Gürbüz ÖZALTINLI
Gürbüz ÖZALTINLI

Gazete: Serbestiyet.com

Hrant’ın öğrettikleri

  • 24.01.2012 00:00

 Politik olarak çökmüş, inandırıcılığını kaybetmiş statü cephesinin ahlaki sefaleti yeni bir durum değil; her türlü riyanın, yalanın, çarpıtmanın göz kırpmadan tedavüle sokulduğunu biliyoruz. Hrant kararı, bu yüzsüzler korosunu çok heyecanlandırdı. Karar ile Anayasa referandumu arasında ilişki kurmaya yeltenmekten tutun, Başbuğ’un tutuklanması ile kararı aynı sepete koyup, Başbuğ’a haksızlık yapıldığının kanıtı olarak telaffuz edebilecek kadar arsızlaşan sesler geliyor bu çevreden.

Adam, kalkmış “‘Yetmez ama evet’çiler de Hrant’ı anma yürüyüşüne gelmişlerdi, pişmanlardı eski tutumlarından” diye yazıyor. Hrant’ın arkasından demokratlara ateş etmeye kalkıyor. Hrant senin umurunda mı? Hrant’ın kararı üzerinden hükümeti aşındırma fırsatının kokusunu almasaydın seni o meydana getirmek, dava üzerine iki çift söz söyletebilmek mümkün olabilir miydi? Biz beş senedir“gerçek katiller bulunsun” talebinin peşinde koşarken sen neden yanımızda değildin? Sen gerçekten Hrant’ı katleden örgütün ortaya çıkartılmasını istiyor musun? Peki, o cinayetlerin planlanıp kotarıldığı karanlıklardan, çeteler birer birer hesaba çekilirken nerede saf tuttun? Yarın Hrant davasının yönü değişir, yolun ucu Silivri’ye dayanırsa, senin yine “komplo” masalı okuyan korodaki yerini alacağından emin değil miyiz sanıyorsun?

Yürüyüş daha kalabalık olurmuş... Ama insanlar iktidarın baskısından korkuyorlarmış... Kameralardan, polisten, “enselenmekten” endişeleniyorlarmış...

Senin takım oralara hiç gelmedi ki. Senin takımı biz en son Cumhuriyet mitinglerinde gördük. Göreve çağırdığı ordusunun “kâğıttan kaplan” olduğuna karar verince, hayal kırıklığıyla içine çekildi. Şimdi sen ve senin gibi yazanların ucuz demagojisiyle teselli bulmaya çalışıyor. Seni geçelim. Seni zaten tanıyoruz. Hrant’ın kaybından öğreneceğimiz daha ciddi dersler var.


Hrant tecrübesi
, derin ve yavaş ilerleyen toplumsal değişimin, beklenmedik biçimde görünür hale geldiği eşikleri barındırıyor.


Önce, cinayeti planlayanlar yanıldılar. 
Ermeni kimliği nedeniyle Hrant’ın cenazesinin kaldırımda sahipsiz kalacağını sanmışlardı. Genelkurmay, medya, yargı ve mahkeme basan “sivil”ler eliyle,“içerisi” cinayeti hazmedecek kıvama getirilmişti. Ermeni sokakta vurulur, ülke sırtını döner yürür giderdi. Avrupa Türkiye’yi azarlar, içeride milliyetçi dalga yükseltilirdi. Hükümet Avrupa’yla karşı karşıya gelirdi... Olmadı. Hrant’ın cenazesi, o ahmak katillerin göremediği toplumsal değişimi görünür kılan bir sürpriz oldu. Plan çöktü.


