oyuncu transferleriyle de sınırlı kalmıyor. Bülent Uygun'u Umm Salal'a göndererek Teknik Direktörler bazındada bir hareket söz konusu oldu. Devamının geleceğine inanıyorum.

      Ve ayrıca en büyük kazanç getirecek bir diğer nokta ise uzak doğulu büyük ve "paralı" sponsorlar. İşte asıl kazanç burdan sağlanacak. Bakınız Nikon ve Huwaei markaları Galatasaray'a sponsor olarak , TOYOTA'da Beşiktaş'a sponsor olarak ülkemizde bu alanda ilk yer tutanlar oldular. Kim bilir belki yarın genellikle büyük kuluplerin sponsorları olan Samsung'u da göreceğiz formalarımızın göğüs reklamlarında.

       Bu gelen fırsatı kaçırmamak adına takımlarımız harekete geçmeli ve o pazarlara açılmalıdır. Her bir kanat çırpma, bir fırtına olarak geri dönecektir bu pazarda. Hazırda bu kadar ilgileri söz konusuyken takımlarımız ciddi şekilde buralara eğilmelidir.  Bunu da  mesela yaz kampları için oralara giderek veya oralarda düzenlenen hazırlık turnuvalarına katılarak, maçlar yaparak veyahut spor okulları açarak vb  daha bir çok proje ve faaliyetler yürüterek gerçekleştirebilirler. Ayrıca bu fırsat karşısında çabalaması gereken yalnız takımlarımız değil birde TFF'ye büyük sorumluluk düşmektedir. Bir şekilde ülke futbolunu oralara pazarlamalıdır. Televizyonlarla, o ülkedeki denktaşlarla çeşitli görüşmeler ile iyi ilişkiler kurmalı ülkeleri birbirlerine yakınlaştırarak o pazarda bilinirliğimizi arttırmalıdır.