Bugün Düzce’mizde çok güzel bir atmosfer vardı. Düzce’mizi ulusal temelde temsil eden spor ekibimiz, Düzcespor’umuz, 12 Nisan 2015 tarihinde, Avcılarspor’u yenerek şampiyonluğu üstlenmiş oldu. Ekibimize ve Düzce’mize hayırlı ve uğurlu olsun.

            Bütün gün kutlamalar devam etti gecenin son saatlerine kadar hatta ben bu yazıyı kaleme alırken de hala kutlamalar devam etmekte… Sokakta eğlenceler, kornaların bir arada çalarak Düzce’mizin sokaklarını adeta bir karnaval alanına döndürmeleri, her yer kırmızı - lacivert renklerle donatılmış.

            Lakin bu kutlamaların ardında gözlerden kaçmaması gereken ufak detaylar da mevcut. En önemlisi elbette şampiyonluğu bizlere hediye eden güzide futbolcularımız. Ancak nedense, futbolcularımız hep deklanşörlerin peşi sıra kesilmeyen çekimlerinde hep arka sıralarda yer almaları… Bana en çok futbolcularımızı desteklerinden mahrum bırak(may)an Düzce’mizin güzide bürokratlarını aklıma getirdi. Sonra deklanşörlerin çekimlerini yaparken gördüğüm tabloda da en çok onların yer alıyor olması, sporumuza ne kadar destek verdiklerini bir kez daha bize kanıtlamış oldu.

            Ve gelelim belki de yıllardır çözülemeyen en meşhur ve bütün Türkiye toplumunun hala çözemediği ve sorun olmaktan çıkamayan kutlama çeşitlerine… Hepimiz televizyonlarda izleriz, gazetelerde okuruz; lanetleriz kör bir kurşuna mal olan canlara dert yanarız hep… Hani deriz ya… yoluna gitti. Bizler neden hala güzellikleri iyilikleri, kötülüklere çevirmekteyiz? Bizler neden hala doğal bir kutlama varken, eğlenmek varken; neden hala ellerde silahlar sokaklarda çıkarız havaya ateş açarız?

            Öncelikle, bu duruma bilimsel bir açıklama getirmek isterim. Psikoloji bilimi der ki, futbol maçında şampiyon olan takım egemen olan takımdır. Ve bir nevi erk’i yani gücü sembolize eder. Ve şampiyon olan takım gücünü bütün herkese göstermek ister, tıpkı çocuğu olacağını öğrenen baba gibi. Baba çocuğu olacağını öğrendiğinde, nasıl sevinç çığlıkları atıyorsa ve ne yaptığının farkında değilse, bir futbol taraftarı da aynı hareketle ne yaptığının farkına varamaz, desteklediği takımın şampiyon olmasından sonra.

            Bunun ötesinde diyebileceğimiz tek bir şey var: Silahlar sussun Düzce coşsun!

           

  • Abone ol