Şimdi de, bu kararı üretenler, bu kararın adım adım oluşturulmasına sessiz kalanlar yanıldılar. 
İki üç “okeyci” serseri içeri atılır, “ihmal edilebilir bir çevrenin homurtusu” göze alınır, mesele kapatılırdı. Bir Ermeni cinayeti üzerinden devletle salkım saçak bir çatışmanın içine dalmanın riskine değmezdi. MİT’inden, valisine, Trabzon- İstanbul Emniyet’inden, Jandarma’sına kime çarpacağın belli olmayan bu labirentten uzak durmak daha doğruydu. Kısacası, Balyoz, Andıç, Bitirme planları el altındayken, Hrant davası, cuntayla, Ergenekon’la mücadelede çok elverişli bir enstrüman değildi. Milyonlarca Müslüman’ın oylarıyla yükselen hareketin, herhalde bir Ermeni cinayeti için devletin üstüne yürünmedi diye destek kaybı olmazdı.

Türkiye, bu hesabı da bozdu. Öyle bir bozdu ki, karar ortada kaldı. Hâkim bile kanal kanal dolaşıp kararın içine sinmediğini söyledi durdu.

Ertesi gün neredeyse tüm medya kararla dalga geçen manşetlerle çıktı. Karar, verilirken öldü. Ölü doğdu...

Beş yıl susan; daha geçen sene “davayı umursamıyorsunuz” eleştirilerine “katilleri hemen yakaladık, gerisi yargının işidir” cevabı veren Başbakan, davanın ortada bırakılmayacağını taahhüt etmek zorunda kaldı.

Bu nedenle, geçen hafta bitirirken, siyaset sektörünün kendisinden çok, o sektörün oyuncularını etkileyen sivil süreçlerin önemine inandığımı yazmıştım. Buna, şimdi daha çok inanıyorum.

İki yeni durum göze çarpıyor:

Öncelikle; son on yılda siyasetin toplumla ilişkisinde kurduğu dil, kimlikler üstü, siyaset üstü bir vicdan oluşmasının önünü açtı. Otoriterizme karşı özgürlükçülük; ayrımcılığa karşı adalet temaları yeni bir algı yaratmaya başladı. Somut, travmatik olaylar karşısında görünür olan, elle tutulmaz kolay sezilmez bir ruh oluşmaya başladı sanki toplumda. Kimse “benim tabanım farklı” tesbitine kolaylıkla güvenemez gibi gözüküyor. Evet, biz (Mazlumder’in saygın tutumunu selamlamakla birlikte) Hrant’ın anılışında başörtülüleri pek görmüyoruz yanımızda, doğru. Ama, muhafazakâr medyanın karara kayıtsız kalamayışının da bir toplumsal karşılığı, sebebi olmalı.

İkincisi; otoriter statükonun çözülmesiyle birlikte, siyaset sektörünün toplumsal taleplere daha duyarlı hale geldiğini kabul etmek gerekir. Demokratikleşmenin umulan ödülü de budur zaten. AKP, bunu yapabildiği için en yakın rakibini açık ara ezdi geçti.

Değişim; uzun, kolay ölçülemez, inişli çıkışlı bir süreç. Nereden baktığınıza bağlı olarak iyimser ya da karamsar olabilirsiniz.

Cinayet korkunçtu. Yargılama da onun kadar dehşet verici oldu.

Ama, toplumun verdiği tepki, bu tepkinin siyaset katında bulduğu yankı öyle olmadı.

Umut da burada zaten.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Ad Soyad Giriniz...
    Ad Soyad Giriniz...
    27.01.2012 12:59

    SAYIN GURBUZ OZALTINLI SIZE KATILIYORUM AMA MERAK ETMEYIN ISTE FRANSA GIBI AVRUPA ULKELERINDEN INKARCI YASASI CIKARILIP TARIHINLE YUZLES DIYEDE ZORLAMALARA MARUZ KALIP REZIL ETTIRILIRLER YAZIKKI SIZLER GIBI AYDINLARDA GUMBURTUYE GIDIYOR

Çok Okunanlar

Rant değil belediye yararı

Rant değil belediye yararı

  • 16.11.2022

Resmi İlanlar