Öngörülemez siyaset üzerine tahminler ve olasılıklar

  • 11.01.2022 06:32

Kalabalık bir grubun beklentisi, 2022’nin bahar aylarını takip eden süreçte Erdoğan baskın seçim yapacağı.

Daha temkinli çevreler ise Erdoğan’ın erken seçim yapmak için ekonomik şartları geçici olarak bile düzeltemeyebileceğini söylüyor.

Kısacası Türkiye’de öngörülebilir siyaset “ya erken baskın bir seçim yahut zamanında seçim olacaktır” şeklinde özetlenebilir.

Ancak, içinde yabancılar da olmak üzere çeşitli uzmanlar da Türkiye’nin öngörülemez bir sürece gireceğini söylüyor.

Öngörülemez alan bildiğimiz yöntemler (örneğin baskın seçim) dışında yolların siyaseti belirlemek için kullanılması demek. Şiddet, seçimlerin iptali veya ertelenmesi gibi yöntemler öngörülemez alana giriyor.

Bu olasılıkları insanlara düşündüren soru sır değil: 

Erdoğan şartları lehine dönüştüremezse iktidarda kalmak için öngörülemeyen şeyler yapar mı?

Örneğin, seçimleri lağveder mi? Mesela bazılarının ima ettiği gibi bir toplumsal kaos çıkarıp fiili durum oluşturup Türkmenistan tipi bir rejime geçer mi?

Erdoğan elbette otoriter bir lider. Ancak öte yandan Erdoğan iktidara geldiğinden beri sürekli toplumsal destekle yürümüştür.

Ayrıca olumsuzluklara rağmen %32 (ve gözü hala AKP’de olan %7,5 kararsız) büyüklüğünde bir kitle Erdoğan’ın peşinden (bugün itibarı ile) gitmektedir.

Erdoğan iktidardan düşse bile ülkenin en büyük siyasi partisi olarak kalma ihtimali var. 

Dolayısı ile pek çoklarının sandığı gibi iktidardan düşmüş bir Erdoğan’ı – bu destek arkasında kaldıkça – saf dışı bırakmak kolay olmayacaktır.

Şimdi olur mu olmaz mı tartışmasını bir kenara bırakıp zihin jimnastiği yapalım.

Diyelim Erdoğan bütün çabalarına rağmen ekonomik sorunları çözemedi. Ülkede şartlar daha vahim hale geldi ve bu koşullar altında bir seçime gidildi. Kaybedeceğini öngören Erdoğan da olağanüstü yollarla iktidarda kalmak için planlar devreye soktu.

Bunlar ne olabilir?

Aşağıda bu konular üzerine spekülasyonlar yapacağım. Adı üstünde bunlar spekülasyon. Dolayısı ile iç mantıklarında siyasi ve hukuksal boşluklar olacaktır.

YSK üzerinden: Türkiye’de seçimler kollektif bir eylemdir. Bağcılar da bile bir sandığın etrafında yetkilisi, partilisi, gözlemcisi neredeyse yirmi kişi oturur. O sandıklara müdahale ile seçimi değiştirmek kolay değildir.

Ancak İstanbul seçiminde gördüğümüz üzere YSK üzerinden seçim değiştirilebilir.

Diyelim ki Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Muhalefetin adayı %50,8 ile kazandı. Ancak YSK seçimin galibini Erdoğan ilan etti. Artık “Erdoğanist” olan devlet kurumları da buna destek oldu. Örneğin TSK, Yargıtay ve diğer kurumlar Erdoğan lehine açıklama yaptı. Sokağa çıkmamak konusunda kararlı olan muhalefet de diyelim evde oturup bekledi. Erdoğan ise destekçilerini meydanlara davet etti. Onlar da şehir merkezlerinde kutlamalara başladılar.

Ancak böyle bir seçim kazanmanın ülkede sonu gelmez bir istikrarsızlık getireceği açıktır.

Seçimleri erteleme: Seçimi kaybedeceğini düşünen Erdoğan bir iki iç ve dış politik manevra ile siyasal gerilim meydana getirip seçimleri erteleyebilir.

Ancak böyle bir karar Erdoğan’ın uzun vadede seçimden kaçtığı algısını güçlendirecektir.

Kaosla diktatoryal rejim: Kurgu bir senaryo ile bir sokak hareketliliği yahut düzmece bir askeri isyanla Erdoğan, milli güvenliği bahane ederek bir diktatoryal rejimi geçici de olsa ilan edebilir.

Ancak bu da Türkiye’nin altı ay içinde açlık ve tahammül edilemez pahalılık ile yüzleşmesi anlamına gelir.

Muhalefeti hapsetmek: Bu yöntemde (Demirtaş’a yapıldığı üzere) güçlü başkan adayları siyaseten menedilebilir yahut hapse konulabilir. Örneğin Ekrem İmamoğlu ve/veya Mansur Yavaş siyaseten yasaklanır ve aday yapılmazlar. Muhalefet daha zayıf adaylarla seçime girmek zorunda kalabilir.

Bu yöntemin de büyük riskleri var. Çünkü böyle bir durumda zayıf olarak görülen adaylar üzerinde de tepki oyları toplanacaktır. Ancak siyasi tarihimiz böyle olağandışılıklara imkân veriyor.

Kürt kartı: Erdoğan, Kürt konusunda yeni bir masa kurabilir. Demirtaş hapisten çıkıp başkan adayı olarak seçime girebilir. Öcalan bir mektup yazıp Demirtaş’a oy verin diyebilir.

Erdoğan bunu başarabilirse muhalefet bloğuna zarar verebilir.

Sistem değişikliği: Yenisi seçilene kadar Cumhurbaşkanı Yardımcısı duruma vekalet ederken Erdoğan istifa edip AKP’nin başında parlamento seçimlerine girer. Muhalefet bu resti kabul etmek zorunda kalır. MHP ile tek liste girilen seçimden %40 oy alınarak tekrar hükümet kurulabilir yahut sistemde güçlü bir yer işgal edilir.

Buraya başka hayali senaryolar da eklenebilir.

Kanaatim bu tip olağanüstü senaryoların, üstelik halkın yarısının katı biçimde Erdoğan karşıtı bir ülkede, Erdoğan’ın orta vadede bile işine yaramayacağıdır. 

Erdoğan, bu yüzden sınırlı olağanüstü koşullar yaratmayı deneyecektir.

Erdoğan’ın birincil ajandası baskın bir seçim ve sınırlı olağanüstülük ile uluslararası meşruiyeti tam olarak yok sayılmayacak bir iktidar kurmayı denemektir.

Türkiye’deki ‘demokrasi oyununu’ tamamen bozmanın kendi işine de yaramayacağını Erdoğan’ın öngöreceğini düşünüyorum. Eğer bu öngörüm yanlış çıkarsa Erdoğan’ın kendi menfaatlerini bile hesap edemeyecek kadar akıl dışına çıktığını kabul etmemiz gerekir. 

Böyle bir akıl dışılık, Erdoğan’a kısa vadede pek az şey kazandırırken uzun vadede pek çok şey kaybettirir.

Böyle bir akıl dışı siyaset Türkiye’nin dünyadaki ‘anlamını’ da değiştirecektir.

Bu bağlamda Türkiye aydınının Almatı’daki Rus askerinin neyi sembolize ettiğini düşünmesi gerekiyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar